Doğuş Grubu kültür-sanat, turizm ve gastronomide büyüyor

Doğuş Grubu Ege sahilleri ve büyük kentlerdeki kültür-sanat, turizm ve yeme-içme yatırımlarını Anadolu'ya da yaymaya kararlı görünüyor...
Doğuş Grubu kültür-sanat, turizm ve gastronomide büyüyor

Il Riccio Bodrum

Bodrum’a her gidişte dört bir yanını saran betonlaşmayı görünce  “Böyle mi büyümeliydi?” demekten kendini alamıyor insan. Hele de benim gibi 1970’lerden itibaren o dağları tepeleri cip üstünde aşarak dolaşanlardan, koylardaki tahta iskelelerde güneşlenenlerdenseniz.

Turizmin gelişmesine, ihtiyaçlar karşısında yeniden yapılaşmaya birçoğumuz gibi ben de karşı değilim. Ama tüm bunlar ağaçları yok etmeden, betonlaşmanın esiri olmadan, dikey büyümeden  de başarılabilirdi.

Dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de kimi bölgeler tabii ki kitle turizmine açılabilir, ki açıldı da. Akdeniz kıyılarına 1980’lerden itibaren böyle bir yol çizildi. İyi ya da kötü önemli bir mesafe de kat edildi.

Ancak Bodrum gibi (listeyi Marmaris, Datça, Çeşme diyerek uzatmak mümkün) dünyada ender bulunan güzellikte koylara sahip sahil kasabalarında doğayı ve doğalı korumaya odaklı bambaşka bir turizm anlayışı gerekiyordu. Maalesef Bodrum başta olmak üzere Ege kıyıları turizm serüveninde çok hırpalandı.

Henüz devlet betona olan aşkını bırakmadı ama neyse ki sivil toplumun son yıllarda sesini daha çok duyurmaya, tepki göstermeye başladı. Öte yandan bu bilinçte olan turizm işletmecileri, grupları sayesinde doğayı harap etmeyen, ‘Böylesi de mümkün ve sürdürülebilir’ örnekler de var. Sayıları da her geçen gün artıyor.

Bu gruplardan biri de son yıllarda kültür-sanat, turizm ve gastronomide büyümeyi seçen Doğuş Grubu. Hafta içinde Doğuş Turizm Grubu Başkanı Naci Başerdem’le birlikte Bodrum’daydık. Başerdem’le yeni projelerini ve büyüme stratejilerini konuştuk.

CAPRİ’DEN BODRUM’A
Doğuş bir kaç yıl önce İtalya’nın yüzyıllardır vazgeçilmez tatil merkezi olan Capri adasının ikonlaşmış otellerinden Capri Palace Hotel’i satın almıştı. Geçen yıl otelin içindeki bir Michelin yıldızlı restoranı Il Riccio restoranın bir şubesini D-Hotel Maris’te açmıştı.

Önümüzdeki yıl ise Il Riccio’nun olduğu Cennet koyunda on odalı bir butik otel açıyorlar. Otel de restoran gibi Capri Palace’la aynı tarzda tasarlanmış. Tüm mobilyalar, renkler ve aksesuarlar bire bir Capri Adası’ndaki otelle aynıymış.  Ancak otelin adının ne olacağına henüz karar verilmemiş. Cennet Palace ya da Bodrum Palace benim yakışıcağını düşündüğüm isimler.

Naci Başerdem, yatırımlarının sadece yurt içinde ve dışında turizm, yat limanı ve otellerle sınırlı olmadığını söylüyor. Kültür, sanat ve arkeolojik çalışmalara destek ile Türkiye’nin gastronomik haritasını çıkarmak gibi hedefler koymuşlar önlerine. Urfa Göbeklitepe yakınlarında Harran Ovası’nda ve  Kapadokya Argos bağları içinde otel projelerinin alt yapı çalışmaları da başlamış.

Bu yeni projelerin koordinasyonu da Kapadokya’nın yüzünü değiştiren isimlerden biri olan, Uçhisar’da iki mahalledeki evleri satın alarak otele dönüştüren, bugün Doğuş Grubu’na ait ‘Cappadoccia in Argos’un yaratıcısı Gökşin Ilıcak’a verilmiş.

Türkiye’nin turizmde birinci lige çıkması, son dönemde hızla düşüşe geçen imajının düzelmesi için bu yapılacakların tümü çok çok önemli.

IL RİCCİO: EKMEK PASTA MAKARNA
İki hafta kadar önce Bodrum Cennet Koyunda açılan Il Riccio’nun mutfağı Capri Palace Hotel & Spa’nın ünlü şefi Andrea Migliaccio’a emanet. Akdeniz mutfağı ve deniz ürünleri ağırlıklı mutfakta ekmekler ve ev yapımı makarnaların her birinde çok başarılılar. Aslında buna İtalya’nın 3 “P”si deniyor: Pane (ekmek), pasta (makarna) ve pesce (balık). İl Riccio’da yemek yediğimiz akşam şef Andrea mutfaktaydı. Şef belli ki balık tartar sunmayı seviyor. Geceye özel tüm deniz ürünleri ve balıklardan bir tartar resmi geçidi hazırlamıştı.


(Şef Andrea Migliaccio)

Hamur içinde tuzda balık, domatesli peynirli patlıcan ızgara, deniz ürünlü risotto gibi yemekler de şefin ustalığını gösteriyordu. Andrea her ay Türkiye’ye gelecekmiş ama restoranın başında da çok güvendiği ve Capri’de yanında yetişen genç bir İtalyan şef var. İl Riccio şarap kavı ve özel kokteyllerden oluşan içecek menüsüyle de iddialı.


Mavi beyaz renkleri, yalın dekorasyonuyla adını aldığı ‘riccio del mare/deniz kestanesi’ aksesuarlarıyla tam bir Akdeniz lokantası olan Il Riccio’nun iki özel bölümü var. Deniz ürünleri büfesi ve kapısından adım atar atmaz insanı baştan çıkaran “Temptation Room” adlı tatlı odası.