Ekşi maya ekmekte iddialıyız

Bir ay kadar önce iyi yeme-içme ve eğlence konseptiyle Hakan ve Tülin Kıran'ın açtığı Gezi İstanbul Brasserie yemeklerinin yanı sıra ekşi maya ekmekleri ve taş fırınıyla iddialı...
Ekşi maya ekmekte iddialıyız

Gezi İstanbul geçmişi çok eskilere dayanmasa da bana hep bir İstanbul klasiği gibi gelir. Oysa 1987 yılında Avusturya pastaları, Belçika çikolataları, Fransız kruvasanları ve bizim geleneksel hamur işlerimizi sunan bir yer olarak Pattiserie Gezi olarak açılmış. Tam aynı dönemde İstanbul’da yaşamaya başladığım için bende böyle bir algı oluşmuş olabilir.

Gezi 2002 yılında iç mimar Tülin Kıran ve mimar Hakan Kıran tarafından devralınmış. Kıran’ın Gezi’yi devir alma öyküsü tam bir tesadüfler buluşması.

Karadenizli olan Hakan Kıran’ın babası da yemek ve restoran işinde olduğu için çocukluğu mutfakta geçmiş. Üniversite eğitimi için İstanbul’a geldiğinde de yemek yapmayı, yeni tatlar keşfetmeyi hiç bırakmamış.


Hakan Kıran

Mimarlığının yanı sıra konsept ve marka tasarımı yaptığı 2000’li yılların başında Fransız markası Paul’ü İstanbul’a getirmek için görüşmeler yapmış ama bir sonuç alamamış. Yine aynı dönemde Gloria Jeans’lerin konsept tasarımını üstlenmiş ve tüm mağazalarını yapmış. Bu sırada Gloria Jeans de Gezi Pastanesini satın almak istemiş. Ama anlaşma olmamış.

Bu olayın üzerinden bir yıl geçtikten sonra rüyasında Gezi Pastanesi’nin doktor olan sahibi Emre Bey’i görmüş. Uyanır uyanmaz Emre Bey’in telefonunu ortak tanıdıklarından bulmuş. “Eğer hala düşünüyorsanız ben Gezi’ye talibim” demiş. Kısa bir görüşmeden sonra anlaşmışlar.

Pattiserie Gezi’de var olan tüm pasta ve çikolata ekibiyle birlikte yollarına devam etmişler. Ancak  konsepte geleneksel İstanbul mutfağı ve brasserie menüsünün de girmesiyle Pattiserie Gezi, Gezi İstanbul’a dönüşmüş.

Gezi İstanbul ilk gittiğim günlerden bu yana el yapımı çikolatalarından pastalarına, hamur işlerinden yemeklerine dek her zaman kalitesini koruyan,  ne aldıysam ya da oturup yediysem beni hayal kırıklığına uğratmayan bir yer oldu.

Bir ay kadar önce de Göktürk’teki şubelerini kendilerine ait Larus Palas’ın alt katına taşıdılar. Gezi İstanbul,  yenilenen konseptiyle kısa sürede köyümüzün yeme-içme çıtasını yükselten bir kaç yerden biri haline geldi.  

Izgara etleri, köftesi, taş fırından çıkan pizzası, ekşi maya ekmekleri, yöresel peynirleri, ev yapımı reçelleri ve tatlıları çeşitlerinin her biri gerçekten de hem malzemelerin kalitesi hem de lezzetleriyle çok iyi.

Gezi İstanbul,  brasserie tarzı bir yer olduğu için mönüsü çok zengin. Mönüde hem geleneksel mutfağımızdan, hem de dünya mutfaklarından örnekler var. Özellikle Göktürk gibi şehir dışı ve çok fazla seçenek olmayan yerlerde bu çeşitlilik gidenler açısından önemli. İnsan hep aynı şeyleri yemek istemiyor. Eskiden kalabalık mönüleri sevmezdim ama şimdi “ Lezzetli ve kaliteli olduktan sonra neden olmasın” diyorum.

 

Hakan Kıran Gezi Göktürk’te kesinlikle yarı pişmiş ya da önden hazırlanmış hiç bir yemek servis etmediklerini söylüyor. Ama en çok ekmekleriyle gurur duyuyor.

Ekşi maya ekmeklerimi uzun süredir Le Pain Quotidien’den alırdım. Şimdi onlara bir rakip çıktı. Hakan Kıran uzun süredir kendini özel harmanlı tam buğday ve çavdar unlu ekşi maya ekmek yapımına vermiş. Ekmekleriyle, taş fırında pişirme yöntemiyle çok iddialı ama hala daha da iyisini yapmak üzere çalışmalarını sürdürüyormuş.

Henüz kahvaltıda mönüsünde Hamsiköy yayık tereyağı ve Kolot peyniriyle yaptıkları kuymağı denemedim ama su böreklerinin ve manda sütünden kendilerinin yaptığı yoğurdun tadı muhteşem.

Hakan ve Tülin Kıran çifti mesleklerinin ve gastronomi meraklarının yanı sıra çok iyi birer müzisyen. İkisinin de eşzamanlı konservatuvar eğitimi var, bir çok müzik aleti çalıyor ve şarkı söylüyorlar. Zaten tanışmaları da müzik sayesinde olmuş. Gezi İstanbul Göktürk’te Cuma akşamları da kaliteli canlı müzik olsun istemişler. Benim gittiğim akşam çok başarılı bir caz müzisyeni olan Melike Konur sahne almıştı.

Yemek ve içki fiyatlarına gelince tabii Gezi ucuz bir yer değil ama fiyat-kalite dengesi çok makul sınırlarda. Fiyatlar çorbadan başlamak üzere 9-40 lira arasında. Ancak ‘Cafe de Paris soslu bonfile, pepper steak kimi özel et yemekler de 66 lira.

Göktürk, hafta sonu farklı bir şeyler yapmak  isteyenlere de iyi bir seçenek. Gezi İstanbul, North Shield Pub, Ofluoğlu Köfte ve Kuru Fasulyeci, Yasemin& Tuncel Roastery& Galateria gibi farklı yerlere  fırsat yaratın, deneyin derim...