Belediyeleri kadınlara emanet edin

Türkiye'nin Kadın Girişimciler Derneği Başkanı olarak tanıdığı Gülseren Onanç şimdi Beyoğlu'nu yönetmeye aday. Onanç, yerel yönetimlerde kadınların daha fazla rol alması gerektiğini savunuyor: "Özellikle 17 Aralık sonrasında siyasetin temizlenmesi için daha çok kadını belediye yöneticisi yapmalı."
Belediyeleri kadınlara emanet edin

Gülseren Onanç’ı Kagider/ Kadın Girişimciler Derneği Başkanlığını yürüttüğü dönemde tanıdım. Önceliği kadınların iş yaşamına katılmasına, toplumda varlık göstermesine destek olmaktı. Bunu büyük ölçüde başardı. Üç yıl önce de siyasete girdi. Hafta içinde Onanç’la ve ekibiyle buluşup sahaya çıktık. Esnafla, sokaktaki insanlarla konuştuk. Kimi kaldırım, kimi park, kimi evinin, dükkânının elinden gitmemesini kimi de bağımsız tapusunu istiyor. Gökdelen, modern siteler AVM isteyen yok.

İstanbul nasıl ki Türkiye’nin aynasıysa Beyoğlu da İstanbul’un yansımasıdır. Bu yüzden oradaki tepkiler de çok önemli, bir kadının belediye başkanı olması da. Bugün belki de siz bu satırları okuduğunuz sırada CHP’nin hangi aday adayında karar kıldığı açıklanmış olacak. Gülseren Onanç aday olamazsa da ben onun siyasi yaşamının uzun soluklu olacağına inanıyorum. Sanıyorum bu röportajı okuyunca siz de bana katılacaksınız...


Son üç yıldır politikanın içindesiniz politikada öncelikleriniz neler?
Tabii ki fark yaratmak. Mardinli bir ailenin en küçük çocuğu olarak İstanbul’da büyürken bugün Beyoğlu’nda ve Türkiye’nin birçok köşesinde tanık olduğumuz farklı kültürler arasında sıkışmış olmanın sancılarını yaşadım. Anneannem ve babaannem Türkçe bilmiyordu. Bir anlamda onların dış dünyayla köprüsü bizlerdik. Çok küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başladım. İlk işyerim babamın küçük marketiydi, kendimi bildim bileli de çalışıyorum.
Yaklaşık 14 yıl önce kendi şirketimi kurdum, oldukça başarılı bir noktaya getirdim. Sonra benim kadar şanslı olmayan kadınlara destek olmak üzere Kagider’i kurduk. Daha sonra 4 yıl başkanlığını yaptım. Siyasetin ki çoğu AKP hükümeti ile oldu kadına yönelik destek mekanizmalarını kurmak üzere çalıştık. Bu süreçte siyasetin insan yaşamı üzerindeki önemini daha iyi anladım. Politika benim için insana hizmet etmek. AKP’nin kadın konusunda samimi olmadığını, artan muhafazakâr baskısına, antidemokratik uygulamalarına isyan ettim. Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişim rüzgarı ile CHP’de aktif siyaset yaşamına başladım.

Önce milletvekili adayıydınız sonra yerel yönetime talip oldunuz? Neden belediye başkanlığı ve neden Beyoğlu?
İstanbul’da büyümüş ve yaşayan biri olarak kentin sorunları üzerine uzun zamandır kafa yoruyorum. Gerek iş yaşamım gerekse sivil toplum çalışmalarım sırasında yaratıcı çözümlerin arayışında oldum. Bu nedenle İstanbul’a ve Beyoğlu’na katkılarım olacağına inanıyorum. Gezi ruhunun verdiği heyecan, umut ve cesaretle de Beyoğlu Belediye Başkan aday adayı olmaya karar verdim.

Beyoğlu kentsel dönüşüm projesi kadınları nasıl etkilemiş? Kadınlar daha çok mu mağdur oluyor?
Kentsel dönüşüm mahallerinde yaşayan vatandaşlarımız buralara yaklaşık 50 yıl önce yerleşmiş. Çoğunun ailesi, akrabaları da aynı mahallede, hatta aynı binada oturuyor. Özellikle kadınlar mahalleleriyle, komşularıyla özel bağlar geliştirmiş. Dolayısıyla Beyoğlu’nda belediyenin kentsel dönüşüm planları en çok kadınları kaygılandırıyor. Yerlerinden yurtlarından edilmek, ailelerini kurdukları, çocuklarını büyüttükleri, komşularıyla pazara gittikleri semtlerinden gönderilmek istemiyorlar. Daha çok sosyal altyapının iyileştirilmesini talep ediyorlar.

Beyoğlu’nun bugün en büyük sorunları neler?
Beyoğlu’nun gerçek sahipleri olan Beyoğluluları dinleyen yok. Burada yaşayan insanların en büyük korkusu ‘Beni buradan gönderecek, buralara zenginlere ev yapacak’. Beyoğlu’nda kentsel dönüşüm süreci belediyenin dayatmasıyla değil, halkın katılımıyla olmalı. İnsanlar evinin geleceğine kendisi karar vermeli.

