Göktürk'te kebap sürprizi

Göktürk'te kebap sürprizi

15 yıl önce kızımızı Göktürk’te bulunan Hisar Eğitim İlköğretim Okulu’na kayda götürdüğümüzde okulun bulunduğu caddede oturup yemek yiyecek bir yer bulamamış, benzincinin yanındaki börekçiden bir şeyler alıp arabada yemiştik. Beş yıl kadar önce köye taşınmaya karar verdiğimizde de seçenekler hamburger, tavuk zincirleri, kebapçılar, pastanelerle sınırlıydı.
Ama yine de keyifle yemek yenecek, şehre gitmeyi gerektirmeyecek yerler henüz yoktu. İstanbul Caddesi’nde son beş yıl içindeki değişim ise inanılır gibi değil. Neredeyse her geçen gün yeni bir yer açılıyor.
Şimdi sıra Göktürk’te yaşayanların bu yerlere ayağının alışmasına geldi. Köye taşındığımdan beri sabah kahvaltısından akşam yemeğine dek gönül rahatlığıyla gidebildiğim yerlerin başında Gezi Pastanesi gelirdi. Sonra o da değişime uğradı, küçüldü, yanına Boğaz’dan bir konuk geldi.
Köydeki ünlü kebapçılarla bile hiç iyi anılarım olmadığı için altı aydır önünden geçmeme karşın Suda Kebap’a ancak bu hafta içinde gidebildim. Zaten bu gidişi de dışarıda et yiyecekse kebap tercih eden anneme borçluyum. 

Neyse ki hiçbir ekstra beklentim olmadan gittiğim Suda Kebap tüm aileyi çok mutlu etti. Gelir gelmez ikram edilen dumanı tüten pide ve tulum peyniri, garsonların cıva gibi servisi iyi bir başlangıçtı. Çiğ köfte, gavurdağı salatası, fındık lahmacun ve içli köfte geldiği gibi bitti. Dayanamayıp çiğköfteye ikinci tur yaptırıldı.
Kebapta Adana, Urfa ve Antep fıstıklıdan yana yaptık seçimlerimizi. Suda son dönemde gittiğim kebapçılar arasında en iyilerinden biri. Hatta geçen hafta Adana’da Onbaşılar’da ve Hilton Oteli’nin lokantasında yediğim kebaplardan çok daha lezzetliydi diyebilirim. Tabii bu lezzette etin kalitesi kadar yağ oranı, pişirme süresi ve sunumunun da payı büyük.
Bir daha gittiğimde daha deneyecek çok çeşit var ama tercihimi fıstıklı kebaptan yana yaparım Anteplilerin bu buluşuna hayranım, fıstık ete çok yakışıyor. Kebabı hafifletiyor. 

İşletmeci farkı 
Suda Kebap’ta yemeklerin kalitesinin yanı sıra insan kendini çok rahat hissediyor. Çalışanların güler yüzü, müşterilerle kurdukları kontakt mükemmele yakın. Tabii bunun sırrı, başında yeme-içme dünyasının efsanevi isimlerinden Kemal Koç’un olması.
Koç nerede olursa olsun farkını gösteriyor. Bir zamanlar sahibi olduğu Levent’teki Le Select İstanbul’un en ünlü, kapısında kuyruk olan mekânlarından biriydi. Sonra kebapta yeni bir marka olan Venge’yi yarattı, ardından Komşu Kebap geldi. Şimdi ise gördüğüm kadarıyla daha sakin ve huzurlu bir yaşamı var. Göktürk’te oturuyor, Hakan Kıran ve Su Entertainment ortaklığıyla açılan bu mekânı işletiyor.
Her şey mi mükemmel, hiç mi kusur yok diyecek olursanız, bulgur pilavı biraz soğuk geldi ve şarap listesi de çok zayıf, sadece Doluca ve bir kaç ithal şarap bulunuyor. Ben eğer içki içeceksem kebapla birayı tercih ediyorum ama burada kebabın yanı sıra şarapla güzel eşleşecek kaburga, pirzola, şiş gibi iyi kuzu ızgara çeşitleri de var. Biz bahçede oturduk ama içeride oturanlar ocak başı dumanından rahatsız olabilir.
Suda Kebap’ta yemek fiyatları makul. Soğuk mezeler 5-10 TL, ara sıcaklar 2- 8 TL kebap fiyatları da 20- 27 TL arasında değişiyor. Kişi başı içkisiz 35-45 arası bir hesap ödeniyor. İstanbul’da birçok işletmede olduğu gibi yüksek olan sadece şarap fiyatları. Tel: 0212 322 45 39

Raflara çıkanlar
Sula Bozis’in masal yılları
1970’li yıllarda İstanbul’un en ünlü tiyatro kostümcüsü ve moda tasarımcılarından biri olan, geleneksel el sanatları ve mutfak kültürü araştırmacısı Sula Bozis, ‘İstanbul Rumlarından Yemek Tarifleri’ adlı yeni bir kitap yayımlamış. Bozis İstanbul’da yaşadığı yılları anlatıyor, evlerinde pişen yemeklerin tarifini veriyor.
“Rum kültüründe en önemli iki dini bayramdan biri Paskalya kutlamalarıdır” diyen Sula Bozis, anılarında Paskalya pazarını şöyle anlatıyor: “Evimizde pazar sabahı kahvaltısı çok şenlikli geçerdi... Öğlende de Paskalya sofrası özenle hazırlanır. Yemek yumurta tokuşturmasıyla başlar. Bol dereotu, nane ve taze asma yapraklarıyla ilkbahar sarması, zeytinyağlı enginar, marul, taze soğan, dereotu, dörde bölünmüş yumurta dilimiyle süslenmiş salata hiç bir sofradan eksik olmaz. Ana yemek fırında pişmiş, ilkbahar usulü yuvarlak küçük taze patatesli kuzu bududur.”
Çok başarılı belge niteliğinde bu kitabı İstanbul mutfağını merak eden herkese öneririm. Türkiye’de yaşayan ve kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olan Rumların 15 Nisan’daki Paskalya pazarları şimdiden kutlu olsun...
İstanbul Rumlarından Yemek Tarifleri/ Masal Yıllarımın Mutfağı / Sula Bozis Yapı Kredi Yayınları Şubat 2012

Yeni Açılanlar 
Carlotta Akmerkez’de

Yeni bir marka yaratmakta hızına yetişilmeyen Doors Group hızlı ve sağlıklı yemek konseptiyle geçen yılın sonunda Maslak’ta açılan Carlotta Cafe & Deli’nin ikinci şubesiyle Akmerkez’de. Yiyecek – içecek katında açılan Carlotta’da sandviçler, çorbalar, sıcak yemekler, dürüm ve tatlılar bulunuyor. İster paket yaptırıyor, ister oturup yiyorsunuz. Tel: 0212 282 11 82

Paskalya sofraları
Rengârenk yumurtalar ve Paskalya tavşanlarıyla süslenmiş Mövenpick Hotel Azzur Restaurant’da İtalyan Başaşçı Giovanni Terracciano ve ekibi geleneksel Paskalya Yortusu yemeği hazırlamış. 12.00-15.00 saatleri arasındaki yemekte sürprizler de bol. Kişi başı 88 TL olan Paskalya Brunch’ı, 0-6 yaş arası çocuklara ücretsiz, 7-12 yaş arası çocuklar için ise %50 indirimli. Tel: 0212 319 29 29