Harbi Kebap harbiden iyi...

İstanbul'un en iyi kebapçıları' listesine altıncı sıradan giren Harbi Kebabı ilk açıldığı günlerde keşfeden müdavimi Umut Özgündüz'le birlikte ziyaret ettik. Bir lokantanın böyle gönülden bağlı müşterileri olursa sırtı yere gelmez...
Harbi Kebap harbiden iyi...

Türkiye’nin En İyi Kebapçıları Listelerini yayınladıktan sonra okuyucularımızdan Umut Özgündüz’den bir mail aldım. Tam bir kebap tutkunu olan ve İstanbul ve Adana’da listeye giren bir çok yere giden Özgündüz, Ortaköy Harbi’nin hepsinin içinde ayrı bir yeri olduğunu söylüyor ve beni bir gün reddedilmeyecek nezakette mekana davet ediyordu:

“Beraber gidelim, sizi Barış abi ile tanıştırayım, eğer uygun olursa sizi ocak başına alıp kebabı anlatsın. Tek risk var, sonrasında diğer kebaplar daha yavan ya da bazı kebapçılar fazla ukala gelecek. Bu deneyimde bir okurunuz olarak yanınızda olmayı çok isterim” diyordu. 

Hafta içinde Umut Özgündüz’le erken bir akşam yemeği için ‘Harbi Kebap & Kaburga’ da buluştuk. Sonrasında bize iş çıkışı eşi Hande de katıldı. Özgündüz Harbi’nin sahibiyle ilk gittiğinde bahşiş vermeye çalışırken tanışmış. Sonrasında dost olmuşlar. Hatta şu günlerde yeni iş kurma hazırlıklarında olan Umut’un “Barış abisi” mentor’u olmuş.

Gördüğünüz an ağır hali ve tavrıyla ‘evet tam bir Adanalı’ diyebileceğiniz Barış Gürsöz İstanbul’a neredeyse tam bir yıl önce Harbi’yi açmaya karar verdiği günlerde gelmiş. Kebapçı olma hikayesine gelince “Hobim mesleğim oldu” diyor.

ADANA ACILI OLMAZ
Barış Gürsöz 1997’de askerlikten Adana’ya kebap özlemiyle geri döndüğünde hemen hiç bir yerde çocukluğundaki kebabı bulamadığını düşünür. Ben de oturur kendim yaparım der.  Sora sora, eski ustalardan ders ala ala kebap yapmaya başlar.

Bu arada yaptığı ithalat-ihracat nedeniyle Mersin’e yerleşir.  Ama hafta sonları bir bütün koyun alıp, arkadaşlarına yaylada kebap yapmayı hiç ihmal etmez. Tüm bunlar ticaret yaptığı Suriye’de savaş patlak verene dek devam eder.

Adana’ya döner ve senin kebaplarını hep yemek istiyoruz diyen arkadaşlarının ısrarıyla ‘Baha Ocakbaşı’ adını verdiği bir kebapçı açar. Dört yıl işletir. İşleri de iyidir ama İstanbul’da yaşayan kız kardeşi Özlem Özbilgili ve onun doktor olan eşi Egemen Özbilgili “Gel bu işi İstanbul’da yapalım” der. 

Eniştesi çalıştığı yerin yakınında Ortaköy’de bir ara sokakta küçük bir yer bulur ve Barış bey de hemen kiralar. Kredi alarak Harbi’yi açar. Bir kaç ay sonra borçlarını ödeyince kız kardeşi ve eşini de ortak yapar. Şimdi kebaplar Barış Usta’nın sosyal medya kız kardeşin, hesap kitap işi de eniştenin sorumluluğunda.

İDDİAM TÜRKİYE’İN EN İYİSİ OLMAK
Bugüne dek hep geçtiğim ama adını bilmediğim Muvakkit sokakta yer alan Harbi Kebap kapıdan içeri girince önce temizliği ve kebap kokusunun olmamasıyla dikkati çekiyor. Son derece yalın döşenmiş ama her yer pırıl pırıl.

Masaya oturunca hemen ortaya bir karışık ve bir domates salatası, turşu ve patlıcan ezme servis ediyorlar. Hepsi taptaze ve son derece lezzetli. Gözümün ucuyla acaba salatalar kaça diye duvardaki kara tahtaya yazılı mönüye bakıyorum, hiç biri yok. Bakışımı fark eden Umut, Müge Hanım salatalar Harbi’nin ikramı açıklamasını yapıyor.

Sonra sıra kebaplara geliyor. Adana, şiş, kaburga, tavuk kanat, but ve kuzu budun tam ortasından çıkan kazbaşı. Hepsi çok lezzetli. Hatta uzun süredir yemediğim tavuk kanata bile bayılıyorum! Ancak tümünün içinde favorim Adana. Buranın kebabı uzun süredir yediğim en yağsız, daha doğrusu yağını hissetmediğim kebap. Üstüne üstlük sevdiğim gibi acısız.

Barış Usta kestirmeden işi bitiriyor: “Adana acılı olmaz, Urfa diye de bir kebap yoktur. Acı etin lezzetini bozar, çiğ köftede işe yarar. Koyunlar Biga’dan temin ediliyor ve sadece erkek kuzu kullanıyoruz. Kebaba asla kuyruk yağı koymayız, kaburganın yağıyla birlikte  sadece zırh yaparız”.

Bu yüzden de gerçekten Adana kebap çok hafif, tam da olması gerektiği gibi çatal değdiğinde dağılıyor. Ben Harbi’yi çok sevdim. Hem kebabını, hem de anlayışını. Tam her zaman dillendirdiğim beklentilerimi karşılayan bir yer. ‘İyi, temiz, adil’. Adana kebabın porsiyonu 17 lira. İçecekle beraber 20 lira ödeyip de çıkabilirsiniz.

Kuzu şiş 19 lira. Bu kadar kaliteli etle bu fiyatlar ancak takdir edilir.

Barış Gürsöz’e de söyledim, tek eleştirim pidelerine. Çiğnemesi zor, daha yumuşak olabilir. Kebabın dengesini bozuyor. Lavaşlar biraz daha iyi ama onların da az biraz incesini tercih ederim.

En kısa zamanda tekrar gidip Adana kebabın yanı sıra tatmadığım patlıcanlı kebabı denemek istiyorum. Kebap ve Harbi tutkunlarına bir de müjde verelim. Yakında yine aynı bölgede ilk şubelerini açıyorlar. Bu Harbi içkili ve sadece akşamları açık olacak...