Bienalin robot peynirleri

Galata Rum Okulu'nda sergilenen işlerden 'Robots in Gastronomy' çok ilgi çekiyor.
Bienalin robot peynirleri

Ekim ayında İstanbul’da olmak muhteşem bir serüven. 15 milyonluk kent merkezden periferiye yaz rehavetinden kurtulma telaşında. Neredeyse her köşesinden bir etkinlik fışkırıyor. Tiyatrolar yeni oyunlarını sahneye koymaya başladı. Galerilerde, müzelerde, kültür sanat merkezlerinde yeni sergiler, Fashion Week, Tasarım Bienali, restoran, bar açılışları, kitap tanıtımları, konferanslar liste uzayıp gidiyor.
‘Kusurluluk’ temasıyla yola koyulan İstanbul Tasarım Bienali sayesinde uzun yıllardır her alanda eksikliğini hissettiğimiz, yokluğundan şikâyet ettiğimiz tasarım kültürü nihayet gerçekten sorgulanmaya başlayacak gibi görünüyor. Bienalin tasarımın sadece moda ya da endüstri ürünleri ile sınırlı olmadığı, şehir planlama başta olmak üzere farklı alanlardaki işlevini de gündeme getireceği kesin.
Tasarım Bienali’ne mekân olarak Vakıflar Yasası’nda yapılan değişiklik kapsamında iade edilen ilk yapı Galata Rum Okulu’nun seçilmesi, İstanbul’un yeni bir kültür sanat alanı kazanmasından ziyade ‘kusurlarımızla’ yüzleşmeye başlayacağımızın işareti olur umarım.
Galata Rum Okulu’nda sergilenen işlerden ‘Robots in Gastronomy’ bilgisayarla üç boyutlu yiyecek basma fikri çok ilgi çekti. Önümüzdeki günlerde bilgisayardan komutla peynir basıp tattıracaklar İstiklal Caddesi’nde. Robotların mutfağa girmesi yeni değil, ama yine de yiyecekler söz konusu olduğunda ürünle arama giren her türlü makine, teknoloji beni hâlâ rahatsız etmeye devam ediyor.

‘Güneşin ve Ateşin Tadı’
Öz çorba, yuvarlama, şiveydiz, keme kebabı, pirpirim aşı, bulgurlu kuru dolma ve daha nice bir kentle özdeşleşmiş yemek... Gaziantep mutfağının her geçen gün yıldızı parlıyor. Bunda en büyük pay tabii ki bölgenin malzemelerinin zenginliğinde, yemeklerin lezzetinde. Ama Gaziantepliler de ‘mutfak kültürleriyle marka olma’ arzusunun tüm gereklerini başarıyla yerine getiriyor. Tanıtım gücünü kullanma becerilerine hayran olmamak elde değil. Cuma akşamı Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Mehmet Aslan Sait Halim Paşa Yalısı’nda Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Fatma Şahin’in de katılımıyla büyük bir yemek verdi. Gecede İpekyolu Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen, Gaziantep İl Özel İdaresi ve Mutfak Dostları Derneği işbirliğiyle yürütülen ‘Gastronomi Dünyası’nın Gaziantep Mutfağını Keşfi’ projesi kapsamında yayımlanan ‘Güneşin ve Ateşin Tadı’ kitabının tanıtımı yapıldı ve bölgeye ait en özel yemekler sunuldu. Aylin Öney Tan’ın editörlüğünde hazırlanan, Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan ‘Güneşin ve Ateşin Tadı’ her yönüyle çok başarılı bir yemek kültürü kitabı. Tüm ekibin eline sağlık bu kitap bizlere ve gelecek kuşaklara sanat eseri gibi bir armağan.

Yeni bir restoran: Raika
Doors Grup, Da Mario ile adım attığı yeme-içme ve eğlence sektöründe hızla büyümeye devam ediyor. The Marmara Taksim’in çatı katında açtıkları Raika yöresel ve etnik mutfaklardan örnekler sunan, eksikliği uzun süredir dillendirilen ‘fine dining’ bir restoran.
Raika, dekorasyonu, 360 derecelik muhteşem manzarası ve mönüsüyle önemli bir boşluğu dolduracak gibi görünüyor. Alakart mönü dışında Türkiye mutfağını tanımaya yönelik üç farklı tadım mönüsü de hazırlanmış. Fiyatları da 70 ve 90 lira gibi makul ölçüde tutulmuş. Ve işin en güzel yanı sadece Türkiye şarapları sunuluyor. Yemeklerin lezzetine gelince o apayrı bir yazı konusu. Açılış telaşı içinde hazırlanan yemeklere yorum yapmak şefe haksızlık olur...

Doluca’dan yeni imza şaraplar
Doluca Şarapları’nın 2005’te başlattığı, bu yıl 7- 14 Ekim tarihleri arasında yapılan ‘İstanbul Kadeh Kaldırıyor” her geçen yıl çıtasını biraz daha yükseltiyor. Bu yıl Doluca çeşitleri ve ithal ettikleri markalar olmak üzere 79 şarap kadehte sunulmuş. Hafta içinde Sibel Kutman’la Sunset’te buluşup hem sektörün sorunlarını konuştuk hem de Alçıtepe Kirte 2009 ve Signium 2010’u ilk kez tattık. Geçen ay yüzde 17 olan maktu vergiye gelen litre başı 4 lira artış tabii ki dengeleri biraz daha bozmuş. Sektördeki tüm üreticiler gibi Sibel Kutman da önünü görememekten şikâyetçi. Gelelim şaraplara... Her yıl hasadının en iyi üzümleri seçilerek harmanlanan, özel kupaj ile üretilen Signium’un 2010 rekoltesinde Merlot, Shiraz ve Öküzgözü üzümleri kullanılmış. 14 ay Fransız ve Amerikan meşe fıçılarda dinlendirilmiş. Ortaya baharat ve meyve kokularının hem burunda hem de damakta hissedildiği yuvarlak ve dengeli, içimi rahat harika bir şarap çıkmış.
Doluca’nın en üst serisi Alçıtepe ise bu yıl ilk kez Saroz bağlarında yetişen Cabernet Sauvignon üzümüyle üretilmiş. 16 ay meşe fıçılarda dinlendirilen Alçıtepe Kirte çok güçlü, gövdeli, dengeli damakta çok daha uzun süre kalan kısacası ben buradayım diyen bir şarap..