Dayanabilirsek, ülke fırsat verirse kuşaklar boyu sürdürmek isteriz...

Antalya Elmalı'da 16 yıl önce bağ kurmaya başlayan ve sekiz yıldır şato tarzı üretim yapan Likya, Cumhuriyet döneminde Akdeniz Bölgesi'nin ilk şarap üretim tesisi...
Dayanabilirsek, ülke fırsat verirse kuşaklar boyu sürdürmek isteriz...

Türkiye’de zorluklara rağmen ayakta durmaya çalışan şarap sektörünün en büyük şansı işini aşkla yapan üreticiler. Trakya’dan Ege’ye, Orta Anadolu’dan Akdeniz’e hangi üreticiyi ziyaret etseniz heyecanlarına, azimlerine ortaya koydukları kaliteli ürünlere hayran olmamak, saygı duymamak mümkün değil.

Deniz seviyesinden 1100 metre yükseklikte Antalya Elmalı’dayız. Hititler dönemindeki adıyla Wiyanawanda, Likyalılar döneminde Onenoanda olmuş. Ama her iki uygarlıkta da anlamı ‘şarap kenti’.

Ve binlerce yıl sonra Cumhuriyet tarihinde Akdeniz Bölgesi’nin ilk şarap üretimi yine aynı topraklarda yapılmış.  Geçmişi 16 yıl öncesine uzanan bu ilk olmanın ardındaki isim Burak Özkan.

Tarık Özkan ve Burak Özkan...

Burak Özkan Amerika’da ve Londra’da Uluslararası işletme okur. Ama aklı fikri şato şarapçılığı yapmaktadır. Finike’de narenciye bahçeleri olan ihracat yapan ve benzin istasyonları işleten ailesinin yanına döner. Babası Tarık Özkan’a düşüncesini anlatır, ikna etmesi de pek zor olmaz.

2000 yılında ilk bağlarını Avlan Gölü kıyısında kurarlar. Bağlar Arykanda antik şehrine yakın olduğu için Arykanda bağları adını verirler. Bu arada Burak Özkan İngiltere’ye giderek Plumpton College’de şarap eğitimi alır. Kardeşi Doruk Özkan da Akdeniz Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Bölümü’nü bitirir ve bağlarla ilgilenmeye başlar.

2007 yılında doğal akış felsefesine uygun, ısı kontrollü, çelik tanklarda üretim yapan modern ve hijyen kurallarına uygun şaraphanelerini kurarlar. Prof. Dr. Hasan Çelik ve ünlü Fransız önolog Francois Gaboriaud danışmanlığında bağlar sekiz yaşına geldikten sonra şarap yapmaya başlarlar.

Üretim tesisleri içindeki yüksek tavanlı, doğal serinlik yakalayacak biçimde kaya oyularak inşa edilmiş bölümde bağlardan gelen üzümlerin soğutulmasından, çelik  tanklarda her parselden gelen üzümlerle yapılan şarapların saklanmasına dek her detay ince ince düşünülür.

100 dönümle yola çıkarlar. Bugün 420 dönümlük bağlarında Cabernet Sauvignon, Merlot, Shiraz’, Malbec, Pinot Menuiere, Pinot Noir, Öküzgözü, Boğazkere, Kalaecik Karası gibi kırmızı, Sauvignon Blanc, Chardonnay , Narince gibi üzüm cinslerini yetiştiriyorlar.

Ayrıca bölgeye ait Tilkikuyruğu, Acıkara, Çalıbağ gibi yerli üzümleri de işliyorlar. Özellikle Acıkara üzümünün üzerine yoğunlaşmışlar. Yerel üreticilerin neden bizim üzümlerimizi de kullanmıyorsunuz soruları ve talepleri üzerine Elmalı’nın  yemeklik için pek değeri olmayan ve pekmez yapılan Tilkikuyruğuyla her şey dahil otellere verdikleri uygun fiyatlı şarapları üretmeye başlamışlar. Hem şaraplar turistler tarafından ilgiyle karşılanmış hem de köylüler bu işten karlı çıkmış.

Likya Şarapları Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özkan şarap yaparken kimseyi taklit etmediklerini, hep yeni bir şeyler deneme yolunu seçtiklerini söylüyor. İlk kez Kalecik Karası-Malbec kupajı yapmışlar ve ilk üretimle Dünyada 7 şarap içine girip altın madalya almışlar. Zaten Türkiye’de ilk Pinot Noir şarabını üreten de onlar.

Dünyada yükselen trend yüksek rakım bağcılığı Likya şaraplarını şanslı kılıyor. Gece gündüz ısı farkı sayesinde asiditesi sağlam yemek uyumlu şaraplar üretebiliyorlar. Şaraplarını dört ay kadar meşe fıçıda dinlendiriyor ancak  fıçıya girmemiş şarap da üretseler de iki yıldan önce piyasaya vermiyorlar.

Özkan ailesi satışlarını ihracatla desteklemeye çalışıyorlar. Amerika’da bazı eyaletlerde ve Avrupa’da Fransa, Hollanda gibi ülkelerde az da olsa varlar. Paris’te Michelin yıldızlı restoran Goust’a girmelerinin hikayesi de ilginç. Paris’te katıldıkları bir fuarda restoranın baş someliyesi kör tadımda deneyip beğenir. Ve böylece Paris pazarına Fransa’da çoğunlukla şampanya ve beyaz şarap yapmakta kullanılan Pinot Meunier üzümünden yapılmış bir kırmızı şarapla girerler.

Ancak yurtdışında şarap üreticilerimizin tek tek başarılı olması çok zor. Avrupa ve Amerika’daki marketlerde ve büyük satış noktalarında her ülkenin kendi rafı bulunuyor.  Şarap üreticilerinin bir araya gelmesi ve devlet desteğiyle ancak yurt dışında Türkiye şarapları var olabilir. Aslında şarabın katma değeri diğer ihraç ürünleriyle karşılaştırıldığında en az altı katı. Keşke devlet bu yolu da bir ekonomi politikası olarak benimsese. Türkiye şarapları algısı ve varlığının turizme de katkısı büyük olacaktır. Önce uzak dursa da oğullarının ardından bu işi benimseyen baba Tarık Özkan’ın söylediği gibi “Daha yolumuz uzun yapacak çok şeyimiz var”...