Çocukların İstanbulu

Dün sabah mimar, şehir planlamacısı, akademisyen, gazeteci, sanatçı ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir grup yetişkin aslında çocuklara yönelik düzenlenen bir atölye çalışmasına katıldık. İstanbul 'Lezzet olsaydı', 'ses olsaydı', 'insan olsaydı ne olurdu?' sorularına cevap verdik.
Çocukların İstanbulu

Dün sabah mimar, şehir planlamacısı, akademisyen, gazeteci, sanatçı ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir grup yetişkin aslında çocuklara yönelik düzenlenen bir atölye çalışmasına katıldık. İstanbul ‘Lezzet olsaydı’, ‘ses olsaydı’, ‘insan olsaydı ne olurdu?’ sorularına cevap verdik. Sonra kentte en sevdiğimiz ve sevmediğimiz mekânları seçtik.

Biz yetişkinler biraz kendimizi, biraz da fikrine önem verdiğimiz isimleri test ettiğimiz için olmalı bu oyunu çok sevdik. Hatta cevaplarımız üzerine tartıştık bile. İstanbul Kültür Sanat Vakfı Genel Müdürü Görgün Taner’in en sevdiği yer Kadıköy Çarşısı, en sevmediği yer Feshane, Meral Tamer’in en sevdiği yer Beyoğlu, en sevmediği Fatih; mimar Nevzat Sayın’ın en sevdiği yer oturduğu semt Kuzguncuk, en sevmediği ise Ümraniye’ymiş. Listede en sevilen yerler Kandilli, Salacak, Asmalımescit, Balat, Tarabya, Moda ve Galata gibi kentin kimliğini ve geçmişini korumuş bölgeleriydi.

Benim cevaplarıma
gelince ‘En sevdiğim: Kentte nefes alabildiğim tek yer Belgrad Ormanları’, en sevmediğim daha doğrusu İstanbul gibi bir megapole yakıştıramadığım yer ise her geçen gün kimliksizleşen Taksim Meydanı.

Bu atölye çalışmalarına katılan 6-12 yaş arası kentin farklı kesimlerinden gelen, farklı gelir grubunda ailelere sahip çocukların kente dair çözümleri ve beklentileri ise biz yetişkinlerden farklı. Çocukların en sevmediği yerlerin başında Taksim ve İstiklal Caddesi geliyor. Taksim onlar için biber gazı, polis, tehlike demek. Hatta pazar yerleri gibi güvenliksiz buldukları kalabalık alanları da sevmiyorlar.
En çok sevdikleri yerler deniz kenarları. Birçoğu için deniz kıyısı mutluluk ve eğlenceyle eşdeğer. Gezi Parkı, Maçka Parkı ve Belgrad Ormanı gibi yeşil alanlar da sevdikleri yerler arasında. Yetişkinlerin beklentilerinin aksine hiçbiri AVM’leri sevdiğinden, oralarda iyi vakit geçirdiğinden söz etmiyor.

Yetkileri olsa çözmek istedikleri sorunların başında ise trafik geliyor. İkincisi de gereksiz binaları yıkarak park ve yeşil alan yapmak istiyorlar. Ancak kente dair en çok fikri olan, çözüm üreten çocuklar yürüyerek okula gidenler, toplu taşıma araçlarına binenler ve geleneksel mahallelerde oturup sokakta oynayan çocuklar. Steril, duvarların arkasındaki yaşamlar ve okulların yaratıcılığa pek bir katkısı olmuyor galiba!

‘Çocukların İstanbulu’ Columbia Üniversitesi’nin bir girişimi olarak Borusan Holding’in sponsorluğunda kurulan kent laboratuvarı Studio-X Istanbul ve çocuklara eğlenerek öğrenecekleri fırsatlar yaratan İnformel Eğitim-çocukistanbul işbirliğiyle hayata geçirilmiş bir proje. Mayıs sonuna dek devam ediyormuş. Çocuğunuz, torununuz ya da bir yakınınız varsa bu fırsatı kaçırmasın derim. Hatta keşke yetişkinler için de böyle atölye çalışmaları olsa.

Ve orada yetişkinlere çocuklara daha insani, daha yaşanır bir İstanbul yaratmanın sırları öğretilse. Ekmek almaya gidip evine 269 gün sonra cenazesi dönen 14 yaşındaki Berkin Elvan utancını bir daha hiç yaşamasak... ”www.cocukistanbul.org”