İstanbul'da yerli müzikaller dönemi yeniden başlıyor

UNIQ İstanbul sonbaharı yıllar sonra tekrar canlandırılacak olan yerli müzikallerle karşılıyor. Projenin arkasında Mustafa Oğuz ve ekibi var.
İstanbul'da yerli müzikaller dönemi yeniden başlıyor

Haziran ortalarında Black Box’da gerçekleştirilen Bob Dylan konserine gittiğimde ilk kez UNIQ kompleksini görmüştüm. Doğru söylemek gerekirse inşaat alanının ortasından geçmek, kalasların üstünden atlayarak yürümek hiç hoşuma gitmemişti. Biraz da söylenmiştim tabii neden her şeyi tam bitmeden açarız diye. Yiyecek satan kulübelerin hali de Açıkhava’yı aratmıyordu.

Ancak uzun bir aradan sonra bu hafta tekrar gidince -kimi inşaatlar bir yandan devam etse de- bambaşka bir yerle karşılaştım. Öncelikle artık Black Box adı kullanılmıyor. UNIQ İstanbul kompleksinin işletmesini Pozitif’in üstlendiği en büyük konser salonu Volkswagen Arena adını almış. Aslında en iyisi bu isimler arasında boğulmadan Maslak Kültür ve Kongre Merkezi deyip işin içinden çıkmak.

Gerçekten de 5500 ve 1100 kişilik iki salon, 2500 metrekare müze, iki sanat galerisinin yanı sıra restoranlar, spor kompleksi, MEF Üniversitesi, kitap, kırtasiye, müzik aletleri dükkanlarıyla kültür sanat kompleksi adını hak ediyor. Özellikle Zuhal Müzik’in kemandan piyanoya, viyolonselden gitara her çeşit enstrümanla sergi salonu görünümündeki mağazası çok etkileyici. Ortasındaki boş alan mini konserler, performanslar için de ideal.


Bu günlerde Muhteşem Yüzyıl sergisinin devam ettiği alan müze olarak adlandırılsa da aslında bir sergi alanı. Uzun süreli, interaktif sergiler yapılacakmış burada.

UNIQ İstanbul Genel Müdürü Sonay Ahmet Yücel, Discovery ile de anlaşma yapılmak üzere olduğunu, Discovery’nin New York’tan sonra ikinci müzesi burada açılacağını söylüyor. Star Wars, Titanic, Tutankamon gibi uluslararası dolaşımda olan sergilerinde gelmesi planlanıyormuş.

Genel Müdür Yücel’in anlattıkları arasında beni en çok heyecanlandıran, 1980’li yıllarda fırtına gibi esen yerli müzikallerin temmuzda inşaatı tamamlanacak olan 1100 kişilik çok amaçlı salonda Eylül ayından itibaren başlayacağı müjdesi oldu.

Zaten bu salonun akustik ihtiyaçları, sahne arkası, kulisleri özellikle müzikal, klasik müzik, bale, tiyatro gibi farklı etkinlikler düşünülerek yapılmış. Müzikallerde Most Production ve bu alanın duayeni Mustafa Oğuz’la işbirliği içindelermiş. Eminim ki hem içerik, hem estetik, hem de teknik açılardan çok daha üst seviyede yapımlar ortaya çıkacaktır. Borusan, İKSV de görüşmeler sürdürdükleri kurumlar arasındaymış.

UNUQ İstanbul, Hans Otto Nagel ve Levent Eyüboğlu’nun ortaklığıyla kurulan
Türkiye’ye ilk Ikea’yı, Akvaryum’u getiren, ilk sinema zincirlerini yapan, Forum İstanbul, Forum Marmara, Forum Bornova gibi alışveriş merkezleri kuran Turkmall’a ait. Ve tabii bir de Emek Sineması’nı yıkıp yerine AVM yapan ekip olarak tarihe geçtiler!

Şimdi ise Anadolu’ya yayılmayı, Kocaeli’den Söke’ye, Van’dan Yozgat’a bir çok ilde de çok amaçlı salonların yer aldığı kültür sanat merkezleri açmayı hedefliyorlarmış. Amaç ise müzikaller, tiyatrolar turneye çıktığında spor salonlarına muhtaç olmaması.


Grubun UNIQ İstanbul’a yaptığı 100 milyon Euro kültür sanat için çok ciddi bir yatırım. Tabii onlar kendilerine yeni bir iş kolu yaratmışlar ama bu konseptin kentlilere de faydası büyük. Tüketimi körükleyen, insanları alışveriş çılgını yapan, ya da bunalıma sokan AVM’ler yerine hiç olmazsa haftada bir gün de kültür sanatla, müzikle iç içe geçirme imkanına sahip oluruz.

Komplekste çocuklar da unutulmamış. Onlar için de özel etkinlik alanları, atölyeler var. 6-8 Şubat arasında sahnelenmeye başlayacak olan Ice Age/ Buz Devri için zemin 80 ton buzla kaplanacakmış. Bu hafta başında 11 kamyon malzeme geliyormuş. Üç günlük dokuz seansta hedeflenen ise 30 bin seyirci.

UNİQ İstanbul yerli yabancı müzikaller, yeni albüm konserleri, tiyatrolar ve sergilerle kentin yeni cazibe merkezlerinden biri olacak gibi görünüyor kısa sürede. Candan Erçetin’le Beyaz’ın atışması da ekipleriyle beraber muhteşem bir müzikal olur. Bakarsınız göle çaldığım maya tutar da atışmayı hep birlikte burada izleriz...


YEME-İÇME MEKANLARI


UNIQ İstanbul sabahtan akşama dek yaşayan bir buluşma merkezi olarak planlandığı için yeme-içme alanlarına da büyük bir alan ayrılmış. Sağlıklı ve hızlı yemek konseptini seçmişler. Klasik anlamda endüstriyel fast-food zincirleri yok.

TAV’a bağlı olarak havaalanlarında ve İstanbul Deniz Otobüslerinde sunduğu kaliteli hizmetle kendini kanıtlayan BTA’nın Anadolu Tadında, Cakes&Bakes, TickerDaze gibi farklı restoranları var. Anadolu Tadında havaalanlarından kente yayılarak bir zincir olma yolunda hızla ilerliyor. Yöresel yemeklerin ve ürünlerinin kalitesi şimdilik çok iyi. Pizzalarını denediğim Rosso Pomodoro’yu da çok başarılı buldum.

Özlem ve Tuğba Güçlü’nün açtığı Wine&More adlı şarap butiği ve barı ise bugüne dek gördüğüm en iyi örnek. Daha doğrusu fiyatlarıyla ve butik üreticilerin şaraplarıyla hayalimdeki gibi bir yer. Market fiyatlarında satılan şarapları barda oturup tapaslar eşliğinde içmek isterseniz fiyatının üzerine yarısı kadar artı bir ücret ödüyorsunuz. Yani 40 liralık bir şarabın fiyatı 60 lira civarı oluyor. Umarım bu anlayıştaki yerlerin devamı gelir.

Öğle yemekleri için ticket’la satın alınabilecek özel mönüler var restoranların bir çoğunda. Yaza doğru üst katta bir ya da iki lüks restoranın açılması da planlar arasındaymış...