Ah bu Canan Karatay

Canan Karatay ya devrimin ne olduğunu bilmiyor ya da tüm toplumu hasta zannediyor, yoksa 'Bu ülkede ekmek yememe devrimi yapılması gerekiyor' der miydi?
Ah bu Canan Karatay

Perşembe sabahı Hürriyet Gazetesi’nde Ayşe Arman’ın köşesinde ‘Bu ülkede ekmek yememe devrimi yapılması gerekiyor’ başlığını görünce bir bu eksikti dedim. Sonunda Karatay Hoca bunu da yaptı. ‘Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler’ diyen Marie Antoinette gibi tarihe geçti!

İç Hastalıkları Uzmanı Profesör Doktor Canan Karatay popülerleşmenin yolunun televizyon starları, polemikçi yazarlar gibi  kavgadan, keskin cümlelerden geçtiğini öğrendi. Her geçen gün de bu yöntemin dozunu arttırıyor. Hatta bunu daha önce yazdıklarına ters düşse bile yapıyor!

Yoksa Türkiye gibi kültüründe tahılın, yufkasından tandırına mayalısından mayasızına her çeşit ekmeğin çok özel bir yeri olduğu, hatta nimet sayıldığı bir ülkede ‘Ekmeği tümden yasaklamak’ anlamına gelen bir cümle sarf eder mi?

Hadi kültürü bir yana bırakalım ama asgari ücretin bin lirayı bile bulmadığı, sofralara oturanların ekmekle tahıl ürünleriyle doyabildiği bir ülkede bunu söylemenin tam anlamıyla saygısızlık, acımasızlık olduğunu bilmez mi?

İnsanlar ne yapsın, kilosu en az 50 liradan et mi yesin günde iki kez, yoksa ucuz diye GDO’lu, bol hormonlu, antibiyotikli tavuk mu? Ya da Karatay Hoca 250 gramı 28 lira olan ithal kinoa mı öneriyor, moda diyetisyenler gibi...

Canan Karatay’ın röportajında feyz aldığını söylediği, geçtiğimiz Mart ayında 63 yaşında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Ahmet Aydın, , ‘7’den /70’e Taş Devri Diyeti’ kitabının ‘Ekmek’ bölümünde yaklaşık 10 bin yıl önce Anadolu ve Mezopotamya’da tarım devriminin başladığını söyler.

Aydın’ın vurguladığı gibi göçebe hayattan yerleşik yaşama geçmemizi yani bir anlamda uygarlığı başlatan tahıllar bugün dünyanın vazgeçilmez besin kaynağı. Dünya nüfusunun neredeyse yüzde 60’ı enerjisini tahıllardan sağlıyor. Evet, beyaz ekmek zararlı ama tam buğday unundan geleneksel yöntemlerle yapılan ekmekler değil.

American Journal of Clinical Nutrition isimli tıp dergisinde bir grup bilim insanı tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre beyaz ekmek, mısır şurubu ve rafine şeker bağımlılık yapıyor. Ama tam tahıllar, bakliyat sebzeler ve bazı meyveler kan şekerini yavaş yavaş yükseltiyor, tok tutuyor ve acıktırmıyor.

Zaten Canan Karatay daha önce ‘Karatay Mutfağı/Kalıcı kilo verdiren yemek tarifleri’ kitabında da kimyasallar barındıran beyaz ekmeğe asla diyordu. Kilo sorunu olmayanların etli ekmek, lahmacun, yufka ve tandır ekmeğini azar azar yiyebileceğini söylüyor, keşkek ve bulgur tüketmeyi de özellikle öneriyordu.

Sağlık İçin Yemek/ Kınıklıoğlu Diyeti kitabının yazarı Doktor Murat Kınıklıoğlu da “Günümüz beslenme sisteminde tahılı devreden çıkarmak neredeyse imkansız. Ancak olabildiğinde az tüketmeye çalışmalı, rafine edilmiş tahılları, beyaz ekmeği ve beyaz undan yapılmış pastane ürünlerini mümkün olduğunca az yemeliyiz” diyor. Böylesi sağduyulu önerilere şapka çıkarırız.

‘Hasta Etmeyin Adamı’ kitabının yazarı Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta’ya göre ekmekte bulunan 17 katkı maddesinin tümü yasaklanmalı. Beyaz ekmek, mısır şurubu, rafine şeker gibi glisemik endeksi yüksek besinler az tüketilmeli ya da hiç yenmemeli. Tam tahıl unundan yapılmış ekmekleri ise yememiz gerekiyor.

Bir ülkenin beslenmesinde buğday başta olmak üzere bizim kadar önemli olmayabilir. Uzak doğulular pirinç, kıta Avrupası patates, Amerika kıtası mısır ile ikame edebiliyor buğdayı ancak onlar da bilindiği gibi masum değil!

Benim kendi adıma bilim insanlarından, yeme-içme konusunda çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarından, kanaat önderlerinden beklediğim neler yapılabileceği konusunda yol gösterici olmaları, çözüm önerileri getirmeleri.

Yiyecek içecek sanayi var olduğu sürece beslenme sağlık ilişkisi üzerine yapılan araştırmalar, bilinçli ya da bilinçsiz provokatif yaklaşımlar belli ki hiç bitmeyecek. Açlığın hala kol gezdiği bir dünyada yaşıyoruz. Tüm beslenme sistemimizin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Ama unutmayalım ki 1990’larda GDO’lu ürünler çıkmaya başladıktan sonra organik ürünler ve doğal tarım bilincinde artış oldu.

Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok belki ama şu an ‘Ekmeği yasaklayalım, hayatımızdan çıkaralım’ demek başka seçeneği olmayan insanlara haksızlık. İyi temiz adil ve sağlıklı gıdaya ulaşmak hepimizin hakkıysa bu topraklarda hala var olan genetiğiyle oynanmamış buğdayların gün yüzüne çıkarılıp ekilmesine, tam buğday unuyla yapılmış, sağlığa zararlı katkı maddelerinden arındırılmış ekmeklerin üretimi ve ulaşılabilir fiyatlardan satılması için enerjimizi harcayalım, çalışalım.

Kırmızı et, beyaz et balık tüketin demek de yetmez, hormonsuz, antibiyotiksiz, GDO’suz ürünlerle mi besleniyor bu hayvanlar onları da denetleyelim. Bu ülkenin her alanda yasaklarla geldiği nokta ortada. Yasakları hayatımızdan çıkaralım artık...