Erkeğe deri çok yakışıyor

Moda tasırımcısı Hatice Gökçe, Anadolu Medeniyetlerinden izler taşıyan 'The Leather Age Anatolia ?' projesiyle derinin olanaklarını zorluyor. Gökçe'ye göre deri çok dili olan tasarımcıların sonsuz kullanabileceği bir malzeme.
Erkeğe deri çok yakışıyor

Günümüzün önde gelen modacılarından biri olan, özellikle erkek kıyafetleri tasarımlarıyla tanıdığımız Hatice Gökçe bu günlerde Deri Tanıtım Grubu’nun desteğiyle farklı bir projeye imza atıyor. Gökçe’nin derinin binlerce yıllık yolculuğunu anlattığı ‘The Leather Age Anatolia ∞’ çalışması, 14 Nisan’da İstanbul Modern’de tanıtılacak. Sergi öncesi Gökçe ve bu projeye destek veren, Türk derisi algısını uluslararası platformlarda güçlendirmek için çalışmalar yapan Deri Tanıtım Kurulu Başkanı Lemi Tolunay ile buluştuk.

Hatice Hanım deri sevdiğiniz bir malzeme mi?
Öğrencilik yıllarımda, Mimar Sinan’da Tekstil Tasarım Bölümü’nde okurken İstanbul’da düzenlenen bir deri tasarım yarışmasına katılıp mansiyon almıştım. Daha sonra Japonya’da düzenlenen bir yarışmaya da deriyle katılıp ‘Unique design’ ödülüyle dönmüştüm. O günden bu yana deriyi hep kullandım koleksiyonlarımda ama hiç bu kadar yoğun bir biçimde kullanmamıştım. Çok değerli, eskimeyen bir malzeme ve zaman geçtikçe değerini kaybetmiyor. Erkeğe derinin çok yakıştığını düşünüyorum.

Ayrımcılık yapmayalım kadına da çok yakışır deri! Temanız Anadolu Medeniyetleri, hangi uygarlıkları seçtiniz?
Hitit, Lidya, Urartu, İyonya, Asur, Frigya, Arzawa ve Troya olmak üzere sekiz medeniyet seçtim. Her bir medeniyeti bir kadın, bir erkek ve ayrı bir dokuyla anlatmaya çalıştım. Tabii ki yaptığım birebir formlar değil. Oradaki teknikleri, kabartmaları bazı savaş sahnelerini ya da figürleri sıcak baskı yöntemiyle deri üzerinde uyguladım. Yine ben tam bu projemi hazırladığım dönemde Ege Deri Sanayicileri Derneği’nin düzenlediği ‘Derin Fikirler Yarışması’nda jüri üyesiydim. Orada finale kalan üç tasarımcı arkadaşımızın dokuları çok başarılıydı, onları da projeye dahil ettim.

Gördüğüm kadarıyla derinin olanaklarını zorluyorsunuz?
Bu, biraz modanın dışında bir proje. Aslında biraz kışkırtmak, deriyle neler yapılabileceğini göstermek için böyle bir çalışma içine girdim. Deri çok dili olan, tasarımcıların sonsuz kullanabileceği bir malzeme. Yeni teknolojilerle olanaklar da çok gelişti. Derinin üstünde dijital baskı olabilmesi, istenilen rengin ve desenin girilmesi çok mümkün değildi daha önceleri. Mesela lazer kesimde en büyük dertlerden biri bıraktığı iz ve kokuydu. Şimdi sulu kesim sayesinde o koku ve kirli görüntü olmuyor.

Sergide fotoğraflar da kullanılıyor, nasıl bir çalışma yürüttünüz?
Her bir medeniyet bir karakterdi bizim için. O etkiyi verebilmek amacıyla her bir medeniyet için 60 model içinden 16’sını seçtik. Her birine ait bir anlatım da olacak. Fotoğrafları Dağhan Gürkanlar çekti.

Erkek moda tasarımcısı olarak bilinseniz de kadın kıyafetleri de tasarlıyorsunuz değil mi?
Sadece erkek moda tasarımcısı olarak ayakta kalmak çok kolay olmadı. Özellikle dört yıl öncesine dek talep çok azdı, hem kadın hem erkek koleksiyonları da hazırladım. Ama sabretmem gerekiyormuş. Şimdi istediğim şeyleri yapabiliyorum. Her şey hayal ettiğim gibi gerçekleşiyor. Çok sıkı modayı takip eden, deneyen, benimseyen genç bir kuşak var.

Bu yılın erkek modası nasıl?
Dar kesimli vücut hatlarını ortaya çıkaran İtalyan ve İngiliz tarzı kıyafetler şimdi çok moda. Türkiye’de öncü erkeklere ihtiyaç var. 10 yıl önce bir erkek moda dergisinin olacağı düşünülemezdi bile. Şimdi özel fotoğraf çekimleri yapılıyor. Dergide görüp ya da araştırma yaptıktan sonra gelen çok müşterimiz var. Geçenlerde bir erkek ayakkabısı satan bir mağaza “38-39’u olsa yok satacağız ama firma üretmiyor” diyordu. Androjen modası gelecekte daha yaygın olacak gibi geliyor.

