Bahar rotamız Trakya Bağ Yolu

Geçen hafta sonu bağ rotası turuna çıktım. İki günde 12 üreticiyi ziyaret mümkün olmadığı için sahil yolunu kullanarak rotamızı Hoşköy, Şarköy, Mürefte ve Gelibolu olarak çizdik. Trakya'da butik şarap üreticileri sayesinde gastronomi turizmi başlayacak gibi görünüyor...
Bahar rotamız Trakya Bağ Yolu

Trakya Bağ Rotası Projesi ilk duyduğum günden beri beni çok heyecanlandırdı. Nihayet Sicilya, Toscana, Piemonte, Friuli Venezia Giulia, Douro vadisi, Alsace’ta benzerlerini gördüğüm, köyleri kasabaları, bağları, şaraphaneleri dolaşırken ‘bizde neden böyle keyifli turlar olmuyor, rotalar çizilemiyor’ diye hayıflanıp durduğum turları kendi ülkemde de yapabilecektim. Gastronomi turlarının keyfi kadar turizmin gelişmesine ve bölgenin kalkınmasına da katkısı büyük.

Beş-altı yıl öncesine dek Trakya’da bir bağ yolu rotasının olabileceğini hayal bile edemezdim. Ege’de İzmir ve Denizli-Güney yöresinde başlaması daha olası gelirdi. Sevilen, Kavaklıdere, Yazgan, Pamukkale Şaraplarının sahipleriyle neredeyse her karşılaşmamda bu dileğimi dile getirirdim.

Ama ışık kuzey batıdan yükseldi! Son beş yıl içinde sayıları 12’yi bulan butik şarap üreticisi organize olarak Trakya Turizm İşletmecileri Derneği ve Trakya Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle yeni bir oluşuma imza attılar.

Tekirdağ yöresinde Umurbey, Chateau Nuzun, Barel Şarapçılık, Barbare; Şarköy çevresinde, Melen Şarapçılık, Gülor, Chateau Kalpak, Kırklareli’nde Arcadia, İrem Çamlıca, Vino Dessera ve Gelibolu Yarımadası’nda Gali ve Suvla bugüne dek yapılmayanı başararak, ortak bir hedef etrafında egolarını bir yana bırakarak birleştiler ve Trakya Şarap Platformunu kurdular. Hedef bölgeye gelen yerli yabancı turist sayısını en az yüzde 50 oranında arttırmak, eno ve gastronomi turizmini geliştirmek.

Trakya özellikle Tekirdağ, Şarköy, Mürefte ve Gelibolu güzergâhı bu bölgede doğup büyüdüğüm için bana yabancı değil. Ama bir geçen hafta sonu başka bir gözle bağ rotası turuna çıktım. İki günde 12 üreticinin tesislerini dolaşmak mümkün olmadığı için Tekirdağ ve Kırklareli bölgelerini bir başka haftaya bıraktık. Sahil yolunu kullanarak rotamızı Hoşköy, Şarköy, Mürefte ve Gelibolu olarak çizdik. 



Önce güzellikler
Ülkenin her köşesi gibi Trakya da bir doğa cenneti. Tekirdağ’dan sahil yoluna girip Kumbağ, Yeniköy, Uçmakdere, Gaziköy üzerinden Hoşköy’e doğru ilerlerken deniz ve çam ormanları, yeşilden sarıya renklerin kontrası insanın aklını başından alıyor. Uzaktan gözüken dağ köyleri de resim gibi. Ancak kasabalar, yol üstü köyler çarpık yapılaşmadan nasibini almış ve aynı zamanda bakımsız. Belediye hizmetleri yetersiz. Özellikle Şarköy ve Mürefte’de. İnsanoğlu neden doğaya böylesine ihanet eder diye söylenerek ilerliyoruz.

Gelibolu ve çevresinde şimdilik konaklama ve yeme-içme sorun değil, kalınacak iyi oteller, lokantalar var. Ama şarap ve bağ yolu turizmin ruhuna uygun butik otel ve pansiyon yok denecek kadar az. Ancak Melen’den başlayarak sırasıyla uğradığımız Gülor, Chateau Kalpak, Gali ve Suvla gibi üreticilerin bağlardan tesislerine verdikleri emek ve yarattıkları gusto insanı hayran bırakıyor.

Henüz bağ içinde konaklama için tümü hazırlıklı değil fakat kır hayatını deneyimleme, yerel tatlar, bölgenin tarihi, kültürü hakkında verdikleri bilgilerle gastronomi turizminin tüm gereklerini yerine getirmeye çalışıyorlar.

Dünyada eko-eno turizmi global turizmin üç katı hızlı büyüyerek her yıl yüzde 30 artış gösteriyormuş. Alt yapı sorunlarımızı çözersek bu Trakya’dan başlayarak tüm ülke turizmi için bir çıkış noktası olabilir. Yeter ki ilgili bakanlıklar başta olmak üzere devlet ve yerel yönetimler destek versin.

