İstanbul'un ortasında taze taze biralar

İstanbul Esentepe'de açılan Bosphorus Brewing Company bira kültürüne katkı yapacak gibi görünüyor.
İstanbul'un ortasında  taze taze  biralar

İki ay kadar önce olmalı, bir gün gelen postalar arasından kapağında buz gibi bira fotoğrafları olan bir dergi çıktı. Türkiye’nin ilk ve tek bira kültürü dergisi ‘b:ra’ yazıyordu. Elime alıp karıştırdım, hatta İzmir’de yaşadığım, Kordon’un da Kordon olduğu yıllarda, birahane dendiğinde ilk akla gelen yer olan Sirena hakkındaki yazıyı keyifle okudum.
En çok da, dergilerin dijital ortama döndüğü, gazetelerin kapanma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bir dönemde iPad ve android tabletlere yönelik dijital ortamda yayımlanan bir derginin sonradan basılı formunun çıkarılmasına sevinmiştim. Ama yoğun bir dönemdi, hakkında yazmaya bir türlü fırsatım olmadı.
Ta ki geçen hafta Esentepe’de açılan ‘The Bosphorus Brewing Company’ye gidene dek. Burası sadece bir birahane değil, butik bir bira üretim tesisi aynı zamanda. Daha önce Zeytin/Sardunya restoran olan iki katlı bahçeli binanın üst katında üretilen taze biralar (üretim süreci biranın cinsine göre iki hafta ile kırk beş gün arasında değişiyor) barda bardaklarınıza dolduruluyor ve atıştırmalıklar eşliğinde keyif başlıyor. 

Tüm aile işbaşında
Projenin arkasında Sedat Zincirkıran ve Philip Hall var. Sardunya Catering ve restoranların sahibi Sedat Zincirkıran’ın zaten sektörde saygın bir adı vardır.
Philip Hall ise son beş yıldır İstanbul’da yaşayan, kimya sanayiinde çalışan bir mühendismiş. Hobileri olan pilotluk sayesinde tanışmışlar, ortak bir şeyler yapma fikri onları İstanbul’da eksikliğini duydukları bir ‘brewery” açmaya, gerçek ‘ale’ üretmeye kadar götürmüş.
Önce Phil Hall amatörce ilgilendiği bira yapımı teknikleri konusundaki bilgisini arttırmış. İki yıllık yoğun bir araştırma, çalışma ve izinlerin ardından da ortaya ‘Bosphorus Brewing Company’ çıkmış. Phil’i bu serüvende ailesi de yalnız bırakmamış. Eşi Jill mönüyü, bira eşleştirmelerini oluşturmuş. Şimdi her an işin başında. Büyük oğul Tristan babasına barda yardım etmek için üniversite eğitimine bir yıl ara vermiş. 

Şimdilik bira çeşidi beş
Bosphorus Brewery’de hem ‘ale’ hem de ‘lager’ yöntemiyle bira üretiliyor. Lagered Ale, Belgian Bold gibi farklı stillerde üretilmiş ‘İçmedik’, ‘İstanbul Pale Ale’, ‘Brew 81’, ‘Haliç Gold’ ve ‘Karbon Imperial Stout’ olmak üzere beş çeşit biraları var.
Biraların hepsi birbirinden güzel ama en sevdiklerin diyecek olursanız sekizden fazla malzeme kullanılan ve 40 gün mayalanmaya bırakılan ‘Brew 81’, ‘Karbon Imperial Stout’ ve ‘Haliç Gold’ derim. İngiltere’den ünlü Wetherspoon grup ise şimdiden bir İstanbul bira markası olarak İngiltere’de pazarlamak üzere ‘İstanbul Pale Ale’ı istemiş. Aynı zamanda bir gurme restoranı olma iddiasında olan Bosphorus Brewery Co’nun restoran ve bar olmak üzere iki ayrı mönüsü var. Her ikisinde de liste kalabalık tutulmamış ve biralara uygun yemekler yer alıyor. Ayrıca seçim yaparken yararlanmak üzere ‘yemek-bira cinsi uyum rehberi de hazırlanmış. Zaten Phil de önerilerde bulunuyor.
Benim gibi “biranın olmazsa olmazı patates, sosis” diyenlerdenseniz, baharatlı ev yapımı patates kızartması, İngiliz çiftçi tabağı ve ev yapımı sosisle yetinebilirsiniz, ama midye tava ve karanfilli köftenin tadı da baştan çıkarıcı.
Restoran mönüsünde yer alan biralı sebze çorbası, kızarmış patatesle servis edilen ılık ördek salatası, bir İngiliz klasiği ‘Fish& Chips’ ve basmati pilavlı körili kuzu da hem sunumları hem de lezzetiyle çok başarılı.
Mutfağın başında da genç ve başarılı şef Çiğdem Coşkun var. Önümüzdeki hafta içinde de İngiltere’nin ilk kadın bira someliyesi Jane Peyton ekibi eğitmek üzere İstanbul’a geliyormuş. Atıştırmalıklar 6 - 10, ana yemekler ise 22 - 35 lira arasında değişiyor. Tüm bira çeşitleri ise 10 lira. Ayrıca farklı bir şeyler içmek isteyenlere de alkollü ve alkolsüz seçenekler bol.
Evet, artık İstanbul’da da “hadi gidip iyi bir bira içip iyi bir şeyler yiyelim, hem de bira kültürümüzü zenginleştirelim” diyebileceğimiz gerçek bir ‘birahane’ var. Siz de yolunuzu düşürün derim, seveceksiniz...

Etkİnlİklerden
Capital Dergisi’nin Johnnie Walker Black Label viskileri işbirliğinde gerçekleşen ‘Başarıya Yürüyenler Türkiye’nin En Başarılı Genç Genel Müdürleri’ araştırmasının sonuçlarının açıklandığı gala yemeği Esma Sultan Yalısı’nda yapıldı. Geceye özel yemeklerin büyük bir bölümünde JW Black Label dokunuşları vardı. Ve tümü de böyle kalabalık yemeklerde olmadığı kadar iyiydi. The Marmara Catering ekibi her zaman iyi iş çıkarıyor. Dozunda şarap ve bira gibi viski de yemek ve tatlılara lezzet katıyor. Viskiyle pişirilmiş ayva tatlısı çok başarılıydı.

Yıldızı Yükselenler
İstanbul Atatürk Havalimanı iç hatlar terminalinde iki yıl kadar önce açılan ‘Tadında Anadolu’ Amerika merkezli Daily Meal sitesinin gurme ve gezginlerle yaptığı ankette ‘Dünyanın en iyi havalimanı restoranları’ listesine girmiş. Daily Meal’e göre dünyanın en iyi havalimanı restoranı Michelin yıldızlı şef Charles Caig’in Barselona El Prat del Llobregat havalimanındaki kendi adını taşıyan restoranı. Tadında Anadolu’da hem yöresel mutfaklardan yemekler sunuluyor hem de 400’e yakın küçük üreticilerden temin edilen ürün satılıyor. Ayva aşı, Harput köftesi, keşkek, Antep kuru dolmaları benim de denediğim ve severek yediğim çeşitler.