Bodrum dünya jet-set'ini ağırlamaya hazır...

Bir zamanlar bohemlerin buluşma noktası Bodrum zenginlerin  cazibe merkezi, tatil destinasyonlarından biri olmaya başladıkça kabuk değiştiriyor, lüks yerlerin sayısı artıyor. Bu yerlerden biri de Mandarin Oriental...
Bodrum dünya jet-set'ini ağırlamaya hazır...

Bodrum, Bodrum Türkiye’nin hemen hemen her yaş ve sınıfta insanı için cazibe merkezi. Ona dair anlatılacaklar hiç bitmez. Gitsin ya da gitmesin herkesin bir Bodrum’u vardır.

Benim Bodrum’um henüz daha görmemişken Selim İleri’nin ‘Her Gece Bodrum’u ile başlamıştı. Dar sokaklarını, pansiyonlarını, koylarını, barlarını ilk onunla keşfettim. Yıllar sonra ilk kez gittiğimde Raşit’in kahvesinde yıllarca oturmuş gibiydim. Uzun bir dönem tatil Bodrum’a gitmekle özdeşti benim için.

Sadece benim içinde değil bir kaç kuşak böylesi bir tutkuyla Bodrum’un ilk dönemini yaşadı. Ama ‘Nerde o eski Bodrum’ söylemi hiç bitmedi. Herkes hep kendi Bodrum’unu aradı.

Ama tabii ki Türkiye’nin 1970’lerden günümüze betonlaşma serüveninden Bodrum ve bir çok koyu da nasibini aldı. Hem de büyük kentlerle yarışırcasına.

Böyle mi olmalıydı, doğaya saygılı bir yapılaşmayla büyüme mümkün değil miydi? Mümkündü ama maalesef olamadı. Nedenlerini en çok Radikal okuyucuları bilir.


Tabii şu da bir gerçek ki bir zamanlar sürgünlerin, sonra entelektüellerin, gençlerin ve tüm ülkenin en önemli tatil destinasyonlarından bir olan Bodrum bugün artık Dünya turizminin göz bebeği. Ege’de yeni bir Cannes, St. Tropez doğuyor sanki.

Göltürkbükü Cennet Koyu’ndaki Mandarin Oriental’a giderken aklımdan geçenler bunlardı üç aşağı  beş aşağı yukarı. Tabii bir de önyargılı olduğumu söyleyebilirim! Hepimizin bildiği gibi inşaat sürecinde zeytin ağaçları sökülmüş ve sivil toplum örgütleri ayağa kalkmıştı.

Ancak beton yığınları arasında çiçekli böcekli ama ağaçsız lüks bir yer beklerken, yemyeşil, zeytin ve çam ağaçlarının arasında doğaya uyumlu mimariyle inşa edilip düzenlemesi yapılmış ve nefes kesen manzaraya sahip tesisi gördüğümde önyargılarım yıkılmaya başladı diyebilirim.

Gerçekten de Astaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Aşçı’nın o günlerde söz verdiği gibi sayısının bir milyon olup olmadığını bilemem ama ağaçlar korunmuş ya da yeniden dikilmiş.

LÜKS KAÇIŞ NOKTASI
Günümüz moda terimleriyle Mandarin Resort Uzakdoğu’daki tatil cenneti adacıkların bir benzeri. Farkı daha doğrusu artısı gerçek bir cennette olması. Cennet Koyundaki Mandarin Oriental’e Bodrum ve çevresindeki en lüks ve büyük tatil destinasyonu demek abartı olmaz.


Dünyaca ünlü Italyan mimar Antonio Cittero, Mandarin Oriental’in binalarını ağaçların arasında ve birbirinin manzarasını kapatmayacak gibi planlanmış. Her türlü konforun düşünüldüğü odalar son derece yalın döşenmiş. Tam anlamıyla sade lüks.

Sağlıklı yasam, güzellik ve masaj programlarıyla spası, kapalı, açık havuzları, plajları, restoranları, tenis kortları, basketbol sahası, koşu parkuru, toplantı ve balo salonlarıyla sadece tatil değil, uluslararası organizasyonlar, düğünler için de düşünülmüş belli ki.

SIRADIŞI BİR OTEL MÜDÜRÜ
Çokuluslu otel, tatil  köylerinin genellikle müdürleri yurt dışından gelir. Mandarin Oriental’in Türkiye Bölge Müdürü Nejat Sarp ise hem bu çerçeveye uyuyor, hem de uymuyor. Sarp 1962’de henüz 10 yaşındayken ailesiyle birlikte Amerika’ya gitmiş. Boston Üniversitesi’nde, çocukluktan itibaren hayalini kurduğu dişçilik bölümünde okumuş. Askerliğini yapmak üzere 1976 yılında Türkiye’ye döndüğünde İstanbul’da uluslararası bir otel zincirinde Yiyecek İçecek Müdür Yardımcısı olarak işe başlayınca tüm yaşamı değişmiş.


Nejat Sarp, daha sonraki yıllarda, ABD, Kanada, Avustralya, Japonya, Singapur, Yeni Zelanda gibi dünyanın pek çok noktasında otellerin yönetiminde hemen her kademede görev almış.

Yaz Olimpik ve Paralimpik Oyunları için İstanbul 2020 İhale Komisyonu'nda teknik müdür ve danışman olarak görev üstlenen Nejat Sarp’tan Mandarin Oriental Group CEO’su markanın Türkiye’deki operasyonlarını yönetmesini istemiş.