Türkiyeli moda tasarımcılarının bugün ne gibi sorunları var?
İç pazarda aktif olarak yer almak istiyoruz. Maalesef bu sorunu aşamadık. AVM’lerin, ‘Department store’ların içinde olmak zorundayız, varlığımızı gösterebilmek için.

Yurtdışında tanınırlık eskiye oranla arttı galiba?
Yurtdışında belli bir tasarımcı grubu, özellikle Ortadoğu’da çok iyi biliniyor ve takip ediliyorlar. Bazıları neredeyse sadece Ortadoğu’dan para kazanıyor. Bizi talep eden müşteri bizi bulmak için uğraş vermemeli. Biz de görünür olmalıyız, diğer yerli ve yabancı markalarla birlikte yer alabilmeliyiz çok katlı mağazalarda. Bugün en büyük sorunumuz bu...

Mağazanız dışında tasarımlarınız nerede bulunuyor?
Erkek koleksiyonumun bir bölümü ‘Lidyana.com’, kadın ise ‘enmoda.com’da satılıyor.



Dünyanın en ünlü markaları bizim derilerimizi kullanıyor


2005 yılında Türk derisinin bilinirliğini ve ihracatı arttırmak üzere kurulan Deri Tanıtım Grubu Başkanı Lemi Tolunay da faaliyetlerine ilişkin sorularımı cevapladı. Tolunay, Türkiye’nin önde gelen deri ihracatçılarından Orjin Grup’un ve İstinye Park’ın sahiplerinden.

Türk derisi dendiği zaman ne anlamalıyız?
Türkiye coğrafyasında yetişen tüm büyük ve küçükbaş hayvanların derisinin işlenerek değerlendirilmesiyle ortaya çıkan malzeme. Aslında et-gıda sektörünün alt kırılımıyız. Bizde hiçbir hayvan derisi için kesilmiyor.

Deri bazen yükselişe geçer, bunun ekonomik nedeni var mıdır?
Deri pahalı bir malzeme, özellikle ekonomik sıkıntılı yıllarda deriyle ilgili tüm ürünlerin satışında zorlanırdık. Şimdi olay farklılaştı. Ekonomik sıkıntılar yaşansa da piramidin tepesinde bir kesim var ki onlar her zaman çok rahat para harcıyor. Türkiye de zaten o sektöre hitap ettiği için Avrupa, Amerika’da ya da Japonya’daki dalgalanmalardan pek etkilenmiyor artık. Türkiye’de üretilen deri ürünleri standart ‘mass production’ ürünler değil, çok kaliteli.

Deri Tanıtım Grubu’nun The Leather Age Anatolia projesiyle ne hedefliyor?
Mademki, Türk derisini marka yapacağız, tasarımla Ar-Ge ile birleştirerek farklı bir şey yaratalım, derimizden neler yapıldığını dünyaya gösterelim istedik. Bunun geri dönüşü sadece deri sektörüne değil, tasarımcılara da Türkiye ekonomisine de olacaktır. İhracatımız, Türkiye’ye gelen yolcu beraberi dediğimiz satış ve Rusya, Ukrayna gibi ülkelere kargo ticareti var. Bunların tümü yaklaşık 4.5 milyar dolar. İç pazarımızın da payı 2.5 milyar dolar civarında. Toplam büyüklüğümüz ise 7 milyar dolar civarında.

Ses getiren tanıtımlarınız var mı yurtdışında?
Dört yıl önce Cindy Crawford’la Amerika’da bir tanıtım yaptık. Womens Wear dergisinin komple kapaklarını satın aldık. Türkiye’de pek duyuramadık ama yurtdışında ünümüz var. Pazartesi günkü tanıtımın ardından 2014 boyunca muhtelif fuarlarda ve Paris, Tokyo, Milano gibi kentlerdeki moda haftalarında sunumlar yapacağız.

Daha önceki yıllarda işbirliği yaptığınız modacılar oldu mu?
Bora Aksu, Ümit Ünal, ayakkabıda Sertaç Delibaş gibi tasarımcılarla yurtdışında değişik projeler yaptık. Ama samimiyetle söyleyebilirim, bugüne dek yaptıklarımız içinde en görkemlisi ve en kültür yüklü olanı Hatice Hanım’la yaptığımız projedir.

Bugün dünyanın en iyi deri üreten ülkeleri hangileri?
İspanya, Fransa, İtalya bir zamanlar deride en iyi ülkelerdi. İlk önce Fransa pes etti. Sonra İspanya. İtalya can çekişiyor. Bunların üçünün de yerini Türkiye aldı.

Derilerimizi hangi markalar kullanıyor birkaç isim verseniz?
Valla hiç isim vermeme gerek yok. Çıkın Nişantaşı’nın dünyanın en ünlü markalarının yer aldığı caddesine tüm mağazalardaki deri ürünlerin neredeyse tamamı Türkiye’de üretilen derilerle yapılıyor ya da doğrudan ülkemizde üretiliyor.