İstanbul, Türkiye'deki büyük değişiminin küresel vitrini

İstanbul Modern'in 10. yılında Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı ile konuştuk. Türkiye'nin geleceği için müzeler önemli diyen Eczacıbaşı'na göre "Özel müzeler insanların her alanda kendilerini eğitecekleri mekanlara dönüştü. Müze gezme alışkanlığı edindirdi".
İstanbul, Türkiye'deki büyük değişiminin küresel vitrini

Türkiye’nin ilk modern sanat müzesi İstanbul Modern’in açılmasına öncülük etti. Dünyanın en etkili 125 kadını listesine girdi. Fransız tarafından kültür ve sanata katkılarından dolayı devlet nişanı Legion d’Honneur ile ödüllendirildi. Ancak başarılarıyla ilgili soruları kibarca geçiştiriyor. Ama belli ki daha gerçekleştirmeyi düşündüğü bir çok hedefi var. Sadece, ‘Daima, Türkiye için daha fazlasını yapabilme heyecanını duydum’ diyor. Evet, İstanbul Modern’in kuruluşunun onuncu yılında İstanbul Modern Sanat Müzesi Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı ile söyleşi yaptık...

İstanbul Modern 10 yılı geride bıraktı. Zorlu bir yolculuk olduğunu biliyoruz. İlk kez ne zaman dillendirmeye başlamıştınız Modern Sanatlar Müzesi açma fikrini?

İstanbul Modern fikri, 1987 yılında İKSV’nin gerçekleştirdiği 1.Uluslararası İstanbul Bienali ile birlikte ortaya çıktı diyebilirim. 1.Uluslararası İstanbul Bienali’nde görev aldığımda, Harbiye Askeri Müze’de yer alan sergilerden sorumluydum. Bu sergi, plastik sanatlarla ilgili ilk kurumsal çalışmamdı. Toplumların gelişmesinin sadece ekonomiyle olmadığını en iyi o zaman fark ettim. Bu sergiden sonra uzun yıllar İstanbul Modern’i gerçekleştirme sürecini yaşadık.

İstanbul Modern, gördüğüm potansiyelle birlikte çok inandığım bir projeydi, zor dönemler, yıllar geçirdik, müze projemize ilgi gösterilmedi. İçinde bulunduğumuz antrepo 2003 yılında İstanbul Bienali tarafından kullanılmıştı. Ardından müze binasına dönüştürdük. Başbakanımız Tayyip Erdoğan projeye başından inandı ve yolumuzu açtı, 11 Aralık 2004 tarihinde İstanbul Modern'in açılışını yaptık.

O zorlu süreçte bir yandan da müzecilik eğitimi alıyordunuz sanırım...

1980'li yıllarda yurtdışında gittiğim müzelerde bizdekinden farklı bir müze işletmeciliği olduğunu görüyor ve eğitimini almayı çok arzu ediyordum. Avrupa’da müze yönetimleri, sanat tarihi uzmanlarından müze işletmecilerine geçiyordu. Üstelik sanatseverler bu durumu sokakta protesto ediyordu, ama dönüşümün bu yönde olacağını gördüm. Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi bölümünden mezun olmuştum ama müze işletmeciliğinin farklı bir eğitim gerektirdiğini gördüğüm için lisans üstü eğitimimi bu alanda yaptım. Uzun yıllar yaşadığım Fransa’da Türkiye’nin yeterince tanınmaması, ülkemizin tanıtımı konusunda büyük eksikliği hissettirdi bana. Daima, Türkiye için daha fazlasını yapabilme heyecanını duydum.

Bienal artı sizin bir modern müzesi arzunuz bir sinerji yarattı diyebiliriz...

1.Uluslararası İstanbul Bienali, büyük ilgi görünce İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Kurucusu Dr. Nejat Eczacıbaşı’nın öncülüğünde, yıllardır özlemi çekilen İstanbul’a modern sanat müzesi kazandırma girişimi, bu isteğimle çok örtüşüyordu. 17 yıl boyunca uzun ve zorlu süreçte, bu düşüncenin gerçekleşebilmesi için çaba gösterdim.

