İstanbul'un en bohem 'Cadde'si

Hafta içinde TrumpTower'ın terasında açılan Cadde'nin alışveriş merkezlerinin yiyecek katı ezberini bozan farklı bir iddiası var...
İstanbul'un en bohem 'Cadde'si

Mayıs 2012’de kapılarını açan Trump Tower AVM sakin, insanı karmaşasıyla yormayan yalın alışveriş merkezlerinden biridir. Hangi mağaza neredeydi diye aklınızı karıştıran labirentlerde kaybolmazsınız. Ne ucuzluğun alt ne de lüksün üst sınırlarında dolaşır, yer alan markalar ve restoranlar. En alt katı ise çocuklu ailelerin cennetidir. Ancak AVM içlerinde kapalı alanlarda alışveriş yapmak neyse de yemeği pek fazla sevmediğim için aklım açıldığı günlerde dolaştığım terasında kalmıştı. O zaman farklı planlar vardı bu terasla ilgili.
Borsa Restoranları ortaklığıyla sokak satıcıları geleneğini canlandıran bir yer açılacaktı. Son birkaç yıldır yiyecek içecek sektöründe öylesine baş döndürücü hızına yetişilemeyen değişiklikler oluyor ki bu plan gerçekleşemedi.

2500 metrekarelik çarşı

Sonra proje isabetli bir kararla İzzet Çapa’ya verildi. İzzet Çapa’nın eğlence ağırlıklı yerlerini çok fazla bilmem ama City’s Mahalle’ye birkaç kez gitmiş ve mekânın enerjisinden, ünlü kebapçıların, pidecilerin istasyon şubelerinin servisinden, kalitesinden memnun kalmıştım. Çapa yurtdışından esinlendiği konseptleri bizim kültürümüze uyarlamada oldukça başarılıdır.
Ancak bu kez Trump’ta çok farklı bir tasarım ve konsept uygulanmış. Mimari proje Gökhan Avcıoğlu’na ait. Alışveriş merkezinin terasında 2500 metrekarelik bir alana nefes alınacak, dolaşılacak sokaklar yaratılmış. Cadde iki kat halinde altlı üstlü konteynirlerden oluşuyor. Her biri ayrı tasarlanmış. Hepsinin kapısının önünde oturma alanları da var.

Organik tarım

Cadde’de dolaşırken Nezih Kebap, Kasap Döner, Ranchero ve Sushi Chinese Express gibi kendini kanıtlamış ve daha önce gittiğim yerler ilk gözüme çarpanlar oluyor. Balıkçı Zouk, Rumi Tantuni ve nargileci Al Fakheer’i ise keşfedilecekler listeme şimdiden aldım. Limonata henüz açılmamış. Çapa genel konseptle ilgilenmekten kendi yerine vakit ayıramamış olmalı. Eminim yine farklılık yaratacak buraya özel bir şeyler yapacaktır.

Konteynirler üzerinde organik tarım alanları bulunuyor. İsteyenler bu alanda 1 metrekarelik mini tarlalar kiralayıp sebze&meyve yetiştirebilecekmiş. Belki toprak sahiplerine sebze meyvelerini toplayıp Limonata’da hazırlamak ya da hazırlatmak imkânı sunulur!
Kısacası Trump Cadde bohem havasıyla alışveriş merkezlerinin birbirinden farksız iddiasının dışına çıkan gerçekten yaratıcı ve insana dolaşırken rahatlık, hafiflik duygusu veren bir çarşı olmuş...

Trump Cadde’de neler var?

Balıkçı Zouk, Sushi Chinese Express, Limonata, Coca Cola konsept mağazası, Home Store Kahve, Cafe Bien Loti, Kasap Döner, Nezih Kebap, 1ABurger, Good Food, Salaş Pub, Alaçatı Kumru Evi, şekerci PapaBubble, Ranchero, Kâğıthane, Hoca’nın Yeri, Kuğu Pastanesi, Rumi Tantuni, Plus Kitchen, nargileci Al Fakheer olmak üzere 17 yeme-içme mekânı var. İtalyan Fiorucci, BiggShop, Matrak Shop, Sneakers&More, Mehmet Tatlı Kuaför de Cadde’de yer alan butik markalar.

BİR SERGİ

Türkiye’de Çikolatanın Serüveni

Çağımızın vazgeçilmez tatlarının başında gelen çikolatanın 19. yüzyıldan bu yana İstanbul ve Anadolu’daki serüveni 1927’de İstanbul’da ilk çikolata fabrikasını kuran Nestle’nin sponsorluğunda düzenlenen bir sergiyle anlatılıyor. Sergi mekânı olarak kuruluşundan bu yana çikolatalı ekmek ve kahveyle ikindi kahvaltısı geleneği olan Saint Josept Lisesi’nin sergi salonu seçilmiş. Saadet Özen’in küratörlüğünü üstlendiği ilginç fotoğraflar ve çikolata kokusunun eşlik ettiği sergi 24 Ocak’a dek gezilebilir.

RAFLARA ÇIKANLAR

İyi bir yemek tek başına yenmeyen yemektir

Doğru söze ne denir? Gerçekten de bir yemeği unutulmaz kılan onu dostlarla, arkadaşlarla paylaşmak. Tek başına yenen yemekler ne kadar lezzetli olursa olsun insan hafızasında pek iz bırakmıyor nedense. Ünlü dergici ve yazar Hülya Ekşigil, Milliyet Sanat dergisinde yayımladığı yemek yazılarını bir araya getirmiş. Kitap başlığını Ece Aksoy’un ‘iyi yemek’ tanımından alıyor. Hülya Ekşigil’in yazılarını her zaman ilgiyle takip ettim. Dizinin ilk kitabı ‘Dilim Gülümsüyo!’nun ardından merakla ikincisini bekliyordum. Mutfak kültürü ve yemek malzemeleri üzerine yazılar her zaman bir tarif kitabından daha çok ilgimi çekiyor.

‘İyi bir yemek tek başına yenmeyen yemektir’deki restoran tanıtımından malzeme bilgilerine her yazı kendini ilgiyle okutuyor. Anlattığı her sebze, meyve ya da baharatla ilgili yaratıcı bir tarif de yer alıyor kitapta. Yeme-içme tutkunlarının hem keyif hem bilgi alacağı bir arşiv kitap, edinin derim...