Börek de açarız, turşu da kurarız ama...

Bırakın bunu bir şeyleri kurtarmak için değil, canımız istediği zaman yapalım...
Börek de açarız, turşu da kurarız ama...

Geçen hafta yeni seçim kabinesinin açıklandığı günlerde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşen Gürcan tam ‘ilk başörtülü bakan’ olarak tarihe geçecekten ‘börek’le  gündemin ortasına oturdu.

Evet, her zaman söylediğim gibi gastronomi artık hayatımızın tam merkezinde ama yine de böylesi cinsiyet ayrımcı bir yaklaşıma kurban olmasını istemezdim.

Aslında Sayın Bakan’ın “Eğer bir Müslüman kadın börek yapmasını bilmiyorsa o aile dağılmaya mahkumdur” deyip demediğini  kesin olarak bilmiyoruz. Hatta kendi bile hatırlamıyor.

Sosyal medya paylaşımları zaman zaman böyle tehlikeli bir hale dönüşebiliyor.

Heyecana kapılıp bir şeyler yazıyoruz, sonra o bir cümle peşimizi bırakmıyor.

“Ağzından çıkanı kulağın duysun” derdi eskiler. Şimdi bizlerin bu atasözünü “Yazdığını gözün görsün” diye günümüze uyarlamamız gerekiyor galiba.

Ben yine de 2006-2011 yılları arasında Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar genel Müdürlüğü, 2011-2013 yılları arasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müşavirlik görevi ve aile eğitimi alanlarında araştırmalar yapan, makaleler yazan bir akademisyenin ağzından bu cümlenin çıktığına inanmıyorum, inanmak istemiyorum.

Ancak Ayşen Gürcan, bu cümleyi sarf etmiş olsun ya da olmasın ülkenin hatta dünyanın en önemli sorunlarından biri olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, kadına bakışı bir kez daha tartışmak fırsatı verdiği için kendisine teşekkür borçluyuz.

Bizler bu konuları neredeyse yüz yıldır tartışıyoruz ama hala reklamlardan dizilere, ders kitaplarından  gazete sayfalarına kadın ailenin hizmetlisi olarak görülmeye devam ediyor. Bu kimi zaman çamaşır yıkamak,  çocuklara bakmak, evi temizlemek hatta ayak yıkamak olabiliyor!

Siz hiç hayatı idealize eden reklamlarda bulaşık yıkayan, deterjanın nasıl beyaz yaptığından söz eden bir erkek gördünüz mü? Ya da yağın kıvamından söz eden? Onun rolü yorgun argın işten gelip televizyon karşısındaki beyaz koltuğa oturmak, keyfi yerindeyse ve varsa çocuğuyla oynamaktır.

Kendini feminist olarak tanımlasın ya da tanımlamasın bu anlayışa, indirgemeci yaklaşımlara tüm kadınların karşı çıkması gerekiyor. Umarım İslamcı feministler de Sayın Bakan’ın bu söyledikleri karşısında pozisyon alırlar.

Çünkü bizim bildiğimiz, istatistiklerin söylediği bambaşka. Türkiye’de ailelerin dağılmasının en büyük nedeni kocanın kadına uyguladığı şiddet. Bir diğer önemli konuya Müslüman kadın, Hıristiyan kadın, ateist kadın gibi inancın kimliği belirlemesi konusuna ise hiç girmek istemiyorum.

Ayşen Gürcan ‘Börek tweet’i tartışmasından sonra gazetecilerin nasılsınız sorusuna ‘Börek açıyorum’ diye konuyu hafife alarak cevap vermiş. Evet, biz kadınlar börek de açarız, turşu da kurarız ama bunu bir şeyi kurtarmak için değil, canımız istediği zaman yaparız, daha doğrusu yapmalıyız...