İyi ki doğdun Nazım Hikmet

Büyük şairin doğumunun 114'üncü yılında, Nazım Hikmet Vakfı Şişli Belediyesi'nin davetiyle göçebelikten kurtularak Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi'ne taşındı
İyi ki doğdun Nazım Hikmet

İki yıl önce,  20’inci yüzyılın en önemli şairlerinden, istisnai kişilik Nazım Hikmet’in 17 Ocak’ta doğduğunu öğrendiğimden beri doğum günümü bir başka heyecanla kutluyorum. Bir yıl daha yaşlandım demekten bile vazgeçtim!

Nazım Hikmet’in doğduğu gün bir çok kaynakta yazıldığı gibi 20 Kasım ya da 15 Ocak değil 17 Ocak'mış. Doğum günüme onun şiirlerini okuyarak başlamak gibi bir  alışkanlık da edindim. Hele de 17 Ocak yazı günüme denk gelirse, Nazım’dan söz edeceğim için bir başka seviniyorum.

Bu yıl ise onu anmak, yazmak çok daha anlamlı. Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi 15 Ocak Cuma günü kapılarını açtı. Nazım Hikmet Vakfı kuruluşunun 25’inci yılında nihayet oradan oraya savrulmaktan kurtulup kalıcı bir mekana kavuştu.

Açılış için Nazım Hikmet’in eşi Vera Tulyakova’nın kızı Anna Stepanova da ailesiyle birlikte gelmişti. Anna, konuşmasında tüm dünyaya, Nazım’la özdeşleştirdiği ‘barış, güzellik ve özgürlük’ ve Rusya-Türkiye ilişkilerinin düzelmesi dileklerini dile getirdi.

Ülkemizin en önemli entelektüellerinden gazeteci-yazar Hıfzı Topuz da gecenin konukları arasındaydı. 55 yıl önce yakın arkadaşı Nazım ve Vera’yla yedikleri bir akşam yemeği gibi özel anılarını anlattı. Hıfzı Topuz, yaşamı göçebelikle geçen Nazım’ın adına kurulan vakfın artık kalıcı bir mekana kavuşmasına hepimiz gibi çok sevinmiş.  Ancak arzusu vakfın bir türbe, müze işlevi görmemesi, Nazım’ı yaşatan ve yaşayan, akademik çalışmalara fırsat veren bir merkezi olması.

Aile geleneği nezaketi ve sakin duruşuyla Topuz’un ardından sahneye çıkan Hayri İnönü’nün buranın bir mabet değil, canlı bir kültür merkezi olacağı sözü vermesi, kendilerini seçtikleri için vakfa teşekkür etmesi, az görülür bir tevazu örneğiydi.

Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi açmaya karar verdikten sonra çok katlı binanın içi Metin Deniz’e teslim edilmiş. İki ay gibi bir sürede sıradan bir bina çok amaçlı toplantı, tiyatro, dans eğitim salonları, ofisler, sergi alanları ve kütüphanesiyle dört dörtlük bir kültür evine dönüşmüş.

Vakfın yer aldığı ikinci kata Nazım Hikmet, etkinlik katına da Abidin Dino adı verilmiş. Şimdi bu alanda Nazım Hikmet Koleksiyonundan yapıtlar, giriş katında da Arif Keskiner ile Merih Güneş’in hazırladıkları ‘Nazım’ın Evinde Vera’nın Sofrasında’ kitabından bölümler sergileniyor.

Nazım Hikmet’in kız kardeşi Samiye Yaltırım’ın kızı Ayşe Hanım annesinin kitaplarını vermesiyle kurulmaya başlanan kütüphane  Zeynep Oral, Özcan Arca, Semih Balcıoğlu, Arif Keskiner, Abdi İpekçi gibi isimlerin kitaplarını bağışlaması,  Cem, Metis, Yapı Kredi, Akbank, İş Bankası gibi yayınevlerinin verdiği destekle kısa sürede kurulmuş.

Bağışlar halen devam ediyormuş. Hatta birden fazla gelen kitaplar Anadolu’da ihtiyacı olan okullara gönderilmeye başlanmış. Kütüphanenin bir de özel imzalı kitaplar bölümü var ki görülmeye değer. ‘Kitaplarım, kütüphanem benden sonra ne olacak’ diyenlere duyurulur...

Küçük bir not:

Nazım Hikmet, Kuvayi Milliye, Abidin Dino’nun desenleriyle, YKY 2013 ve Nazım Hikmet, Ne Güzel Şey hatırlamak Seni, YKY 2012; kitaplarındaki biyografilerde Nazım’ın doğum tarihi Selanik, 17. Ocak 1902’dir.