Hayallerden gerçek çıkar mı?

Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi'nin, eğitim üzerine bir projeksiyon olan son sergisi 'Hayallerden Gerçekler', geleceği şekillendiren binaları mercek altına alıyor.
Hayallerden gerçek çıkar mı?

Vitra ve Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin ortak projesi Vitra Çağdaş Mimarlık Dizisi sergilerini ilgiyle takip ediyorum. Bu proje mimarlar, akademisyenler, öğrenciler, aileler ve ilgili kurumlar başta olmak üzere tüm topluma yönelik. Mimarların yaptığı ya da yapamadığı her şey bizleri ve çevreyi de ilgilendirdiği için yaratılan tartışma ortamı, görünmeyeni göstermeleri beni heyecanlandırıyor.

Dizinin ilk sergisi 2012’de Saitali Köknar küratörlüğünde düzenlenen AVM’lerin, plazaların ele alındığı ‘Mutluluk Fabrikaları’ydı. Ticari yapılardaki gündelik hayat ve son 10 yıldaki dönüşüm, bize sunulan değil dayatılan yaşamlar çarpıcı bir dille anlatılıyordu. Saitali Köknar’ın “Alışveriş merkezlerinde önceden tanımlanan hareketleri tekrarlayıp duruyoruz. Yürüyen bir bant önümüzden geçmiyor, adeta biz bir yürüyen bandın etrafında yürüyoruz” cümlesi bugün bile aklımda.

Ertesi yılın sergisi ‘Lütfen Rahatsız Etmeyin’, Ertuğ Uçar’ın küratörlüğündeydi ve tatil kavramını, beklentileri, karşılaşanları sorguluyordu. Ve yine aslında disiplinlerarası bir çalışmaydı.

Bu yılın konusu eğitim. Şebnem Yalınay Çinici’nin küratörlüğünü üstlendiği sergi ‘Hayallerden Gerçekler’de okul binaları başta olmak üzere eğitimle ilgili alanlar, eğitimle geçen bir gün tartışmaya açılmış. İzleyici, eğitimle ilgili gerçekler hakkında düşünmeye ve geleceğe yönelik projeksiyon yapmaya davet ediyor.

MEB yetkilileri görmeli...
Sabahın erken saatlerinde evinden çıkıp, sırt çantasıyla okul yoluna düşen, okulda, sınıfta, serbest alanlarda dolmuşta, otobüste, serviste giden çocukları gördüğümüzde eğitim sisteminden mimariye nelerin eksik nelerin fazla olduğu ortaya çıkıyor. Sadece öğrenciler ve okullar değil izlediğimiz, eğitimin bir başka ayağı olan çıraklık ve işyerlerini de çırak çocukların gözünden izliyoruz. Eğitimle geçen bir günü hikâyeleştiren ‘Gerçeklik Duvarı’ndaki fotoğraf ve videolar, okullar için öğrencilerle; zanaat atölyeleri için Kapalıçarşı ve Şişhane’deki çıraklarla mimarlık öğrencilerinin gerçekleştirdiği altı haftalık fotoğraf atölyesinin ürünüymüş. Sonra bu çalışmalar projeksiyon, ses ve video düzenlemeleriyle duvara yansıtılmış.

Çinici “Sergi mekânsal kurgu olarak, ziyaretçiyi bilginin çokluğuyla yoran, öğretip göstermeye çalışan değil; katılmaya ve parçası olmaya çağıran bir ortam kurabilmek için, etkileşimli bir koridor fikriyle oluştu” diyor.

Çalışmaları izlerken, koridor boyunca yürürken insan eğitim sistemi üzerine düşünürken buluyor kendini. Çocuklar erken saatlerde evlerinden çıkıyor. Kitap dolu çantaları sırtlarında enerjilerinin yarısı gitmiş, okula vardıklarında disiplinin ve kuralların hâkim olduğu, renkten uzak sınıflar karşılıyor onları. Dinlenme alanları hava iyiyse boş bir bahçe ya da tost kokulu kantinler... Atölye çalışmaları yapacakları hobi odaları, kütüphane, spor merkezleri, rahat rahat oturup tartışacakları alanlar yok. Eğitim sistemi dikdörtgen okul binaları gibi bir tornadan çıkmış, edilgen, otorite altında ezilen çocuklar yetiştiriyor.

Çıraklık eğitimi alanların fiziki koşulları bir başka trajik öykü. Sergiyi mimarlıkla ilgilenenler kadar aileler ve eğitimciler de izlemeli. Özellikle de Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri. İlk ve orta öğrenim binalarının mimari yapısı, olanakları değişirse eminim ki eğitim sistemi de gelişecektir.
Sergiye eşzamanlı çıkan ‘Eğitim Yapıları’ kitabında eğitimle doğrudan ilişkili 50 yapı inceleniyor. Her projenin mimarının yorumu da yer alıyor.