Can güvenliği yokken gıda güvenliği kimin umurunda?

Viski, şarap, kola, bal, kıyma, peynir gibi neredeyse sahtesini görmediğimiz yiyecek kalmadı. Liste hızla hayal sınırlarımızı zorlayarak zenginleşiyor...
Can güvenliği yokken gıda güvenliği kimin umurunda?

Bu ülkede eli kalem tutanların galiba her zamankinden daha çok hangi konuda yazarsa yazsın sorunlara, eksikliklere dikkati çekmesi gerekiyor. Demokrasi, insan hakları, iş güvencesi, inşaat kalitesi, sendikal haklar, yiyecek güvenliği gibi toplumu toplum yapan değerlerden hangisine baksak altından hile çıkıyor.

Uzun süredir mail kutuma farklı kaynaklardan yiyecek güvenliği daha doğrusu güvensizliği, yapılan hilelerle ilgili yazılar düşüyor. Hepsi o kadar vahim şeyler ki okumaya başladığınızda gözleriniz yuvalarından fırlıyor. Sonra da yok canım, diyorsunuz artık bu kadarı da olmaz. Anlatılanların onda birinin gerçek olması bile vahim.

Şimdi gelen mektuplardan bazılarında anlatılan hileleri paylaşıyorum. Bunu yollayan bir doktor:

- Hazır paket mantıların içine raf ömrü uzasın diye azot gazı konuyor. Bunlara doğala özdeş gıda gazları deniyor. Ancak gıdaların bozulmasını önleyen bu gaz zamanla gıda zehirlenmesine yol açıyor. Raflardaki etlere kırmızı ve taze görünsün diye oksijen gazı veriliyor.

- Yurtdışından ithal gelen, kış ortasında rafları süsleyen üzümler ne kadar beklerse beklesin kolay kolay pörsümüyor, bozulmuyor. Üzümleri her dem taze yapan, bir ilaç. Ve bu ilacın etiketinde şunlar yazıyor: Dane büyüklüğünü, ağırlığını arttırır. Şeklini daha düzgün yapar. Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı, yeşil rengini verir. Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner. Kullanım dozu arttırılırsa sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar. Bu ilacın içindeki madde sitokinin yani büyüme hormonu. Sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Çocuklarda erken kıllanma, olası etkilerden biri.

- Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerlerle mandıralara süt toplanırken tankere konan iki bardak hidrojen peroksit, sütün bozulmasını önlüyor. Hidrojen peroksit kadınların saçlarını açmak için kullandıkları kimyasal. Süte koyunca bakterileri öldürüyor ve süt bozulmuyor!

- Restoranlara, büfelere, her şey dahil yerlere kilosu 6-7 liraya satılan taze kaşar peynirlerinin muhteviyatı patates püresi, yağ ve kaşar aromasından oluşuyor...

- Kilosu 3.5 lira kıymalara gelince et aroması, tavuğun deri ve kemikleri ve soya gibi zararsız maddelerden mürekkep! 

Kısacası böyle bir tabloya bakarak söyleyecek olursak sahtekârlıkta, yolsuzlukta üçkâğıtta gerçekten de çağ atlamışız ve atlamaya devam ediyoruz.

Geçmişten bugüne viski, rakı, şarap, kola, bal, kıyma, peynir gibi neredeyse sahtesini görmediğimiz hiçbir yiyecek kalmadı. Ve liste her geçen gün hayal sınırlarımızı zorlayarak kahve köpüğü, organik ürün sertifikası gibi uzayıp gidiyor…

Başta Sağlık Bakanlığı, devletin yiyecek içecekle ilgili tüm kurumları, sivil toplum örgütleri, dernekler, meslek kuruluşlarına büyük görev düşüyor: Kuralları yeniden yazmak, denetlemek, ardından da ciddi yaptırımlar, cezalar getirmek.

Artık hep birlikte düşünme zamanı geldi de geçiyor... 

Jamie’nin İtalyan’ı
Televizyonlarda tek izlediğim ve hayranı olduğum yemek programı Antonio Carluccio ve Gennaro Contaldo’nun sunduğu ‘Two Greedy Italians/ İki Açgözlü İtalyan’dır. O programda sıcaklık, dürüstlük, içtenlik, yemeğin anlamı... Ne ararsanız var. Gennaro ve Carluccio İngiltere’nin en ünlü İtalyan asıllı şeflerinden. Gennaro, Londra’da Carluccio’nun Neals Yard Restaurant’ında çalıştıktan sonra 1999’da Charlotte Caddesi’nde Passionate adlı restoran açmış. Ona ününü kazandıran Jamie Oliver’a İtalyan mutfağını öğreten şef olması. Yani Gennaro, Jamie’nin İtalyanı. Bugün dünyanın dört bir yanına yayılan ‘Jamie’s Italian’ restoran zincirinin de ortağı. Gennaro Contaldo hafta başında Jamie Oliver Food Foundation öncülüğünde 16 Mayıs’ta kutlanan ‘Food Revolution Day/Yemek Devrimi Günü’ tanıtımı amacıyla İstanbul’daydı. Günün amacı çocuklara yemeği sevdirmek kadar ne yediğini de düşündürmek. Hem Gennaro’ya göre iyi bir yemeğin tek vazgeçilmezi malzeme kalitesi. Jamie’s Italian’ı İstanbul’da açan Kaya Demirer “Sadece taze ve doğal ürünler kullanabiliyoruz. Açılan her ürünün üzerine tarihi yazılıyor. Baharatlar bile üç-dört gün içinde kullanılmak zorunda” diyor. Jamie Oliver, adını korumanın yolunun sistemin ve kalitenin sürekliliğinden geçtiğinin farkında. İşini şansa bırakmıyor. Gezici kontrol şefleri ayda bir kaç kez kontrole geliyormuş.

Bir başarı öyküsü Şef Serkan Erkılıç
Serkan Erkılıç Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde doğmuş, yemek-içme dünyasına Kuşadası’nda bir Çin Lokantası’nda bulaşıkçı olarak adım atmış. Sonra aşçı olmaya karar vermiş, tutkuyla yeni işine sarılmış. En iyi tatil otellerinde şeflik yapmış. Sabancı Grubu’nda mutfak danışmanı olarak çalışmış. Şimdi Rixos Tekirova Preminyum Hotel’de şeflik yapıyor.

Onu meslek yaşamında en çok onurlandıran şey ise dünyaca ünlü şeflere Türk Mutfağı’nı tanıtan bir organizasyonda gastronomi dünyasının yıldızlarından, yüzyıla damgasını vuran şeflerden biri kabul edilen üç Michelen yıldızlı Joel Robuchon’la tanışması olmuş. Erkılıç, ünlü şefe perdeli pilav ve testi kebabı yapmış.

32 yaşındaki genç şefin heyecanı hiç sönmesin ve yolu hep açık olsun...