Asmalımescit, Karaköy derken yeni durak Nişantaşı

Yeme-içme dünyasının starlarından Arda Türkmen yatırımcı ortaklarıyla yeni yılın ilk günlerinde Nişantaşı'nda Central isimli bir cafe-restoran açtı...
Asmalımescit, Karaköy derken yeni durak Nişantaşı

Neredeyse baştan sona restoran ve kafelerin sıralandığı Mim Kemal Öke yeme-içme ve buluşma sokağına dönüştü. Bread&Butter, Den Cafe, Delicatessen, Hünkar, Mezzaluna, 40 ‘ıncı yılını kutlayan Şamdan. Ve son olarak da çok sevdiğim, hala kapandığına üzüldüğüm La Brise’in yerine açılan Central Nişantaşı. Bu mekanların hepsi de türlerinin en iyileri arasında sayılabilir. Zaten sokağın geri kalanında sadece sanat galerileri var.

Günün her saati gidilecek bir yer olarak tasarlanan Central, Önder Öztarhan, Arda Türkmen, Kaan Boyner, Okan Can Yantır ve İsmet Büyükyılmazel ortaklığında açılmış.

 

Tabii ki mekanın starı Arda Türkmen. Gelenlerin çok büyük bir bölümü Arda’nın mutfağını görmek, yemeklerini deneyimlemek isteyen hayranları.  O da beklentileri boşa çıkarmıyor. Açıldığı ilk hafta geç bir öğlen yemeğine gittiğim gün bizzat şahit oldum. Tüm güler yüzü ve sıcaklığıyla neredeyse tüm masalarla ilgilendi, konuştu. Şefliğinin yanı sıra çok iyi bir işletmeci ve iletişim uzmanı olduğu kesin.

Arda Türkmen’in adını 2000’li yılların başında açtığı Roka Catering ile duymuştuk. Sonra ardından Issız Adam filminin mekanı olarak hafızalara kazınan Leblon geldi. Asmalımescit’te dışarıya konan masaların yasaklanmasının ardından 2014 yılında kapılarını kapadı. Yerine Karaköy’de Forneria’yı geçtiğimiz yılın sonlarına doğru da yine aynı binanın terasında Mükellef’i açtı. Şimdi de Nişantaşı Central.

Arda Türkmen aslında alaylı bir şef sayılır. Bilgi Üniversitesi’nde İşletme ve Sahne Gösteri  Sanatları Yönetimi okumuş. Ama uzun yıllar Divan’ın Yiyecek İçecek Müdürlüğünü yapan babası Nurcan Türkmen sayesinde çocuk yaşta profesyonel mutfakla tanışmış. Sanıyorum onun en büyük başarısı işini aşkla yapması ve sahip olduğu pozitif enerji.

Arda Türkmen

MÖNÜ VE YEMEKLER

Central, hem dekorasyonu hem de mönüsüyle Nişantaşı ruhuna ve müşterisine uygun bir mekan.  Koltuklarda oturup çay kahve içmek de, tahta benklerde oturup hızla bir şeyler atıştırmak da, masalarda oturup keyifli bir öğlen ya da akşam yemeği de mümkün.

Central’in sabahtan akşama günün her saati yemek beklentilerini karşılayacak geniş bir mönüsü var. Tabii bu zenginliğin bir diğer nedeni de sık sık gelenlerin hep aynı şeyi yiyoruz duygusuna kapılmaması olmalı.

Geç öğlen yemeğinde seçimimizi sote mevsim mantarları, püre, bebek havuçların eşlik ettiği kuzu incik ve ördet konfitten yana yaptık. Yanına da iyi bir yerli şarap söyledik. Mantar da ağır ateşte pişen her iki yemek de ama özellikle kuzu incik garnitürlerinden sosuna çok lezzetliydi. Bir sonraki gidişimde dana kaburga, çilekli ıspanak salatası ve tatlılardan pavlovayı denemek isterim.

Central yeni açılmasına rağmen ekip de çok uyumlu, ilk günlerin kalabalığıyla iyi baş ediyorlar. Yemek sonrasında Arda Türkmen’le biraz sohbet ettik. Forneria, Mükellef, televizyon programları nasıl buraya vakit ayıracaksınız dediğimde “Gecemi gündüzüme katıp altı ayımı buraya vereceğim. Her şey oturduktan sonra üç mekana eşit vakit ayırabilirim’ diyor. Mutfağın başındaki şefle de zaten uzun bir süre beraber çalışıp mönüyü oluşturmuşlar.  

Sanırım Central’in en keyifli yerlerinden biri gün boyu makarna, ekmek ve  tatlıların hazırlandığı açık mutfağın önündeki “Chef Talks” bölümü. Buradaki uzun masada oturanlar bir yandan yemeklerini yerken bir yandan da şefi izleyip sohbet edebiliyor, merak ettiklerini sorabiliyor.

Umarız, Central Mim Kemal Öke’nin kalite-fiyat dengesini tutturan uzun ömürlü yerlerinden biri olur. Fiyatlara gelince aynı sokakta bulunan diğer benzer konseptteki yerlerden pek farklı değil. Kişi başı yediklerinize ve içtiklerinize bağlı olarak ortalama 100-150 lira  arası bir fiyat ödeniyor...