İstanbul Modern’in oluşumu, İstanbul Bienali’nin tarihsel gelişimiyle çok yakından örtüşüyor, Türkiye’nin politik, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimiyle paralellikler taşıyor. Bienal, küresel çağdaş sanat ağları içinde yer alıp, yıllar içinde birçok sanatçımızın uluslararası nitelik kazanmasını sağlayarak yeni bir sanatçı kuşağı ve kentte çağdaş sanata ayrılmış yeni merkezler yarattı. Bu süreç, sanatçılarımızın uluslararası görünürlüklerinin artmasını sağladı aynı zamanda izleyici kitlesinin artmasına ve çeşitlenmesine olanak sağladı. İzleyici sayısı, kurumsallaşma, sanat alanına yapılan harcamaların yeterliliği ve çeşitliliği açısından Batılı anlamda bir kültür sanat endüstrisiyle boy ölçüşecek durumda değil ama yaşanan dönüşüm umut verici.

10 yılda nerelere gelmeyi hayal etmiştiniz hedefleriniz gerçekleşti mi?

İstanbul Modern, çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak, kültür ve sanatın gündelik yaşamla buluştuğu çok yönlü bir sosyal platform oluşturmak amacıyla kuruldu. Bu çerçevede dünyanın seçkin çağdaş sanat verimlerini Türk izleyicilerine olduğu kadar, bizim sanatçılarımızın eserlerini de dünyada tanıtmaya yönelik çalışmalar yürüttü. Böylece, 10 yıl boyunca ulusal ve uluslararası sergiler, retrospektifler gerçekleştirilirken aynı zamanda, tasarım, müzik, tiyatro, dans, sinema, edebiyat gibi çeşitli sanat dallarında da sanatı geniş izleyici kitlesiyle buluşturuldu; İstanbul Modern bir sanat eğitim ve iletişim kurumu olarak kültür dünyamızda yer aldı.

Türkiye’ye değer katmak, Türkiye’nin değerinin dünya tarafından anlaşılmasını sağlamak, bizim en başından beri, temel hedeflerimizden biriydi. Geçmişte, müze açılmadan önce de İstanbul’da çok galeri bulunuyordu ve modern sanata büyük bir ilgi vardı. Asıl değişen, müze gezme alışkanlığı. Bunu diğer özel müzelerle birlikte değiştirebildiğimizi görüyorum. İnsanların her açıdan kendilerini eğitecekleri bir mekana dönüştü müzeler.

Bugün geldiğimiz noktada, İstanbul Modern’in başarısında özel sektör, kamu yönetimi ve yerel yönetimin işbirliği çok önemli bir rol oynuyor. Dünyanın büyük müzelerinde bile benzerine pek rastlanmayan bu eşsiz işbirliğinin, toplumsal dayanışma kültürümüze değer kattığını düşünüyorum.

Aynı şekilde hepimiz buna inanıyoruz. Hep eksikliğinden dem vurduğumuz müzelerin önemi nedir sizce?
Müzeler, Türkiye’nin geleceği için önemli. Türkiye gibi çok kültürlü bir ülkenin birikimini, evrensel değerlerini ortaya koyarken, hem geçmişini hem bugününü hem de geleceğini sergileyecek. Bu gelişmede de İstanbul Modern’in öncü ve örnek olarak, anlamlı bir katkı sağladığını düşünüyoruz. Kurduğumuz kurumsal ortaklıklar aracılığıyla yurtdışındaki izleyicilere Türkiye sanatını, kültürel kimliğimizi ve müzecilik anlayışımızı tanıtmak ve bu yolla kültür sanat turizmine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

Bu nedenle, yurtdışında çeşitli müzeler, sanat kuruluşları ve koleksiyonlarla işbirlikleri oluşturarak, değişik sergilerle görsel sanatlar alanındaki zenginliğimizi uluslararası sanat ortamıyla paylaşıyoruz. İstanbul Modern, 2009 yılında beri dünyanın belli başlı metropollerinde önemli müzelerin davetiyle koleksiyonundan seçkiler sergiliyor. Berlin Martin Gropius-Bau, Seul Sanat Müzesi, Hollanda’daki Boijmans Van Beuningen Müzesi, Bahreyn Ulusal Müzesi ve Çin’de Minsheng Ulusal Sanat Müzesi’nde kendi koleksiyonumuzdan seçkiler sergiledik.



