Coğrafi işaretli ürünler sürdürülebilir tarımının geleceği

Geleceğini sürdürülebilir tarımda, gastronomi turizminde gördüğüm Türkiye için coğrafi işaretli ürünlerin ortaya çıkması çok önemli.  YUCİTA gibi sivil toplum örgütleri, Metro Toptancı market gibi şirketlerin bu ürünlerin ortaya çıkmasına verdiği destek övgüyü hak ediyor...
Coğrafi işaretli ürünler sürdürülebilir tarımının geleceği

Kırkağaç kavunu

Ortaca limonu, Gümüşhane kömesi, Kars kaşarı, Ezine peyniri, Zile pekmezi, Safranbolu lokumu, Afyon kaymağı, Malatya kayısısı, Aydın inciri, Kalecik karası üzümü, Kayseri pastırması, Maraş tarhanası, Karaman Divle obruk tulumu, Siyez buğdayı ve daha niceleri....

200’ye yakın coğrafi işareti tescillenmiş ürün var ülkemizde. Bir o kadarı da sırada bekliyor.

 Anadolu, coğrafi işaret alabilecek ürün çeşitliliğinde bir hazine barındırıyor. Bugün AB ülkelerinin toplamında coğrafi işaretli ürün sayısı 1260, dünya genelinde 10.000 civarındayken Türkiye’de potansiyel ürün sayısının 2500 olduğu tahmin ediliyor.

Coğrafi işaret konusu, geleceğini sürdürülebilir tarımda, gastronomi turizminde gördüğüm Türkiye için hayati önemde. Coğrafi işaret hem biyoçeşitliliği koruyor, hem de kırsal bölgelerde yaşayan, tarımla geçinen küçük üreticiye hayat veriyor.

Son yıllarda hepimizin bildiği gibi küçük üreticiler çiftçilikten, bahçecilikten, yerel ürünlerinden geçimini sağlayamadığı için neyi var neyi yok satıp kente göç etme yolunu seçiyordu.

Bir dönem ithal ürünler öylesine kutsandı ki Taşköprü sarımsağı,  siyez buğdayı, Kırkağaç kavunu kimin umuru diye düşünülüyordu. Bu süreç hala da devam etse de coğrafi işaretli ürünlerden para kazanmaya başlayan üreticiler ürünlerinin kıymetini, yaptıkları işin önemini anlamaya başladılar.

Bu süreçte Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜCİTA) ve bu ağın arkasındaki isim Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu’nun payı çok büyük.

YÜCİTA, Türkiye’de bir coğrafi işaretler sisteminin yaygınlaşması, yöresel ürünlere değer kazandırılarak sürdürülebilir kırsal kalkınmanın desteklenmesi misyonunu özveriyle yerine getiriyor.

 Özel sektör kanadında ise Türkiye’de 25. Yılını kutlayan Metro Toptancı Market’i de unutmamak gerekir. Başlangıcından beri coğrafi işaretli ürünler projesine inanmışlar ve destek veriyorlar.

Bugüne dek Taşköprü sarmısağından Finike portakalına, Zile pekmezinden Kars kaşarına kadar birçok coğrafi işaretli ürüne sahip çıkmışlar. 60 coğrafi işaretli ürünü müşterilerine sunuyorlar.

Bu destek çok önemli Türkiye’de 19 ilde 38 satış noktaları var, 3000 binin üzerinde tedarikçiyle işbirliği içindeler. Ve yılda 1 milyondan fazla müşteriye ulaşıyorlar.

DAMAK PALETİMİZ GÜN GEÇTİKÇE DARALIYOR

Bir süre önce sohbet ettiğimiz Metro Toptancı Market Türkiye Genel Müdürü Kubilay Özerkan projeye desteklerinin aslında bir ihtiyaçtan doğduğunu anlatıyor.

“Türkiye’de gastronominin geleceğine yön veren, standartlarını yükselten şeflerimizin, uluslararası arena mutfağımızın tanıtımına destek verelim derken bu misyonu yerine getirme noktasında damak paletimiz gitgide daraldığını fark ettik. Yerel ürünlerimizin birçoğu yok oluyor. Bu nedenle Coğrafi İşaretli Ürünler Projemizi hayata geçirdik.” diyor.

Beklentileri de tüketicilerin de bu ürünlerin farkında olması, ne kadar özel olduklarını bilmesi ve sahip çıkması. Bu ürünlerin şeflerimizin menülerine de evlerimizin mutfaklarına da girmesi.

Aslında coğrafi işaretli ürünler, sürdürülebilir tarım hepsi bir bütünün parçaları. Şimdi enerji, iş gücü, su ve toprağın korunduğu sürdürülebilir tarıma da destek veriyorlar. Karbon ayak izleri de küçülüyor bu sayede.

En önemlisi de Taşköprü sarımsağı projesi sırasında bire bir şahit olduğum gibi üreticiye direk ulaşıyorlar. Aracılar ortadan kalktığı  için üretici daha fazla kazanabiliyor.

Bizler de her geçen gün daha fazla daha önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız ürünlerle tanışıyoruz. Gelecek kuşaklara taşınmasına aracı oluyoruz.

Geçen hafta Antalya’nın Elmalı ilçesinde tattığım keçi sütlü yanık dondurmanın, keçi kaymaklı un helvasının ve keçi etinden yapılmış ızgara köftenin tadı hala damağımda. Türkiye gerçekten de bir gastronomi cenneti kıymetini bilmeliyiz, yeter ki sahtecilikten vazgeçelim, gerçeğin peşinde olalım…