Şimdi o da ülkesinde olmaktan mutlu, tüm güler yüzü ve enerjisiyle Mandarin Oriental Türkiye Bölge Müdürlüğü görevini yürütüyor. Varlığı gerçekten otele bir artı değer.

GASTRONOMIK DENEYİMLER
Mandarin Oriental, Bodrum’un, müdürü kadar şefleri ve farklı konseptteki restoranlarıyla da konuşulacak gibi görünüyor. Tesisin tüm mutfak operasyonlarının başında Executive Chef Uwe Faust var. Almanya’nın otelcilik alanındaki en yüksek akademik derecesine sahip, dünyanın pek çok noktasında otel ve restoran açılışlarında aktif olarak rol alan Uwe, Alman disiplini ve mükemmeliyetçiliğinin sembolü gibi.

BODRUM BALIKÇISI

Bu sezon açılan Bodrum Balıkçısı’nın başında ise Bebek Poseidon’dan gelen şef Ali Dursun ve İsmet bey var.  Buranın mönüsünde de Posedion’da olduğu gibi klasik balıkçı mezeleri ve tuzda balık gibi çeşitler var. Özellikle kabuklu deniz ürünlerinde çok başarılılar.

ASSAGGİO İTALYAN LOKANTASI
Denizin hemen kıyısında konumlanmış İtalya Restoranın mönü danışmanlığını 2 Michelin yıldızlı ve I·talya’nın en iyi restoranlarını belirleyen ünlü rehber Gambero Rosso’nun prestijli ödülü “3 Çatal”ın sahibi ünlü S¸ef Antonio Guida üstlenmiş. Doğal olarak mönüde deniz ürünleri ağırlıklı risotto ve taze makarnalar ön planda.

Şaraplara gelince hemen hemen dünyanın dört bir köşesinden başarıyla seçilmiş örnekler var ama İtalyan yemeklerinin yanında kendi şaraplarını içmek tat serüveninin önemli bir parçası bence.

BODRUM’DA YILDIZ BİR ŞEF SCOTT HALLSWORTH
Kurochan ilginç bir Japon restoranı. Konsept Londra'da Marylebone ve Chelsea’de Kurobuta adlı iki restoranı bulunan ünlü Avustralyalı şef Scott Hallsworth tarafından yaratılmış.

Scott Hallsworth, kariyerine 1996 yılında, Batı Avustralya’nın Perth şehrinde, dünyaca ünlü otel zincirlerinde bulaşıkçı olarak başlamış. A Uzakdogˆu mutfağına özellikle de Japon kültürüne ve yemeklerine âşık olduğunu keşfedince Uzakdoğu mutfağında ilerlemeye karar vermiş. Hallsworth, Pan Asian restoran zincirlerini Kanada ve ABD’de açmış.

2001’de Londra’ya tasınmış ve Nobu’da çalışmaya başlamış. Altı yıl içinde bas¸ s¸efligˆe yükselmiş. ‘Osusume’ menüsünün yaratılmasında etkin rol oynamış ve bu menü Nobu West Book’da yer almış. Bu dönemde Japon ve I·ngiliz mutfağının mükemmel uyumunu anlattığı “The Japanese Foie Gras Project” isimli bir kitap da yazmış.

2007’de  Scott Avusturalya’ya geri dönmüş ve Nobu Melbourne’u açmış. Yine bu zincirin St Moritz ve Mykanos restoranlarının açılışının gerçekleştirmiş.

Kurochan’da yemek yediğimiz akşam mutfakta Scott vardı. Ve daha biz yemeklerimizi bitirmeden o izin isteyip Londra’ya dönmek üzere havaalanına hareket etti.  

Scott, şimdi Kurobuta adındaki restoranında batı ile Japon kültürünü sentezi yaparak dünyada zincir olarak büyümeyi hedefliyormuş. Yakında onu İstanbul’da görürsek hiç şaşırmam.

Kurochan’ın mutfağı Batı damak tadına uyarlanmış Japon yemekleri sunuyor. Tapas konseptinde sus¸i ve sas¸imiler,  tempuralar,  balık ve deniz ürünlerinin yanı sıra Robata usulü ızgara ve patlıcan dengaku ve Japon mantarı gibi vejetaryen seçenekler de var mönüde. Yemeklerle uyumlu fıçı biraları ve Japon pirinç rakısı sake de unutulmamış.

JUJU BAR
Juju By Babylon adından anlaşılacağı üzere Babylon ekibine emanet edilmiş. Lüks kodları bohem bir havada sunan barda, plaj da küçük atıştırmalıklar da sunuluyor. Buddha-Bar, Hotel Costes gibi mekanların ikonik DJ’leri Stéphane Pompougnac, DJ Maestro, Claude Challe, Ravin gibi isimlerin müzikleri çalınıyor.

Kısacası Bodrum’da dünya jet-set’ini ağırlayacak alt yapı kurulmuş diyebiliriz. Lüks turizm olacaksa böylesi rafine, gereksiz gösterişten uzak yerlerin çıtayı yükselteceği kesin.

Fiyatlar derseniz şu an Bodrum ve hatta İstanbul’daki en yüksek günlük konaklama olduğu söyleniyor. Doluluk oranı da yüksek sezon temmuz ağustos aylarında yüzde 100'ü bulmuş. Konaklayanların büyük bir bölümü yurt dışından farklı ülkelerden. Amaçları ise bu oranı tüm yıl yakalamak...