Aday olur ve seçilirseniz neler değişir Beyoğlu’nda?
Bu konuda önem verdiğim üç ana hedefim var: Halktan yana kentsel gelişim, kadınların güçlenmesi, gençlerin desteklenmesi. Kentsel dönüşüm, Beyoğlu’nun en önemli meselelerinden biri. AKP iktidarı kentsel dönüşümü emlak geliştirme projeleri olarak uyguluyor. Mutlu insan yaratan başarılı bir tek uygulama bile yok. Bizim yöneteceğimiz Beyoğlu ‘insan’ mutluluğu öncelik olan mahallelerden oluşacak bir ilçe olacak.
Beyoğlu entelektüel birikim, toplum ve çevre duyarlılığıyla yerel siyasetçiler için çok önemli bir sermayeye sahip. Bu sermayenin katkısı ile Beyoğlu Türkiye’nin değil dünyanın yaşanması en cazip ilçesi olmaya aday. Oysa iktidar Taksim projesinde olduğu gibi bu entelektüel sermayeyi hiçe saymakta hatta onunla çelişmektedir. Karar alma süreçlerimizi sokak, mahalle bazından başlayarak yukarıya doğru, sivil toplumun katılımını sağlayan bir ‘Katılımcı yönetişim modeli’ oluşturmak.


BELEDİYELERDE %1 ORANINDAYIZ

Kadın bir belediye başkanı adayı olarak farklı neler var ajandanızda?
Gündelik yaşamın zorluklarıyla birinci derecede kadınlar karşı karşıyalar. Yerel yönetimlerdeki gündelik yaşama ilişkin sorunlar onların ekonomik, toplumsal yaşama katılımlarına engel oluşturuyor. Yaşlı ve çocuk bakımından yeşil alanlara kadar birçok belediye hizmeti kadınların yaşamını doğrudan etkiliyor. Bu gerçeğe rağmen kadınlar belediyelerde yalnızca %1 oranında temsil ediliyorlar. 2009 seçimlerinde il, ilçe ve belde olarak toplam 2950 belediye başkanı seçildi. Yalnızca 26’sı kadındı (%0,8). İstanbul ve ilçelerinde 83 yılda yaklaşık 3500 belediye başkanı seçildi. Bunların sadece 4’ü kadındı.
Bir kadın belediye başkanı olarak, kadınların üstündeki yükün hafifletilmesi, sosyal hayata ve iş hayatına aktif katılımlarının sağlanması konusunda farklı bir duyarlılığım olacak elbet. ‘Kadın Meclisi’ ve ‘Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu’, ‘Sığınma Evi’ uygulamalarıyla kadınları her konuda güçlendireceğiz. ‘Kadın Sağlığı Hastanesi’, ‘Psikoloji Merkezi’, ‘Çocuk, Yaşlı, Hasta Bakım Desteği’ kadınlarımızın yüklerini hafifletecek.
Kadınlarımızın ‘Aktif İşgücüne Katılım Programı’ ve ‘Kadın Girişimciler İnisiyatifi’ ile kadınlar gelir getirici meslekler edinecek. Kendilerine biçilen biçki-dikiş vb. işlerden farklı istihdam olanakları sağlayacağız. Kadınların evdeki rollerini pekiştiren dikiş-nakış, iğne oyası, tel kırma gibi kurslar yerine kadınları sosyal, kültürel alanlarda besleyen ve ekonomik gelir getirici işletmecilik, bilgisayar muhasebe kursları düzenleyeceğiz.
Sağlık konusuna da ayrı bir önem veriyorum. Beyoğlu sağlık hizmetleri örnek gösterilen bir ilçe olacak. Ne yazık ki burada sağlık konusunda ciddi bir sorun var. Taksim İlk Yardım Hastanesi kapatıldı. Vatandaşların gidebileceği hastane kalmadı diyebiliriz. Anneler çocuklarını Okmeydanı’na götürmek zorunda kalıyor. Yerel yönetim olarak sağlık konusuna özel bir önem vereceğiz. Semt poliklinikleri, kadın ve çocuk sağlığı merkezleri, 24 saat ücretsiz ambulans, evde hasta bakımı hizmeti gibi birçok hizmetimiz olacak.

Belediyelerde kadın başkanın yok denecek kadar az olması kadına güvensizlik belirtisi mi yoksa erkekler bu yarışa korktukları için kadınları sokmak mı istemiyor?
Siyaset erkek egemen ve kadının kadın olarak varlığını eşit olarak sürdürmesi son derece zor olduğu bir iktidar alanı. Belediyecilik ihale yönetimi, rant yaratma ve paylaşma olarak uygulandığı için bu alanlara kadınlar fazla sokulmuyor. Oysa 17 Aralık sonrasında siyasetin temizlenmesi için daha çok kadını belediye yöneticisi yapmalıyız. Müteahhitler söylüyor “Kadın imar müdürüne kesinlikle rüşvet veremezsiniz.”


AYAKKABI KUTUSU ÜSTÜNDE BAŞÖRTÜSÜ

“CHP için çalışıyorsun başın kapalı sen önce başını aç... CHP için çalış bakalım kazanırlarsa önce senin başörtünü çıkaracaklar...” Nur ve Şeyma ikisi de üniversite öğrencisi, sahada kadınların nasıl çalıştığını neler yaptığını anlamak için Gülseren Onanç’ın ekibine katılmışlar. Ancak ikisi de iki farklı cenahın eleştirilerinden kurtulamıyor. İkisi de bu tepkilerden yılmış. “Biz başımızı inancımız için kapadık, parti malzemesi ya da bir partiye dahil olduğumuz için değil” deseler de kimselere dertlerini anlatamıyorlar. Onların da tek istediği benim gibi kadının baş örtüsünden politikacıların elini çekmesi. Nur, “yeteneğim olsaydı ‘Ayakkabı kutusunun üstüne başortüsü atılmış bir karikatür yapardım” diyor.