Dersim'in kadınları

Dersim'de kendine güvenli, yaratıcı Kürt kadınlarıyla tanıştım. Ama girişimci kadınlar mutsuz ve umutsuz, hatta bazıları kentten ayrılmayı düşünüyor.
Dersim'in kadınları

Bir yere ilk kez gitmek her zaman heyecan vericidir. Özellikle de burası Dersim gibi yıllarca terörle anılan, adı hep parantez içinde kalmış, yıllarca geçmişi unutturulmaya çalışılmış, yalnız bırakılmış, her geçen gün küçülen bir kentse insan daha yoğun duygular içinde oluyor. Gezinin her anı ilginçti ama beni en çok etkileyen yanlarından biri kendine güvenli, yaratıcı Kürt kadınlarıyla tanışmak oldu. Bugün bu kadınlar arasından yollarını farklı çizen ikisinin öyküsünü anlatmak istiyorum.

Aynur Boldaz, 1960’ların sonunda Dersim/Tunceli’nin Nazimiye ilçesinin küçük bir mezrasında doğmuş. 13 kardeşi gibi 19 yaşına dek yaşamı meralarda keçilerin, davarların peşinde koşarak geçmiş. Bu arada ilkokulu bitirmiş. 



1987’de Almanya’nın yerini bile bilmezken Berlin’e gelin gitmiş. Aile, memleket özlemi onu çok yormuş, keçiler bile gözünde tütmeye başladığında yataklara düşmüş. O derdine ilaç beklerken gittikleri doktorun önerisi acilen Almanca öğrenmesi olmuş. O güne dek Almanca öğrenebileceğini aklından bile geçirmeyen Boldaz haftada üç gün kursa gitmeye başlamış.

İlk birkaç ay çok zorlanmış ama altı ay kadar sonra Almanca konuşmaya başlayınca hem Berlin’i hem de bu yeni dili çok sevmiş. Beş yıl çalışma izni beklemiş. O arada ağzında sigarası araba kullanan kadınlara özenip ehliyet kurslarına gitmiş. Dördüncü denemesinde ehliyetini de almış.
Bir temizlik şirketinde iş bulmuş ve bir hastanede çalışmaya başlamış. Gece üçte kalkarak işe gitmiş. Hiç pes etmeden elinden gelenin en iyisini yapmaya gayret etmiş. Dokuz ay sonra da patronu 150 kişinin vardiyasını düzenleme pozisyonuna getirmiş onu. Kendine güveni gelmiş. Bu arada bir kızı olmuş, görücü usulüyle evlendiği kocasıyla da anlaşarak ayrılmışlar.

2000 yılında parasız kurslarla girişimcilik eğitimleri almış. Ve ‘Forever Clean’ adıyla bir temizlik şirketi kurmuş. Bir eleman tutup artık bir şirketim var diye gururla uyuduğu ilk geceyi hiç unutmamış. Dört yıl kadar sonra büyümesi gerektiğini fark edip kredi almış. 2009 yılında da Türkiye’de bir şube açmış. Şirketin onuncu yılında kâra geçmeye başlamış. Forever Clean’ın 14. yılında 400’e yakın çalışanı var ve personelinin yüzde 45’i de engelli.

Aynur Boldaz, bugün sayıları 40 bini bulan Dersim Diyasporası’nın ve Berlin’in önemli isimlerinden biri. Berlin Esnaf ve Zanaatkârlar Odası Yönetim Kurulu Üyesi. 21 yıldır Hıristiyan Demokrat Parti için çalışıyor.

İstanbul’u, memleketi Dersim’i çok sevmesine karşın “27 yıldır kendimi parçası hissettiğim yer Berlin; buralarda yaşayamam, ben oranın kurallarına göre şekillendim” diyor.

Aynur Boldaz, başka ülkelerde ve kentlerde başarıyı yakalayan Dersimlilerden sadece biri. Barış süreci istenen sonuçları getirir, bölgeye huzur gelirse bu kentten de başarı öyküleri çıkabilir. Ama şimdilik buradaki tüm girişimci kadınlar mutsuz ve umutsuz, hatta bazıları kentten ayrılmayı düşünüyor.

Valiyi haber yapınca sürüldü
Umutsuzlardan biri de sadece kadınların kurduğu ve çalıştığı Tunceli Emek gazetesinin sahiplerinden Hüsniye Karakoyun. Hüsniye Karakoyun aynı zamanda 16 yıllık öğretmen. Dersim Hozat Türktaner Köyü’nde yaşayan 10 çocuklu bir ailenin kızı. Babası, en büyük kardeş olduğu için tek onu okutmuş.

Karakoyun, Erzurum Atatürk Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı mezunu. Erzurum’da Alevi bir Kürt olarak yaşamak zor olsa da üniversitedeyken çalışarak kendinden sonra gelen kardeşlerini de sırasıyla yanına alıp okutmuş. Mezun olunca da Tunceli’de öğretmenlik yapmaya başlamış.

2004 yılında kardeşi Dilek’le baskıdan teknik servise sadece kadınların çalıştığı Tunceli Emek gazetesini kurmuşlar. Amaçları sadece terör ve operasyonlarla gündeme gelen Dersim’de yerli halkın kendine ait basit konularda haberler bulacağı, sorunlarının dile getirildiği bir yerel bir gazeteymiş. Bunda başarılı olmuşlar da. Bugün internet üzerinden 10 binin üzerinde okuyucuları var.

Ancak Hüsniye Karakoyun, 2011’de Başbakan’ın tam da “Dersimilerden özür dileriz” dediği günlerde dönemin valisi Mustafa Taşkesen’le ilgili yaptığı bir haberden sonra Kütahya Simav Dağardı Köyü’ne sürülmüş. “Buralarda bizler için devlet hala vali” diyor.

Bu yıl Nisan ayında Tunceli’ye geri gelmesi söz konusu olmayınca istifa etmiş. Şimdi gelecek konusunda da karamsar. Devletin hâlâ Dersimlileri muhalif, taraf olarak gördüğünü düşünüyor.

“Bizim devletle sorunumuz yok, ancak devlet bizim de mutluluğumuz için çalışmalı. 1990’lara dek çatışmaların olduğu dönemde devlet ‘terörü bitireceğim’ diye köyleri boşalttı. Ekolojik tarım nasıl olacak? İnsanlar tarlalarını, bahçelerini bırakıp gitmek zorunda kaldılar, köpeklerine bile sarılıp ağladılar. Biz yıllarca Munzur Vadisi’ne giremedik. Babam her gece evde kaç çocuk olduğu anlaşılmasın, devlet ya da örgüt bizleri götürmesin diye ayakkabılarımızı saklardı. Şimdi de ekonomik çaresizlik yaşam alanımızı daraltıyor” diyerek duygularını dile getiren Hüsniye Karakoyun’un çizdiği tablo hiç parlak değil.

O da buralardan çok uzaklara gitmek istiyor...