Asmalımescit'te gerçek bir Rumeli Meyhanesi

Asmalımescit'te kısa bir süre önce Dedeağaçlı Stathis'in açtığı Rumeli Meyhanesi suyun öte yanının lezzetlerini ayağımıza getiriyor...
Asmalımescit'te gerçek bir Rumeli Meyhanesi

İki yıl önce, Dedeağaç’ın Makri Köyünde, bir önceki gidişimizde çok sevdiğimiz Agios Georgios Taverna’ya (Aya Yorgi) uğramıştık. 

Her şey o kadar lezzetli, fiyatlar da bir o kadar makuldü ki, iki kez üst üste bu denli mutlu olunca “sahibi buradaysa teşekkür etmek isteriz” dedik. Sahibi Andrea Bey yokmuş, yanımıza yanında çalışan ve mükemmel İstanbul Türkçesiyle konuşan Kosta Bey geldi.

1966 yılında genç bir delikanlıyken ailesiyle birlikte Yunanistan’a göç ederken geride kalan çocukluk aşkı Gülçin Hanım’la masal gibi 20 yıl sonra karşılaşmalarını, evlenmelerini, 25 yılın rüzgar gibi geçtiğini, iki yıl önce de eşinin kızının da Yunanlı bir şefle evlendiğini ve İstanbul’da ‘Kalabalık’ adlı bir Yunan lokantası açtıklarını uzun uzun anlatmıştı.

Geçen hafta “Tesadüfen internette dolaşırken, bizim aileden, hatta kocam Stathis’ten söz ettiğinizi okudum. Biz o lokantayı kapattık ama Asmalımescit’te yeni bir meyhane açtık” diyen bir mail aldım. Ve tabii hemen gittim.

Küçük ve çok sevimli bir yer olan Rumeli Meyhanesi iki hafta kadar önce açılmış. Masaya oturur oturmaz önünüze sızma yağlı kekikli kızarmış ekmekler ve bir tabak yeşil ve siyah zeytin geliyor kuru domates, biber eşliğinde. Meşhur Greek salad, annesinin patates salatası, tarama, pilaki, saganaki, caciki, levrek salatası, pancar, domates soslu patlıcan biber derken bir de ortaya koca bir tabak kabak kızartması geliyor.  Stathis, hem Aya Yorgi’de kayınpederinin yerinde tadı damağımda kalan kabak kızartmalarını hem de kendi tarzında yaptıklarını hazırlamış. 

Sonra sıra ızgara ahtapota geldi. Onun tadı kendinden öncekilerin hepsini silip süpürdü. İstanbul’da yediğim en iyi ahtapottu diyebilirim, gönül rahatlığıyla. Rumeli Meyhane’nin başta balık ve deniz ürünleri olmak üzere soğuk ve sıcak tüm mezeleri çok başarılı. Ana yemeklerinde ise şef dokunuşu var. Ortaya istediğimiz hamsi her zaman alışkın olduğumuzdan çok daha az ızgara edilmiş, üzerinde domates dilimleriyle servis edilmişti ve hamsinin tüm lezzetini hissediyordunuz.

Tatlılara gelince, ben kabak tatlısı ve irmik helvası denedim. Ancak şefin onların üzerinde biraz daha çalışması gerek diye düşünüyorum. Aslında şeker oranlarının düşük olması tatlıların artısı ama nedense özellikle kabakta şekerin verdiği o ağdalı tadı arıyoruz! 

Rumeli Meyhanesi’nin birbirinden lezzetli mezeleri, işini aşkla yapan şefi Stathis’in yaydığı pozitif enerjisiyle kısa sürede Asmalımescit’in Yakup ve Asmalı Cavit gibi kapısında kuyruklar olan meyhanelerinden biri olmaması için hiçbir neden yok. Stathis, sadece üç yıldır  Türkiye’de yaşamasına karşın Türkçesi de espriler yapacak kadar iyi. Kalıcı ve ruhu olan bir meyhaneye daha kavuşmuşa benziyoruz. Yolları açık olsun diyelim...

STATHİS’İN ÖYKÜSÜ
Bugün 41 yaşında olan Stathis Dapiapis Alexandroupolis/ Dedeağaçlı bir balıkçı ailesinin çocuğuymuş. Aynı zamanda annesinin yemekleri yaptığı bir  restoranları da varmış. Dedesi Şile'den Yunanistan'a göç etmiş.

Stathis ilk restoranını Dedeağaç’ta açar. Ardından beş yıldızlı bir otelde şef olarak yedi yıl kadar çalışır. Eşi Nihal Toros’la da zaten 2010 senesinde burada tanışırlar. Ertesi yıl evlenince de İstanbul’a yerleşirler. Kuruçeşme'de KalaBalık isimli bir yer açarlar. Hem Yunancada iyi anlamına gelen Kala’yı kullanarak ‘İyi Balık’ hem de ‘kalabalık’ olsun dileğiyle bu adı kurgularlar ama mekanın sahibiyle çok fazla problem yaşayınca kapatmak sorunda kalırlar. Sonrasında Stathis Corinne Hotel, Alaçatı Kapari Restaurant, Kalkan Kalamar Otel’de baş aşçı olarak çalışır. Farklı restoranlara Yunan mönüsü hazırlar.

Bir ay kadar önce tesadüfen Asmalımescitte Yakup’un karşısındaki bu yeri bulunca hemen  Rumeli Meyhanesi projesini hayata geçirirler. Stathis’in eşi, üniversitede halkla ilişkiler dersi veren  Nihal Hanım’la yakında bir bebekleri olacağı için karşılaşamadık. Umarız bebek onlara uğurlu gelir...