Bavuldan çıkan unutulmuş bir mimar

İstanbul Araştırmaları Merkezi'ndeki 'Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari' sergisinin bir filmde izlesek bu kadar da rastlantı olmaz dedirten öyküsünün ardında, mimar Büke Uras'ın bir hurdacıda keşfettiği iki valiz var.
Bavuldan çıkan unutulmuş bir mimar

Büke Uras bir mimar. Eğitimini İtalya’da yapmış, daha sonra Amerika’da çalışmış. 17 yıl sonra, 2007’de İstanbul’a dönmüş. Cihangir’de bürosu var. 2009 yılında bir gün Çukurcuma’da dolaşırken bir hurdacıda 1950’lerden kalma iki deri valiz bulur. Dükkân sahibi valizin 25 yıldır burada durduğunu, içinde yabancı bir dilde mektuplar, çizimler ve fotoğraflar olduğunu söyler. Büke Uras valizleri açar, İtalyanca mektuplar, mimari çizimleri görünce hemen alır.

Valiz, 1895- 1954 yılları arasında İstanbul’da yaşayan kozmopolit bir İstanbul’un son büyük mimarı Edoardo De Nari’ye aittir. Valiz, içindeki 500’e yakın çizim, mektuplar, resimler ve fotoğraflarla De Nari’nin tüm yaşamıdır.

Büke Uras’ın belgeleri incelemesi, oradaki bilgiler ışığında yaptığı araştırmalar üç yılını alır. 32 binadan 10’unu Paris’teki mimarlık binası arşivlerinde bulur. Suna ve İnan Kıraç Vakfı destek verir. Ve ortaya De Nari’nin özelinde İmparatorluğun çöküşünden Cumhuriyet’in ilk yıllarına, 60 yıllık bir döneme şahitlik eden ‘Değişen Zamanların Mimarı: Edoardo De Nari kitabı ve sergisi çıkar. Büke Uras’la bürosunda buluştuk. De Nari’nin öyküsünü dia gösterisi eşliğinde bir nefeste anlattı...

De Nari’nin İstanbul’u

De Nari 1874’te Cenova’da doğar. 15-16 yaşındayken arka arkaya tüm ailesini kaybeder. Parası, yatacak yeri yoktur, mecburiyetten İtalyan donanmasına yazılır. 16-22 yaş arası donanmayla tüm dünyayı dolaşır. Resim ve beste yapmayı çok sever. Venedik’te resim eğitimi almak üzere donanmadan ayrılmayı düşündüğünde bir emir gelir ve 1895 yılında İtalyan Kraliyet Donanması gemisi Archimede ile İstanbul’a gönderilir.

Archimede, 1895 yılında Girit olayları yüzünden İtalyanların ve müttefikleri ülkelerin vatandaşlarını korumak üzere Tarabya sahillerine demir atar. İstanbul, De Nari’yi hayal kırıklığına uğratır. “De Amicis’in sıcak anlatımlarıyla ruhani bir şölen beklerken karşıma çıkan, benim İtalyamın çok daha altında bir manzara oldu. Ah! Şairler, yazarlar, sizler gerçek birer masalcısınız” diye yazar günlüğüne.

Bir gün geminin güvertesinde otururken yanından geçen bir kayıkta dünya güzeli bir kız görür. Daha sonra bu genç kızla Büyükdere caddesinde dolaşırken sık sık karşılaşır. Kız da bu yakışıklı denizciyi fark eder ve büyük bir aşk doğar.

Şimdi Sadberk Hanım Müzesi’nin olduğu sırada Hansa şehri Hamburg’-un Osmanlı İmparatorluğu temsilcisi olan soylu, varlıklı ve entelektüel Alman ailesi Mordtmann’ların yazlık yalısı vardır. Kristel bu ünlü ailenin kızıdır. Görüşmeye ve mektuplaşmaya başlarlar. Mektuplarını Mordtmann yalısının panjurlarına katlayıp koyarlar, o yüzden de valizdeki mektuplar hep katlı katlıdır. Mektuplar son derece romantik ve De Nari’nin hiçbir eğitimi olmamasına rağmen entelektüel düzeyi inanılmaz yüksektir. Kristel’e yazdığı mektuplara yaptığı resimleri ve besteleri de ekler.

İlk mektuplarda çok fazla sosyal sınıf farklılığı hissedilir. De Nari oldukça yoksul, Mordtmann’lar Pera’nın en önemli ailelerinden biridir. Kristel’e “Sana rütbe olarak verebileceğim maalesef bir unvanım yok ama Venedik Uluslararası Güzel Sanatlar Sergisi’nde bir ödül olabilir” der bir mektubunda.

