Dikkat Zemin Kaygan!

'Vitra çağdaş Mimarlık Dizisi Sunar: Dikkat Kaygan Zemin'le dördüncü yılında yine genç bir bakışla çarpıcı bir çalışmaya imza atıyor...

Hepsi sadece duvardaki tuğlalardı...

‘Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi Sunar: Dikkat! Kaygan Zemin’ başlıklı sergiyi fonda çalmasa da kulaklarımda Pink Floyd’un ‘Another Brick in The Wall’ parçası eşliğinde dolaştım sanki...

Mimarlık kültürünün ve mimarların sembolleri bir başka dönemi simgeleyen objeler, siyah tişörtler, beyaz gömlekler, mimarlık yayınları, kalemler, defterler, tuğlalardan yapılmış Babil kulesi, duvarda kolaj, hidrolik kepçe makinesi, Yeşilçam filmlerinden replikler, çağın çalışma odası bilgisayarlar, bilgisayar oyunu, kamusal alan projeleri ve daha bir çok çalışma...

Dikkat! Kaygan Zemin’i küratörü Yelta Köm’le beraber dolaştık.

Sadece 29 yaşındaki henüz doktora öğrencisi olan Köm’ün mimarlık dünyasına ve yerleşik değerlere bakışı farklı ve etkileyici.

Yelta Köm, “Bu sergiyle mimarlığın sadece çizim ve binadan ibaret olmadığını göstermek istedim” diyor. Bu yüzden de kültür kavramı üzerine yoğunlaşmış, bir mimar olarak kendilerine bakmak istemiş. Sergiyi semboller ve ritüeller aracılığıyla bir kültür peyzajı olarak kurgulamış.

Anlatmak istediği hiç bir şeyin değişmez olmadığı, mekanların da, binaların da kentlerin de dönüşebileceği. 1930’larda yayınlanmış bir mimarlık dergisinde yer alan “Ah nerde o İstanbul, neydi ne oldu” yazısından örnek vererek “Kültürün çoğulcu yapısı göz ardı edildiğinde karşılaştığımız gibi, mimarlığı da göz ardı ettiğimizde, onun biricik ve yüce olduğu yanılsamasını yaşıyoruz. Oysa hem kültür hem de mimarlık, sahip olduğu çeşitlilikle, zaman içinde yaşadığı bozulma, dağılma ve kirlenmeyle zenginleşip çoğalıyor” diyor.

Köm’e gör zor durumlarda sarıldığımız “Aman, aman! Kültürümüz elden gidiyor!” ya da “Bizim kültürümüz bize yeter, kültürümüz bozulmasın!”, veryansınları, komiklikten öteye gidemiyor.

Bırakın yerler kaysın! Yoksa ne zemin değiştiriyoruz ne de bir adım atıp başka bir yere basıyoruz; romantik hayaller içinde kendi zeminimizde sabit bir şekilde durmaya çalışıyoruz. Bulaşmıyoruz, bulaştırmıyoruz; “biz bize yeteriz” illetine sımsıkı tutunan, arada esnemeye kalktığında ise çatırdamaya başlayan fildişi kulelere dönüşüyoruz.

Bu genç bakışın eleştirilerine, önerilerine hepimiz kulak vermeliyiz. Peki ne yapalım, her şey dönüşebilir, her şey yıkılabilir, yok edilebilir, yenisi inşa edilir mi demeliyiz? Yoksa bir yerlerde bir sınır olmalı, simge yapılar, bir dönemi temsil eden mimari örnekleri yüzyıllar boyu varlığını sürdürmeli mi? Sergiyi siz de dolaşın, kararınızı kendiniz verin...

Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi: Mimarlar ve projeleri

DEPURati: Babil Kulesi ile mimarlık kültürünün mitlerine dair farklı bir okuma sunuyor. Babil’in Ötesi adlı iş, ziyaretçileri bir deneyim için provoke ediyor.

Günce Eşingen ve Gökhan Kınayoğlu, Sayılarla Boyama’da kültürün nasıl şekillendiğini bir kolajla anlatıyorlar. Kolaj ziyaretçilerin katılımıyla biçimleniyor.

Sarraf Galeyan Mekanik ekibi Bitmiş Bir İş adlı hidrolik kepçe makinesiyle mimarlık kültürünün biteviye tüketildiğini ve yeniden üretildiğini hatırlatıyor

Hayrettin Günç, bir mimarın, kendisinden talep edilmediğinde tek başına nasıl yeni bir işe başlayabileceğini ve kentlilerle nasıl ortaklık kurabileceğini sorguluyor.

vgpd ekibi, Translateks isimli işiyle mimarlık alanından çıkıp cinsiyet, beden, antropoloji ve sanat ekseninde üretim gerçekleştiriyor.

H. Cenk Dereli, size mimar diyebilir miyim? ile Türkiye popüler sinemasındaki zengin-fakir sınıfsal ayrımını, yasal-yasa dışı hukuksal ayrışmaları, kentli-yeni kentli çatışmalarını, mimarlık ve kent ekseninde yeniden ürettiği posterlerde anlatıyor.

Epitome {collaborative network} imitata adlı işleriyle, mimarların mekânlara dikte ettiğine inandığı kararları sorguluyor.

Damjan Javonovic’in Diğer Yöntem – Birinci Şahıs Tasarım Ortamında sanal bir gerçeklik içinde, bilgisayar oyunlarından referansla ziyaretçilere “Mimar kim?” sorusunu sorduruyor.

İstanbul Modern’deki Dikkat Kaygan Zemin sergisi 31 Mayıs’a dek izlenebilir.