Şarap üreticileri hem vergiler hem yasaklarla maddi ve manevi baskı altında. Konuştuğumuz üreticilerin hemen hepsi “Dünyada başka bir sanayi dalı var mı ki üretici ürünün adını veremesin, reklamını, tanıtımını yapamasın” diyor. Doğru söze ne denir?

Melen
İlk durağımız Hoşköy eski adıyla Ganahora olan bölgenin en eskilerinden Melen bağları ve şaraphanesi. Matyoz Ahmet ve Rum arkadaşı Şimo’nun 100 yıl önce başlayan şarap serüveni bugün üçüncü kuşak Cem Çetintaş ile yoluna devam ediyor. Trakya Üniversitesi Ziraat ve Gıda Mühendisliği mezunu Çetintaş şaraplarını kendi yapıyor. Üretim tesisinin önündeki Melen Cafe’de önceden rezervasyonla kapasitesi sınırlı olsa da konaklama ve yemek imkanı var. 



Gülor
Şarköy’ün Eriklice Köyü’ndeki Gülor bölgenin en eski butik üreticisi. Güler Sabancı ve dayısı Turhan Türker 1993 yılında kaliteli şarap yapabilmek için bölgede ilk kez Cabernet Sauvignon, Merlot gibi uluslararası üzüm cinsleriyle bağ kurdular. Şimdilik bağlar ve tesisler önceden haber verilerek geziliyor. Duyduğumuza göre Güler Sabancı projeye destek vermek için bağların ortasındaki yedi odalı evini butik otele çevirme çalışmaları içindeymiş.



Chateau Kalpak
Uzun yıllar Amerika ve Fransa’da yaşayan endüstri mühendisi Bülent Kalpaklıoğlu 1991 yılında iş yaşamından ayrılarak Türkiye’ye dönmüş. Üç yıllık bir araştırmanın sonunda en iyi şarap bölgesi olduğunu düşündüğü Şarköy civarında arazi toplamaya başlamış. 2004 yılında denizden 300 metre yükseklikteki arazilerinde bağlar kurulmuş ve 2010 yılında ilk üretim yapılmış, 2013 yılında piyasaya sunulmuş. Kalpak tek bağdan şato tipi şarap yapıyor. Deniz, orman, dağ manzaralı kuş yuvası gibi muhteşem bir tesisi var. 



Gali
Lozan’da mühendisli eğitimi alan Hakan Kavur şarap kültürüyle tanışınca Türkiye’ye döner dönmez Gelibolu Doğanarslan bölgesinde arazi alarak bağ kurmaya başlamış. Cabernet Sauvignon ve Merlot üzümlerinden oluşan bağların en önemli özelliği hem Ege (Saroz Körfezi) hem de Marmara denizini aynı anda gören bölgede olması. Doğanarslan güneşin batışı ve ayın doğuşunun aynı anda görülebildiği ender yerlerden biri olmasıyla da ünlüdür. Hakan ve Nilgün Kavur, bağların ortasındaki eşsiz manzaralı bağ evinde randevulu olmak kaydıyla on kişiyi aşmayan gruplar ağırlıyorlar. Mevsiminde sardalye, kuzu, oğlak ve köy kadınlarının yaptığı açma böreklerin lezzeti unutulmazlarınız arasında olabilir... 



Suvla
Suvla Şarapları Gelibolu Yarımadası’nın en özel noktalarından biri olan Kabatepe bölgesindeki Bozokbağ’da yetişen üzümlerle üretiliyor. Selim ve Pınar Ellialtı 2003 yılında iş yaşamlarında radikal değişiklik yaparak şarap sektörüne yönelmişler. Organik bağları Rousanne, Marsanne, Cabernet Frank, Petit Verdot gibi uluslararası üzüm cinsleri ve yerli Kınalı Yapıncak, Karasakız üzümlerinden oluşuyor. Tarihle iç içe olan bölgede doğal yöntemlerle hem bağcılık hem de tarım ve zeytincilik yapıyorlar. Bağların ortasında gruplara yöresel yemekler sunuluyor. Ayrıca Ecebat’ta üretim tesislerinin yanında Suvla ve Kilye Doğal ürünlerinin bulunduğu konsept mağaza ve restoranları var.



Rota üzerindeki tarihi ve turistik yerler
Melen Bağları içinde yer alan St. Ooannis Theologos Manastırı, Uçmakdere Köyü, Hora Feneri, Kutman şarap Müzesi, Ganos dağı’nın zirvesinde Karteltepe/ antik dönendeki adıyla Hieron Oros kalesi, Güneyli Köyü, Gelibolu Mevlevihanesi, Gelibolu Kalesi ve Piri Reis Müzesi, Atatürk Evi Bigalı Köyü ve Kilitbahir Onbaşı Seyid Anıtı ve Cephanelikler görülecek yerler arasında…