Başarılarınız daha da çok şeyler gerçekleştirme duygusunu tetikliyor mu?
Türkiye’de çağdaş sanat yaşamında çok şey değişti. İstanbul Modern’in kuruluşu bu değişimi tetikleyen nedenlerden sadece biriydi, bu değişim sürecinin önemli bir kilometre taşı oldu. Özellikle son zamanlarda ülkemiz parlayan bir değer haline geldi, kültürel ve sanatsal alanda, yurtdışından merakla izleniyor.

2000’li yıllar Türkiye’si her alanda büyük bir dönüşüm içinde. İstanbul, Türkiye’deki büyük değişiminin küresel vitrini konumunda. Küresel sanat ve turizm ortamında İstanbul’un bir cazibe merkezi olarak algılanmasındaki en büyük etkenlerin başında çağdaş sanat ortamımızdaki enerjik dönüşüm, başta İstanbul Bienali olmak üzere sanat etkinlikleri, müzecilik alanında yaşanan canlılık, fuarlar, sayısı ve çeşitliliği artan galeriler, kamusal alandaki sanat projeleri geliyor.

Bununla birlikte kurum dışı sanatçı hareketleri, sivil inisiyatifler ve sanatçı örgütlenmeleri de bu dönemin öne çıkan değişimleri. Artık çağdaş sanatımızın önde gelen temsilcileri küresel sanat dünyasında daha çok tanınıyor. Kültürel ve sanatsal olarak ülkemiz, yurtdışından merakla izleniyor. Bu noktada misyonumuzda olduğu gibi, yenilikçiliği ve yaratıcılığı sergilemek önemli.

Sanatın çok önemli bir yatırım aracı olması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Özellikle son on yıldır yepyeni bir koleksiyoner kitlesinin oluşması, uluslararası müzayede kuruluşlarının çağdaş sanatçılara gösterdiği ilgi, kamuoyunda sanata olan merak ve ilgiyi arttırdı. Bu gelişimin sanatçı üretimlerinin desteklenmesine de yansıyacağını, sanat dünyasının canlanacağını umuyorum. Batı’nın müze ve müzecilik kültürü ile karşılaştırdığımızda henüz yolun başındayız denebilir. Ancak, İstanbul Modern’in, 2009’da Avrupa Müzeler Forumu Özel Ödülü ve 2010’da Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülü başta olmak üzere bazı ödüllere layık görülmesi henüz başlarında da bulunsak, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.

Geçen ay Stockholm’de İsveç Modern Sanatlar Müzesi’ni dolaştım. 20. yüzyıl sanatına yön veren Avrupalı sanatçıların yapıtlarının yer aldığı muhteşem bir koleksiyonları var. Ancak beni en çok etkileyen çocukların sanat gelişimine ayırdıkları alan ve programlar oldu. Siz de İstanbul Modern’de çocuklarla yaptığınız atölye çalışmalarına çok önem veriyorsunuz değil mi?

Evet, müzenin eğitim işlevine çok önem veriyoruz. Dünyanın ünlü müzelerinin bugünkü ziyaretçi sayılarına ulaşmalarında, sanat eğitiminin kitleye ulaşmasının ve giderek çeşitlenmesinin büyük rolü oldu. Bir anlamda müzeler, kendi izleyicilerini yarattılar. Biz de, sanatı farklı sosyal çevrelerden izleyicilerle buluşturmak için eğitim programları, rehberli turlar, sanatçı ve akademisyenlerin sunduğu seminerler, çocuk, genç ve yetişkinlere yönelik özel atölye çalışmaları, sanat eğitiminde fırsat eşitliği yaratan projeler, aile programları düzenliyoruz. Öğrenciler kadar öğretmenlerini de önemsiyoruz, onlara müze ziyaretleri öncesi ve sonrası özel eğitim paketleri sunuyoruz. Gezici eğitim etkinlikleri ile İstanbul çevresinde müzeye gelemeyen ilçe okullarıyla bir araya geliyoruz. İstanbul Modern’de açıldığı günden bu yana 550 000 çocuk, genç ve yetişkine eğitim verildi.

