Gelibolu'da Traklar'dan kalma kutsal alan bulundu

Gelibolu Yarımadası Yüzey Araştırmalarında ilk kez Saroz yakınlarında Traklara özgü çok önemli bir kutsal alan tespit edildi.
Gelibolu'da Traklar'dan kalma kutsal alan bulundu

Bu topraklarda tarihin üzerinde yaşadığımız için en ilgisiz olanımız bile toprak altı kazılarından haberdardır. Ancak Yüzey Araştırmaları pek fazla bilinmez.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim üyesi Doçent Dr. Zeynep Koçel Erdem 2008 yılından beri Eski Roma dönemine ait yüzey araştırmaları yapıyor. Tekirdağ, Şarköy ve Gelibolu, antik adıyla Trakya Khersonesos’u çalışma alanına dahil.
Marmara Bölgesi’nde Trakya’da imar değişiklikleri söz konusu olduğu bir dönemde bu bölgede antik kalıntıların incelenmesi çok önemli olmaya başladı. Araştırma sonrasında buluşup konuştuk.

Çok fazla bilinen bir bilim dalı değil, Yüzey araştırmaları nedir?
Yüzey araştırmaları kazı yapmaksızın toprak üstünde görülen geçmiş uygarlıklara ait izleri kayda almak, belgelemek olarak açıklanabilir. Aslında çok fazla bilenen bir alan değil. Öğrenciliğim sırasında 20-25 yıl öncesinden hatırladığım kadarıyla başlı başına bir proje olarak bölgenin yüzey araştırmasını yapmak çok yaygın değildi.
1980’li yıllarda Prof. Dr. Mehmet Özdoğan Trakya araştırmalarını başlatmıştı. Mustafa Hamdi Sayar 1992 yılından beri her sene Çanakkale’de tarihi coğrafya alanında yüzey araştırmaları yapar. Yeni kurulan üniversiteler de kendi bölgelerini araştırmaya başladılar.

Neden önemli yüzey araştırmaları?Her şeyden önce bir belgeleme. Ne var, ne yok onu anlıyorsunuz. Bir sütun başlığı, bir tarlada çanak çömlek, kemer taşları, anfora parçaları, sikkeler, nekropolse insan kemiği, blok taşları gözle görülüyor. Mesela Baklaburnu dediğimiz yer bir liman, Kardiya Antik kenti. Orada liman taşları, seramikler var. Seramikler Klasik, Hellenistik ve Roma gibi hangi dönemlerin olduğunu gösteriyor.



Gelibolu Yarımadası Toprak Üstü Araştırmaları hangi döneme yoğunlaşıyor?
Biz Klasik Roma Dönemi’ni araştırıyoruz. Bir de Sestos Antik Kenti Akbaş Şehitliğinde yüzey üstü araştırmaları devam ediyor.

Ne kadar geri gidiyor yüzey araştırmaları?
Çanakkale yarımadasında Kalkeolit dönem MÖ 4 bin yıllarına dek, yani günümüzden 6 bin yıl öncesine gidebiliyor.

Ganos Bölgesi’nde ilk detaylı araştırma size ait. Ganos’ta neler bulmuştunuz yüzeyde?
Evet, altı yıl Ganos’ta yüzey araştırmaları yapmıştık, hala da devam ediyor. Mesela Şarköy- Gelibolu sınırında bir kaya mezarı keşfetmiştik. Yerleşimden kutsal alana, mezar tiplerinden tekil buluntuya kadar çok çeşitli buluntular, farklı dönemler ait kültür varlıkları tespit ettik. Bazen köylüler traktöre takılan mezar taşlarını tarlaya zarar vermesin diye çıkarıp kenara koyuyor, bazen de tahrip ediyorlar. Kimi zaman bildiriyorlar müzeye, çoğu zaman da korktukları için “sit alanı yapılıp elimden alacaklar araziyi” diye bildirmiyorlar.

Bu korkunun dayanağı var mı?
Hayır, her yerin sit alanı yapılması mümkün değil. Çünkü nereye bakarsan bak bir şey var. Zaten çok önemli alanlar müze tarafından biliniyor ve SİT alanı halihazırda yapılmış. Kazı ya da yüzey araştırması yapanlar sadece önerebilir müze kurumuna. Çoğunlukla bakanlık takas yapıyor ya da parasını ödüyor.

Gelibolu Yarımadası’na gelirsek bu araştırmanın önemi ne?Bugüne dek yapılmayan Klasik ve Roma dönemleri çok iyi araştırılmış olacak. İkincisi elbet ilerde kazılar olacak. Bence kazı öncesi tüm alanların çok iyi çok iyi tetkik edilmesi lazım. Saptama kazıdan çok daha önemli.
Gelibolu Yarımadası’nda çok önemli üç şey var: Birincisi Çokal barajı, köprü ve yazlık konutların yapımı. Bunlar yapılmadan ne var ne yok belgelensin. Bunu Türkiye Bilimler Enstitüsü ‘Türkiye Kültür Envanteri’ başlığı altında yapılıyordu, fakat yarım kaldı onu başlatan hocalarımız vefat edince. Bu arada bir envanter kirliliği de oldu, herkes kendine göre bir envanter yapmaya başladı.

