Gastronomi dünyasının gözü Gaziantep'in üzerinde

Dünyaca ünlü yemek yazarları ve araştırmacıları  Gaziantep'in gastronomisiyle UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağına dahil olması nedeniyle İstanbul'da Belediye Başkanı Fatma Şahin'le bir araya geldi.
Gastronomi dünyasının gözü Gaziantep'in üzerinde

Başta kendisine büyük hayranlık duyduğum yemek yazarı ve kültürel antropolog Claudia Roden olmak üzere Charles Perry, Ken Albala, Nancy Jenkings, John Barkley, Marlena Spieler, Sam Clark ve Lisa Deutsch gibi gastronomi dünyasının önde gelen yazarları, araştırmacılarıyla bir aradayız. İstanbul’da yeme-içme dünyasının bu denli önemli isimlerini bir arada görmek bile Türkiye Mutfağı adına heyecan verici.

Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Vali Ali Yerlikaya ile cumartesi sabahı Çırağan Sarayı’nda UNESCO’nun ‘Dünya Yaratıcı Şehirler’ ağına dahil ettiği Gaziantep için uluslararası ve ulusal basına bilgilendirme kahvaltısında bir araya geldik.

Fatma Şahin’in sorumluluk üstlendiği alanlardaki özenli çalışmalarını, başarılarını Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı döneminden biliyoruz.

Bu kez de hem özel sohbetimizde hem de yaptığı konuşmada kendisini aynı kararlılıkta ve vizyonda gördüm.

Gaziantep’e gastronomisi aracılığıyla yeni bir kimlik kazandırmak, turizminden ekonomisine her alanda kalkındırmak istiyor. Zaten UNESCO da Yaratıcı Şehirler Ağına ya Manchester, Detroit gibi yeni bir kimlik edinme yolunda ilerleyen eski sanayi kentlerini ya da  Gaziantep gibi gelişmekte olan, gastronomisiyle kente artı değer yaratacak kapasitede gördüğü kentleri dahil ediyor.

 Gaziantep başta antik kent Zeugma olmak üzere arkeolojik değerleri, kutnu kumaşı gibi geçmişte sahip olduğu kültürel zenginlikleri, gastronomisinin verdiği itici güçle bir adım daha öne taşıyacak potansiyelde. Fatma Şahin, “Dünyanın lezzet başkenti olma yolundayız. Yerel güç üzerinden marka olacağız” diyor.

Peki bu mümkün mü ve nasıl olacak, nasıl bir yol haritası çizilecek. Çünkü bu süreç bir yandan ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlarken bir yandan da yeni sorumluluklar ve yükümlülükler getiriyor.

 Şahin, öncelikle arkeoloji ve gastronomiyi el ele götüreceklerini söylüyor. Kadın istidamı arttırılacak. Engelliler için iş fırsatları yaratılacak. Mutfakta çalışmaları sağlanacak. Uluslararası şeflerle, yerli şefler buluşturularak bir ‘Kardeş şefler’ hareketi başlatılacak.

Geleneksel olarak var olan paylaşma mutfağı, yani kadınların bir araya gelerek yemek yapmaları desteklenecek. Çünkü bu komşuluk ruhu yemeklerin devamlılığını, gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlıyor. 

Şahin, küreselleşmenin kültürü de tek tipleştirmesinden şikayetçi. Farklılıkların yaşamasını istiyor. Yurt dışında turizm potansiyeli yüksek kentlerde yemek buluşmaları düzenlemeyi planlıyorlar.

Bu süreçte hem Ortadoğu mutfaklarını hem de Türkiye’yi çok iyi bilen bu konuda kitapları olan Claudia Roden ve Charles Perry gibi isimleri bilgilendirmek, gelişmelerden haberdar etmek, destek almak çok önemli.

Orta Doğu mutfakları konusunda otorite kabul edilen Claudia Roden Mısır’da doğup büyümüş. Daha sonra Paris’te okumuş ve ardından Londra’ya yerleşmiş. Aslen anne tarafı İstanbullu, baba tarafı Halepliymiş. Büyük büyükbabası ise Antep Sinagogunun hahambaşı imiş. Bu yüzden de bir çok kez gittiği Gaziantep’i kendine çok yakın hissediyor.

LA Times’ta yemek kültürü üzerine yazılar yazan Amerikalı Charles Perry’nin öyküsü ise bir başka ilginç. Önceleri çılgın bir Rock’n Roll yazarı olan Perry sonradan yemek konularına dalmış. Arapça öğrenmiş. Ve çok önemli bir kaynak, Abbasiler dönemi el yazması, aslı İstanbul’da Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan El Bağdadi’nin 1226 tarihli yemek kitabını Arapça orijinalinden İngilizceye çevirmiş.

Perry, ayrıca bir çalışmasında Araplara mı Türklere mi ait olduğu tartışılan baklavanın da aslında Türklere ait olduğunu, Orta Asya’dan getirdikleri yufkayla, Arapların şurubunu bir araya getirdiklerini söylüyor.

Kısacası uzunca bir süre dünyanın en etkili yemek yazarlarının, araştırmacılarının gözleri üzerimizde olacak. Bu Türkiye mutfağı ve dolayısıyla turizmi için de büyük bir şans. Ancak hepimize Gaziantep’in Gastronomisiyle Yaratıcı Şehirler Ağında layıkıyla yer almasında büyük sorumluluk düşüyor...