Aslında açıldığımızdan beri ziyaretçilerimizin çoğunluğunu öğrenciler oluşturuyor. Amacımız, sanatı toplumun farklı kesimlerine ulaştırmak. Misyonumuz, sanat eğitimini aynı zamanda hem çocuk ve gençlere hem de yetişkinlere yönelik olarak mümkün olduğu kadar geniş bir çevreye yayabilmek.

Sanat eğitimi projeleriyle geleceğin izleyicisinin ve kültür-sanat aktörlerinin yetişmesi kadar kültür turizminin zenginleşmesinde, sanat ekonomisinin gelişmesinde, dünyanın İstanbul’a bakışının değişmesinde etkin bir işlev üstleniyor İstanbul Modern. Bugün İstanbul Modern’i yılda 650 bin kişi ziyaret ediyor, her yıl ortalama 8 milyon turistin geldiği İstanbul’da yabancı ziyaretçilerimizi müzelerimize çekmek için yoğun çaba gösterdiğimizde, potansiyel ziyaretçi sayısının gelecek yıllarda daha da artacağını düşünüyorum.

Neredeyse yirmi yılı aşkın süredir Türkiye’de sanatın gelişimi için kafa yoruyorsunuz, orta öğretimde sanata verilen yer ve üniversitelerde sanat eğitiminde eksikler neler?

Boğaziçi Üniversitesi’nde dört yıl boyunca eksikliğini çok hissettiğim müze işletmeciliği üzerine ders verdim. Ülkemizde başarılı, Türkiye’nin güncel konularıyla ilgili gençler çok var. Onların konulara bakış açılarından ve düşüncelerinden ben de çok şey öğreniyorum. Müzecilik dersleri, hem sanat tarihi hem işletme kökenli öğrencilerin ilgisini çekiyor. Bu derslere katılan, çeşitli dallarda eğitim gören öğrenciler daha sonra İstanbul Modern’de staj yapıp çalıştılar. Onlarla bu heyecanı ve coşkuyu paylaşmaktan büyük zevk duyuyorum. Şu anda üniversitelerde bu ders veriliyor ama daha çoğalmasını isterim.

Kızınız ve oğlunuz iş dünyasına yöneldi, babalarıyla çalışıyorlar. Tabii ki çocuklarımızın kararları üstünde çok fazla etkimiz olmuyor ama sanatçı olmalarını ya da müzede çalışmalarını ister miydiniz?

Esra, 2006 yılında İstanbul Modern’de yaz okulunu başlattı. Geçen yıl da arkadaşlarıyla birlikte Genç Modern’i kurdu. Genç Modern, 21-40 yaş arası modern ve çağdaş sanata ilgi duyan gençleri İstanbul Modern bünyesinde buluşturarak, çeşitli etkinlikler düzenliyor, gelecekte müzeye destek olacak bir kitle oluşturmayı hedefliyor. Başarılı bir program oldu, sanatçı atölye ziyaretleri ve birçok etkinlik düzenleyerek çağdaş sanata destek veriyorlar. Genç Modern ile oluşan destek fonuyla müze koleksiyonuna genç sanatçıların yapıtlarını kazandırdılar...

Son bir soru daha sormak istiyorum. Galataport kapsamında yeni müze binası yapılacağı söyleniyor. Böyle bir plan var mı eğer gerçekleşirse yeni süreçte nereye taşınılacak?

Bölgedeki dönüşümde İstanbul Modern’in müze olarak varlığının ve işlevinin büyümesi için gerekli olan her koşulu gözden geçiriyoruz. İstanbul Modern sponsorların katkı ve desteğiyle varlığını sürdürüyor. Bu aynı zamanda büyük bir sinerji, dönüşüm ve işbirlikleri doğuruyor. Şu ana kadar her zaman böyle ilerledik, bundan sonra da böyle olacağına inanıyorum.