Dijital dünyanın önlenemez yükselişi

2001 yılında 2 milyon olan internet kullanıcısı 2011'de 35 milyona yükselmiş

Günü bilgisayar başında geçirsem de teknoloji ve dijital dünyayla özürlü ilişkimi bilen Fatoş Karahasanoğlu hafta başında düzenlediği ‘WEB 3.0 İstanbul’ başlıklı pazarlama iletişimi konferansına beni de davet etti.
Konferansa katılanların hemen hepsi(benim dışımdakiler) pazarlama alanında faaliyet gösteren profesyoneller, akademisyenler, sosyal medyayı başarıyla kullanan medya temsilcileri ve iş dünyasından isimlerdi.
Fatoş Karahasan’ın Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, Reklamcılık Bölümü’ndeki öğrencileri de tam kadro oradaydı. Eğlenceli, öğretici ama aynı zamanda benim gibi elleri simsiyah olana dek gazete okuyan, i-Pad yanı başında olsa da notlarını kalem kâğıtla tutan, radyo, gazete dergi, kitap gibi geleneksel basından vazgeçemeyen biri için moral bozucu bir konferanstı!
Ben ne kadar geriden gidersem gideyim dijital medya konusunda geri dönülmez bir yolda olduğumuz gün gibi aşikâr. Sayılar ortada. 2001 yılında 2 milyon olan internet kullanıcısı 2011 yılında 35 milyona yükselmiş. Yani bugün Türkiye’de her iki kişiden biri internet kullanıyor. Ve 28 milyon ‘Facebook’ kullanıcısı var. Avrupa’da ise 2003 yılında 25 milyon olan kullanıcı sayısı, 165 milyona ulaşmış.
Bu sistemde video çok önemli. Artık her şey bize video olarak sunuluyor. New York’ta tüm taksilerde reklam yapan bir ekran var. Türkiye’de internet üzerinden en çok film ve dizi izleniyormuş. Bu yüzden de tüm sektörler gözünü dijital pazarlamaya çevirmiş durumda. İnternette 20 milyon multimedya kullanıcısı, 12 milyon da online televizyon izleyicisi varmış.
Hal böyle olunca konferansta konuşan şirketlerin pazarlama sorumluları dijital teknolojinin önemini, başarısının kanıtlarını anlatırken satış grafiğini yükseltmiş kampanyalarından örnekler verdiler.
Tabii ki bu yeni nesil internet reklamlarıyla yapılan teklifler son derece başarılı, baştan çıkarıcı.
Yani kısacası büyük birader bu kez ekranlar aracılığıyla devrede. Ne diyelim, biz nihai tüketicilerin birbirinden cazip tekliflere karşı koyup bütçemizin kontrolden çıkmasına izin vermediği sürece sorun yok... 

TÜYAP’a gitmeye üşenmeyin
TÜYAP Uluslararası Kitap ve Sanat Fuarı’nın ilk iki gününde kalabalık inanılır gibi değildi. Hem de şehirden en az bir saat mesafede olmasına rağmen fuar alanı. Kitap ve sanatseverler Beylikdüzü’ne otobüs, servis arabaları ne mümkünse onunla gidiyor gocunmadan.
Siz alışveriş merkezlerinde, Nişantaşı’nda ya da gece kulüplerinde dolaşmaya alışkın olanların köşelerinde sıkıcıydı, hiçbir şey yoktu demelerine bakmayın.
Kitaplar da sanat yapıtları da son derece doyurucu. Herkes beklentilerine göre bir şeyler bulabilir.
Aslında bulmak da almak da gerekmiyor. Binlerce kitap ya da sanat eseri arasında dolaşmak, o havayı solumak bile keyifli. Bugün ya da yarın vaktinizi ayarlayıp gidin, pişman olmazsınız, bir hafta sonu da iki saat yolda geçsin, değiyor...