Siz yüzey araştırmasını yaptıktan sonra kazı mı başlatılıyor?
Hayır, bilimsel yayınını yapıyor ve Gaziantep’te Kazı ve Yüzey Araştırmaları Sempozyumunda sunuyoruz. Kazı tamamen ayrı bir izin. O alanda arzu edilen yer varsa ve sponsor, ekip ve ev gibi alt yapısını oluşturabiliyorsanız kazı yapılabiliyor. Bakanlık birkaç sene yüzey araştırması yapıp alanı tanıdıktan sonra kazı yapılmasına izin vermek istiyor. Bir de kazı yapılacak alanın şahsa ait olmaması gerekiyor. Öncelikli alanlara izin veriliyor.

Nedir öncelikli alanlar?Turizme açık bir yerse ya da çok büyük bir antik kentse veya baraj geçecek ya da yol yapımı olacaksa, onlara izin veriliyor. Bakanlık sitesinde bu var zaten.

Gelibolu Yarımadası’nda neden hiç kazı olmaz?Bana göre bugüne dek kazı olmamasının en önemli nedeni askeri bölge ve Tarihi Yarımada olması

Trakya’da Efes gibi büyük antik kentler var mı?
Hayır yok, bir takım taşlar görüyorsunuz ama tarım arazisi olduğu için düzleştirilmiş, sürülmüş. Yoksa hem Çanakkale Boğazı hem de Saroz tarafına bakan çok sayıda çok önemli antik kentler var.

Dedektör kullanıyor, altın buluyor musunuz?Bu tamamıyla şehir efsanesi. Dedektör ibresi sağ gösterişe gümüş, sağ gösterirse altınmış. Zamanın antik kentleri de zor zamanlar ancak zengin mezarlarında altın bulunuyor. Ilgardere’de kral mezarında bir taç çıkmıştı şimdi müzede o buluntu.

Gelibolu Yarımadası Yüzey Araştırmalarında sizi heyecanlandıran yeni bir şeyler var mı?
Bu yıl ilk kez Traklara özgü çok önemli bir kült alanı (kutsal alan) tespitimiz var. Daha önceki yıllarda benzer alanlara Şarköy ve çevresinde rastlanmıştı. Gelibolu’daki ise hiç bilinmeyen bir yer ve bir vadi içerisinde, doğal kayalar üzerinde pek çok sunu çukurunun, niş ve mağaranın olduğu, geniş bir alana yayılı bir açık hava tapınım alanı.
Trak tapınım şekillerine ve tanrılarına ait çok az bir şey biliyoruz. Bu kutsal alanı geçen haftalarda Uluslararası Avrupa Arkeologlar Birliği toplantısında sundum (EAA) ve şimdi yayına hazırlıyorum. Benim açımdan en ilginç saptama bu. Bu yıl ayrıca daha önce saptanmamış iki yerleşme de saptadık.


YERİN ALTI TAHRİP EDİLMİŞ ÜSTÜ ÇÖP YIĞINI
Eski eser tahribatının ve kaçak kazıların yanında gün geçtikçe artan çöp meselesi büyük sorun. Tüm Yarımada, Saroz kıyıları çöplüklerle kaplı.

Bu çalışmalar sırasında karşılaştığın ilginç durumlar oluyor mu?Benim bu çalışmalar sırasında en çok üzüldüğüm ve gün geçtikçe de arttığını gördüğüm nokta şu : Eski eser tahribatının ve kaçak kazıların yanında gün geçtikçe artan çöp meselesi. Tüm Yarımada'ya, Saroz'un her noktasına, Bolayır Namık Kemal türbesi içine ve çevresine, şehitlikler çevresine yığınlarla çöp dökülmüş, maalesef dünyanın en eşsiz güzelliklerini barındıran Saroz kıyıları çöplüklerle kaplı.

Nedir bu çöpler?
Mesela Saroz'daki yazlık villaların çoğu tadilat yapmış ve eski çöplerini, küvetler, klozetler, yataklar, özetle yığınları dere yatakları ve orman alanlarına döküp kaçmışlar. Bu ülkeye turist neden gelsin ki, bir de yabancı şehitliklere bak lütfen. dediğim gibi bu konu başlı başına bir sorun. Bakanlığa da bildiriyorum ama onlar da bıktı benden ve artık Çevre ve Şehirciliğe yazın diyorlar, hangi birini yazayım ki?