'Hobimle para kazanıyorum daha ne isterim hayattan' dedi ve...

Cibalikapı Balıkçısı uzaklara açılıyor. Gazetecilik, televizyonculuk, balık restoranı derken yelken hobisini de teknede yaşama dönüştüren Behzat Şahin şimdi 6 aylık uzun bir yolculuğa hazırlanıyor.
'Hobimle para kazanıyorum daha ne isterim hayattan' dedi ve...

Yedi yıl kadar önce yaptığımız röportajda “Hobimle para kazanıyorum daha ne isterim hayattan” diyen Cibalikapı Balıkçısı’nın yaratıcısı Behzat Şahin şimdi bambaşka sulara yelken açıyor. Hobilerini mesleğe, hatta bir yaşam tarzına dönüştürmeye devam ediyor.

Şahin, 15 yıl gazetecilik yaptıktan sonra 2000 yılında çalıştığı televizyon kanalından kovulunca tazminatıyla biraz da dostlarından aldığı borçla Cibalikapı Balıkçısı’nı açmıştı.

Behzat’ın dostlarına evde yaptığı ot ağırlıklı mezeler, deniz ürünleri, mevsiminde taze balıklar Fener’deki Cibalikapı Balıkçısı’nın ilk mönüsünü oluşturdu.

Bu arada hobisini mesleğe dönüştürürken araştırmacı gazeteci ruhunu da kaybetmedi. Ermeni, Rum, Musevi, Türk, Kürt, Arap, Çerkez neredeyse bu topraklarda yaşayan tüm kültürlere ait mezeleri mutfağına kattı. Anadolu’nun dört bir köşesini dolaşarak yerel malzemelere ulaştı, kendine bir tedarikçi ağı kurdu.

Dört yıl kadar sonra Moda’da bir şube açtı. 2012 yılında mutfağından tedarikçilerine Cibalikapı Balıkçısı’nı anlatan kitaba hem yazar, hem de fotoğrafçı olarak imza attı.

Şimdi malzeme peşinde Anadolu’nun dört bir yanını dolaşarak yaptığı lezzet araştırmalarını bir televizyon programına dönüştürme hazırlıkları içinde. Son işi televizyonculuğa 15 yıl sonra hobi olarak dönecek gibi görünüyor.

Yaşamının merkezine tekne, deniz ve seyahatler oturdu

Cibalikapı Balıkçısını bir marka haline getirdiği ilk on yıldan sonra “Artık kendimi burada en gereksiz insan haline getirmeye çalışıyorum” demeye başlayan Behzat Şahin şimdi bu yapıyı kurmuşa benziyor. Cibalikapı’lara sadece yemek denemeleri ve tadımları için uğruyor. Gelen malzemeleri kontrol ediyor.

Behzat Şahin ve eşi İsmihan Şentürk son iki yıldır teknede yaşıyor. Hatta biraz masrafları karşılamak, biraz da geri dönüş olmasın diye evlerini kiraya vermişler. Yaz aylarını güneye inerek, adaları dolaşarak, kış aylarına da Fenerbahçe Marina’da geçiriyorlar. Pembe adlı, kendini zorla aileye sokan kuşlardan ve farelerden sorumlu bir miçoları da var.

Behzat’ın neden böyle bir yaşam soruma cevabı ise kısa ve net: “Bu seçimim alternatif bir yaşam, özgürlük arayışı değildi, teknede yaşamak, denizin üstünde var olmak istedim. Kutu kutu evlerde günlerimi geçirmek yerine istediğim yere gitmeyi seçtim. Aslında Cibalikapı Balıkçısı da bu planın bir parçasıydı, mezelerinden balıklarına bir deniz mutfağı. Zaten en büyük motivasyonlarımdan biri seyahatlerde yeni meze keşifleri yapmak. Yine de tüm isteğime karşın İsmihan kabul etmeseydi bu tarz yaşamı tek başıma gerçekleştiremezdim. En büyük şansım o...”

Ve şimdi Behzat Şahin yelkenciliğe başladığı ilk gençlik günlerinden beri hayali olan uzaklara gitme hazırlığı içinde. Ekim başında iki tekne arka arkaya yola koyuluyorlar. Hedef bir ayın sonunda yaklaşık 1000 mil yaparak Malta’ya varmak. Altı ay kadar da orada yaşayacaklar. Kalacakları marinayı şimdiden ayarlamışlar.
“On kat daha fazla kazansam yine böyle bir hayat seçerdim. Hırslarım yok” diyor ama teknecilerin hayali biter mi? Bir sonraki hedef ise sadece ihtiyaçlarına yetecek kadar, birkaç metre büyük, içinde bulaşık ve çamaşır makinesi olan daha donanımlı bir yelkenli...