Eataly İstanbul: İyi ve temiz ama henüz adil değil

Eataly İtalyan gustosunu, iyi yemek zevkini, en önemlisi keyfini geçiriyor insana ancak üç ayaklı felsefesinin erişilebilirlik ayağı Türkiye'de havada kalıyor.
Eataly İstanbul: İyi ve temiz ama henüz adil değil

Ekim ayı başında İtalya’nın Piemonte Bölgesi’nin başkenti Torino’daki ilk Eataly’i gördükten sonra merakla İstanbul Zorlu Center şubesinin açılmasını bekliyordum.
2007’de ‘İyi temiz ve adil’ felsefesiyle yola koyulan, üreticiden tüketiciye aracısız bir ağ kuran bu konseptten çok etkilenmiş döner dönmez “İyi yemek daha iyi yaşam sağlar” başlıklı bir yazı yazmıştım.
Bugün dünyanın birçok köşesinde hem yemek yiyip hem de alışveriş yapabileceğiniz benzer yerler var ancak Eataly’nin farkı, kaliteli yerel ürünlerin üreticiden doğrudan temin edilerek aracısız bir çatı altında toplayarak ucuza satması. Bu yüzden de en büyük merakım kalite-fiyat dengesine hayran olduğum ürünlerin İstanbul’da karşıma nasıl çıkacağıydı. Açılış ve yılbaşı kalabalığı bittikten sonra Eataly’i uzun uzun dolaştım. 







Kapıdan girenleri tüm cazibesiyle rengârenk sebze ve meyve reyonu karşılıyor. Sonra neredeyse uçsuz bucaksız bir yolculuk başlıyor. Benim gibi girdiği yere hâkim olmak isteyen, küçük yerleri sevenler için zor bir yer ama insanın yolunu bulması, oturup soluklanması için her türlü kolaylık sağlanmış.
Alt kat ağırlıklı mutfak araç gereçleri, kahveler çaylar, küçük atıştırmalıklara ayrılmış. Kuruyemiş, pastane, dondurmacı, çikolata ve kahve bölümleri de alt katta. Üst kat ise alışveriş, yemek ve şarap tutkunları için tehlikeli bir cennet.
İstanbul’da ilk kez bu kadar kaliteli İtalyan şarabını bir arada gördüm. Sebze et, balık, peynir, zeytin ve zeytinyağında yerel üreticilerle işbirliğine gidilmiş. Üreticiden tüketiciye aracısız ulaşımın tarım sektörüne ivme katacağı kesin. İstanbul’da çok az yerde bulunan Kargı tulumu, en iyi kalite Kars gravyer, Kilye zeytinleri ve zeytinyağları, Gelibolu sardalye tuzlu balığı gibi Türkiye’den birçok yerel-yöresel ürün var. 450 gramı 65 liraya satılan Palivor Çiftliği balını saymazsak fiyatlar makul sayılabilir.
Et ve balık reyonlarındaki fiyatların ise herhangi bir lüks marketten farkı yok. Ancak Eataly’nin ithal ettiği kendi ürünleri tahmin ettiğim gibi pahalı. İtalya’daki Eately’de 2 Euro civarı olan küçük kutu domates konservesi 14.80 lira. Paket makarnalar 9 liradan başlıyor. Benim için İtalya demek olan Parmigiano peynirinin kilosu 225, Grana Padano’nun ise 168 lira. Türkiye’de üretildiği için taze ev yapımı mozzarella peynirinin kilosu göreceli dah ucuz. 





Neden vergiler de olsa İtalya’dan ithal ürünlerin büyük bir bölümünün fiyatları o kadar yüksek ki Eataly’nin üç ayaklı felsefesinin adilliği Türkiye’de havada kalıyor. Çünkü benim okuduğumda çok etkilendiğim manifestosunda yer alan üç temel haktan ‘bilgi edinme, seçme’ var. Ancak “Bütün insanlar sağlıklı ve kaliteli ürünlere uygun fiyatlarla ulaşma hakkına sahip olmalıdır. Sağlıklı ve kaliteli beslenme belli bir zümrenin tekelinde olmamalıdır” diyen erişme hakkı İstanbul’da henüz geçerli değil.
Yine de bir ülke mutfağını ve yemek kültürünü bir bütün olarak tanıtmak için bugüne dek yaratılmış en iyi konsept. İtalyan gustosunu, iyi yemek zevkini en önemlisi keyfini geçiriyor insana. Bence Eataly’nin Türkiye’ye en büyük katkısı bu sistemin Anadolu ürünleriyle de uygulanabileceğini göstermiş olması...



Eksikler-Fazlalıklar

Eataly’de denediğim dört peynirli pizzanın lezzeti “İşte İtalyan pizzası böyle olur” dedirtecek kadar mükemmel değildi. Kadehi 9 liraya sundukları İtalyan şarabı da pek başarılı sayılmaz. Kasap bölümünden aldığım dana ‘carpaccio’ ise çok kalın kesilmişti. Eataly’nin en önemli bölümlerinden biri olan şarküteri ise nedense görünmüyor. ‘Prosciutto’ gibi domuz ürünlerini satamayacaklarını düşünmüş olabilirler. Eataly’de orta sınıf da kendine mutlaka satın alacak bir şeyler bulur ancak şimdilik yemek, alışverişten daha ucuz. Pizza, makarna ve bir içecekle kaliteli malzeme kullanılmış gerçek İtalyan mutfağını 30-50 lira arası bir fiyatla deneyimlemek mümkün.



Raflara çıkanlar



Filtre, espresso, French press her türlü kahve makinesini aldım bugüne dek ama hiçbiriyle cezvede yaptığım, köpüklü geleneksel kahvemizin tadını bulamadım. Cappucino, latte, Americano gibi sevdiğim diğer kahve çeşitlerini de sadece dışarıda içerdim. Yeni yıl sürprizi küçük bir makine, evde de farklı kahve keyfi yaşatacak gibi görünüyor. Nestle’nin geliştirerek Krups’a yaptırdığı Dolce Gusto’yla istediğim çeşit kahveyi yapabiliyorum. Uzun süredir her zamanki tutuculuğumla kahve kapsüllerine karşıyım diyordum ama lezzetini görünce fikrim değişti. Kahve tutkunları deneyebilir.



Yeni açılanlar: Wok the Walk



Günün koşuşturması içinde hızlı ama taze yapılmış bir şeyler yemek isteyenler için İstiklal Caddesi Mis Sokak’ta yeni bir durak açıldı. Wok to Walk’ta istediğiniz makarnayı (noodle) söylüyorsunuz, hemen Uzakdoğu tavası wok’ta gözünüzün önünde istediğiniz malzemelerle karıştırılarak yapılıyor. Konsepti 2004’te Hollandalı iki genç girişimci bir Tayland seyahati sonrası Amsterdam’da yaratmış. 9 yıl içinde 50 restorana ulaşmışlar. Tel: 0 212 243 19 29