Başlangıçta Mordtmann’lar basit bir denizciye kızlarını vermek istemeseler de De Nari askerlikten sonra fırsatlar ülkesi dediği İstanbul’a dönüp yerleşmeye karar verir. İstanbul’un entelektüel çevrelerine girer. Kristel’in desteğiyle meşhur ressam De Mango’nun evinde bir oda tutar. 1899 Şubat’ında Kristel’le Pera’da evlenirler. De Nari’yi mimarlığa yönlendiren dönemin en ünlü İtalyan mimarı Raimondo D’Aranco olur.

Kayınpederi Andreas Mordtmann’ın inşaat şirketi, mason locası üyeliği kısa sürede yükselişini hızlandıran faktörlerdir. 1905 yılında İstanbullu İtalyan asıllı mimar Giulio Mongeri ile ortaklığa girişirler. Birinci Dünya Savaşı ve imparatorluğun en çalkantılı dönemlerinde 1912-1922’de İtalya ve Türkiye arasındaki ilişkilerde arabuluculuk yapar. Üst düzey görüşmelere katılır. Bu sayede de Osmanlı İmparatorluğu ülkedeki tüm İtalyanların gitmesini istediği dönemde tek istisna Da Nari’dir.

De Nari, Cumhuriyet ilan edildikten sonra Atatürk ve İnönü ile de yakın dostluk kurar. Ereğli Kömür Madenleri İşletmesi gibi Anadolu’da yatırım yapmak isteyen İtalyanlara aracılık yapar. Ve kazandığı parayla Bebek’te Villa Lydia’yı inşa eder. De Nari’lerin çocuğu olmaz bir bebek evlat edinirler. Ancak birkaç aylıkken evlat edindikleri Lydia’nın büyüyünce sağır dilsiz olduğu ortaya çıkar. Bu arada Kristel De Nari’yi terk edip Paris’e gider. 2. Dünya savaşı sırasında Varlık Vergisi ödemek zorunda kalırlar. 1952’de Bebek’teki Villa Lydia satılır. Baba kız Galatasaray Lisesi’nin yakınında Işık Apartmanı’na taşınır. De Nari 1954’te Büyükada’daki yazlık evlerinde ölür.

Lydia, 1980’lerin sonuna dek mallarını satarak yaşamını sürdürür. Çukurcuma’da yaşayan yaşlı antikacılar, yaşlılığında bile çok güzel bir kadın olduğunu, kürkünü giyerek dolaştığını bugün bile anlatırlar. Lydia’nın titizlikle sakladığı valizler ölümünde yağmalanır. Sonunda bir antikacıya düşer ve 35 yıldan sonra da İtalyanca bilen bir mimarın Büke Uras’ın karşısına çıkar sanki yıllardır bu anı beklermişçesine.
Hikâyenin rastlantılar silsilesi bu kadarla da kalmaz. Büke Uras şu anki eşi Selin Hanım’la 2009 sonbaharında tanışır. Bir süre sonra iş ciddiye binince müstakbel kayınvalidesiyle birlikte yemeğe çıkarlar. Selin Hanım annesine arkadaşının araştırmasını anlatır. Uras De Nari adını söyleyince ortaya çıkar ki ailenin hem yazlık hem kışlık evlerini De Nari yapmıştır. Anneanne şahsen tanıyordur ve bir sürü bina da anneanne sayesinde bulunur. Ve Büke ve Selin De Nari’nin yaptığı evde de nişanlanırlar...

Mimarlık üzerinden İstanbul’un 50- 60 yıl içindeki dönüşümü, değişimi gözler önüne serilen sergiyi Pera Müzesi İstanbul Araştırmaları Merkezi’nde 20 Nisan’a dek gezebilirsiniz. Hatta gezmek yetmez o binaların olduğu semtleri de dolaşmak, yerinde neler olduğunu, yaşanan değişimi bir kez daha anılar eşliğinde görmek lazım...

De Nari’nin binaları



Prens Mehmet Ali Hasan Köşkü/ Emirgan (Sabancı Müzesi’nin olduğu Atlı Köşk)
Gloria ve Şark Sinemaları/ Beyoğlu (Demirören AVM’nin olduğu yer)
Park Otel/
Gümüşsuyu
Lion Mağazası
Renovasyonu
Union De Paris Sigorta binası. (Bankalar Caddesi)
İstanbul İtalyan İşçi
Yardımlaşma Derneği
Aslan Çimento
Fabrikası/ Darıca
Haydar Faysal Targan Servis İstasyonu/Şişli
Nane Sokak Apartmanları/ Beyoğlu
Villa Zazadze, Tarabya
Surp Agop
Apartmanları/Elmadağ
Aslan Sadıkoğlu Yalısı/ Yeniköy
Fuad Bezman Villası/ Yeşilköy