YENİ AÇILANLAR
‘Tavvuk’ İstanbul’da
Türkiye’nin en büyük tavuk üreticilerinden bir olan Keskinoğlu bir yıl kadar ilk önce fastfood restoranını Akhisar’da üretim tesislerinin yanında açmıştı. Özellikle İstanbul başta olmak üzere bir çok kentte ithal tavuk zincir restoranlarının birbiri ardına açılmasından sonra Keskinoğlu grubu ‘Tavvuk’ markasıyla başlattıkları fastfood restoranlarının büyümesine karar vermiş.
Bu yılın içinde İstanbul’da Profilo Alışveriş Merkezi’ndeki ilk şubelerinin ardından Teşvikiye ve Acıbadem’de birer şube açmışlar. Şimdi de sırada Ortaköy var. Yönetim Kurulu Üyesi Keskin Keskinoğlu “2012 hedeflerinin 12 şube olduğunu, 2013’te franchise vermeyi, 2015’te ise komşu ülkelerden başlayarak yurtdışına şube açmayı planladıklarını” söylüyor. Ama ben Keskinoğlu markasından ‘organik ya da en azından doğal tavuk’ üretmelerini de bekliyorum.
Dört beş yıl önce denediler ama kârlı olmayınca bıraktılar. Bence şimdi tam sırası.
Tavukta Türkiye kökenli tek fastfood markası olan Tavvuk’un başladığı gibi devam ederse yolu açık görünüyor. Çünkü sundukları her şey çok kaliteli ve lezzetli. Tavuklarında benzeri zincirlerde en büyük sorun olan ‘kemiğe yakın yerlerde kan kokusu’ problemi yok. Tabii bu, tavuk taze, beklememiş anlamına geliyor.
Tavvuk’larda piliç çevirme, but, kanat, lades lokma, köfte, burger, saraylı döner gibi hem yağda hem de ızgara çeşitler bulunuyor. Tüm çeşitler isteğe göre ekmek, sos, patates kızartması, salata ve sınırsız içecek ile birlikte servis ediliyor. Ayrıca çocuk mönüleri, yumurtalı, menemenli sabah kahvaltıları da var. Kazandibi, tavukgöğsü, ayva tatlısı, havuçlu cevizli kek ve ayva tatlısında da iddialılar. Fiyatlar da son derece makul. Menemen 3.50, kahvaltı 5.00 TL , çocuk mönüsü 6.50 TL. Diğer mönüler de 9.95 ile 12.90 TL arasında değişiyor.
www.tavvuk.com.tr

RAFA ÇIKANLAR
Klasik şampanya yöntemiyle ‘Yaşasın’
Şarap sektörünün yeni oyuncularından Vinkara hem kaliteli hem de yenilikçi ürünleriyle dikkati çekiyor. Vinkara’nın en son yeniliği de, klasik şampanya yöntemiyle(méthode champenoise) Kalecik Karası üzümünden yaptığı doğal köpüren şarap. Aralık başında ‘Yaşasın’ adıyla piyasaya çıkacak köpüklü şarabın şişesi ve etiket tasarımı da çok başarılı.
Şarap üreticisi ülkelerde köpüklü şaraplar ve şampanyalar genellikle Fransa’da kullanılan Chardonnay, Pinot Noir, Pinot Blanch gibi üzüm türleriyle yapılıyor. Bizim Kalecik Karamız ise Pinot Noir’a kardeş sayılan bir üzüm cinsi olduğu için ilk adım doğru atılmış. Tüm dünyada köpüklü şarap yapımında kullanılan üç temel yöntem var. Projenin arkasındaki isim Vinkara’nın önoloğu Marco Monchiero’nun dediği gibi onlar ‘yüksek kalitede şampanyalar ve köpüklü şarapların üretiminde kullanılan en zahmetli yolu’ seçmişler.
Üç yıl emek vermişler ama sonuç çok başarılı. İçimi son derece yumuşak ve dengeli bir köpüklü şarap çıkmış ortaya. Vinkara Yönetim Kurulu Başkanı Ardıç Gürsel, “Köpüklü şarap tüketimindeki ‘kutlama içeceği’ ritüelini değiştirmeyi amaçladıklarını” söylüyor. ‘Yaşasın’ 75 TL gibi bir fiyatla bunu başarır mı bilemem. Yaşasın’ı diğer köpüklü şarap üreten ülkelerindeki fiyatlarla karşılaştırırsak biraz pahalı ama bizdeki vergiler ve üretim maliyetleriyle bu kalitede bir köpüklü şarabın daha ucuz olması kolay değil...