Arnavutköy'de gerçek bir İtalyan lokantası

Arnavutköy'de gerçek bir İtalyan lokantası

Arnavutköy’ün ara sokaklarından birinde bir buçuk yıl kadar önce açılan Antica Locanda’ya, yemek söz konusu olduğunda çok güvendiğim bir arkadaşımın önerisiyle gittik. Lokantada buluşmak üzere sözleşmiştik ama tesadüfen yolda karşılaşmasaydık ancak sora sora yerini bulurdum.
Taksiarhi Rum Ortodoks Kilisesi’nin hemen yanında yer alan Antica Locanda’nın binası bir zamanlar kilisenin müştemilatıymış. Daha sonra ekmek fırını olarak kullanılmış. Birkaç yıl önce de gayet başarılı bir biçimde restore edilmiş. Klasik İtalyan tarzı dekore edilen lokantanın bir giriş iki de asma katı var.
Kapıdan içeri girer girmez burası manzara değil yemek satmaya niyetli bir yer, yemekler iyi olmalı diye içinizden geçiriyorsunuz. Zaten yemeklere başladığınızda yanılmadığınız anlaşılıyor.
Mönü kartı Antipasta/ Başlangıçlar, Primi piatti/ Ara sıcaklar, Secondi piatti/ Ana yemekler ve Dolci freschi/ Tatlılar olmak üzere dört bölümden oluşuyor.
Mönüye bakarken her bölümde en fazla yedi-sekiz yemek olduğu için kafanız karışmıyor, içiniz sıkılmıyor nasıl karar vereceğim diye. Öğlen yemeklerinde pizza da var. İtalya’da bu tarz bir lokantada pizza servisi yapılmaz ama şef bizlerin ne kadar pizzaya düşkün olduğumuzu bildiği için böyle bir farklılık yapmayı uygun görmüş olmalı. Arkadaşlarım, ‘Beyaz trüf aromalı yerelması çorbası’ ve ‘Venedik usulü ördekli fetuccine’ söylediler. Ben de seçimimi Muskatla aromalandırılmış krema soslu balık dolgulu taze fagottini olarak yaptım. Tabii her zamanki gibi birer yudum da olsa tüm gelen yemeklerden tattım. Hepimiz seçimlerimizden memnun kaldık. Annemin kıymalı domates soslu eriştesinin tadını aldığım ördek eti soslu fettucine biraz fazla yağlı ve ağır geldi. Eğer ben ısmarlamış olsaydım ana yemeğime yer kalmayabilirdi.
Ana yemek olarak ise ‘Fırında karışık otlar ve zeytin ezmesiyle pane edilmiş kuzu pirzola’, ‘Ossobucco’ ve Gorgonzola peynirli ve porçini mantarlı sote dana fileto seçtik. Tabii ki sofranın yıldızı her zamanki gibi isabetli seçim yapan arkadaşımın İtalyan tarzı dana inciği Ossobucco idi. Tatlılarımız da muhteşemdi. Ev yapımı günlük dondurmaları, meyve sorbesi ve klasik tiramisu için bile Antica Locanda’ya gidilir.
Aşkın peşinde İstanbul
Mutfağın başında birçok İtalyan şef gibi kalabalık bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen ve yemeğe tutkun kadınların lezzetleriyle büyüyen Gian Carlo Talerico var. Toscana’lı bu ünlü şefin İstanbul’a yerleşmesinin nedeni aşk. Zaten Antica Locanta’yı eşi Beldan Erkkul ile birlikte açmışlar.
İstanbul’da adı yabancı mutfaklar arasında İtalyanlar başı çeker ama çoğu zaman gittiğinizde yedikleriniz İtalyan esintili yemekler olur. Cevap da hazırdır: “Şefimiz Türk damak tadına uyarladı efendim”. Antica Locanda’da ise farklı bölgelerinden örnekler sunan gerçek İtalyan yemekleri yapılıyor.
Fiyatlara gelince Antica Locanta ucuz bir yer değil. Ama artık İstanbul’da alıştırıldığımız fiyatlar. Hatta birçok yere göre yemeklerin kalitesiyle ölçüldüğünde makul denebilir. Başlangıçlar 18- 38 lira; sıcaklar 20- 40; ana yemekler de 35- 50 lira arasında. Şarabı abartmaz, başlangıçları ve tatlıları paylaşırsanız kişi başı 100- 150 TL civarı hesap ödeniyor. Türk şaraplarında pek fazla çeşit yok ama İtalyan şarap listesi gayet başarılı.
Antica Locanta’nın tek eksikliği canlılık, her şey çok sakin ve durgun ilerliyor. Şefin arada sırada, mutfaktan ayrılıp müşterilerin arasına karışmasında yarar var..

Tel: 0212 287 97 45

Yemek ve sanat birlikteliği
Park Hyatt Maçka Palas Oteli’nde açılan ‘Aşçının Tuvali’ sergisinde ünlü İngiliz şef Alan Coxon’un yemek yaratım öyküsü anlatılıyor. Fotoğrafçı Yavuz Petek, Coxon’la birlikte Unilever Food Solution’un profesyonellere yönelik yemek atölyesi Chef’Inn’nin mutfağa girerek baştan sona yemeklerin tüm yapılış aşamalarını fotoğraflamış. Petek, sonra da stüdyosuna girerek kendi sanatını konuşturmuş. Ortaya yağlıboya tablo etkisi veren ilginç fotoğraflar çıkmış. Nişantaşı’na yolunuz düşerse sergiye bir göz atın, ardından İstanbul’un en iyi lokantalarından biri olan The Prime’da bir şeyler atıştırmak da iyi fikir olabilir. Yakında bahçesi de açılıyor. Tel: 0212 315 12 34

31 yaşın olgunluğuyla İstanbul Film Festivali
Bu sayfa hepinizin bildiği gibi yeme-içmeye ait ama cuma akşamı onur ödüllerinin dağıtıldığı, festival programının özetlendiği açılış gecesinden söz etmeden edemedim. İstanbul Film Festivali’nin neredeyse son 25 yılına şahidim. Ama ilk kez “Bu yıl açılış akşamında şu aksaklık vardı” diyemedim. Sahne düzeni, sunucular, dozunda konuşmalar, onur ödülü verilecek isimlerin seçimi hepsi mükemmeldi. Hani derler ya 30’lu yıllar olgunluk yaşıdır diye. 31. İstanbul Film Festivali de sanki dün akşam başka bir boyuta geçti. Artık seçtiği filmler kadar organizasyondaki başarısıyla da konuşulacak ve birçok festivalin açılışına örnek olacak gibi görünüyor. Tüm İKSV ve özelinde film ekibini kutluyorum. Bu yıl sinemaseverlerin işi de çok zor. 200’ün üzerinde filmin yer aldığı listede birbirinden ilginç kaçırılmaması gerekli film var.