İyi, temiz, adil ve lezzetli...

Keşke bu değerler yaşamın her alanına hakim olsa, ama şimdilik sadece yeme-içme dünyasından beni heyecanlandıran yerler ve yenilikler...
İyi, temiz, adil ve lezzetli...

Eataly nin balık reyonu.

2014’ün başında Zorlu AVM’nin içinde açılan ‘Eataly’ için ‘iyi temiz ama henüz adil değil diye yazmış, bir takım eksikliklerinden, fiyatların yüksekliğinden söz etmiştim. Geçtiğimiz ay içinde yiyecek içeceğe dair her şeyin yer aldığı bu devasa markete birkaç kez üst üste gitme fırsatım oldu. Daha doğrusu raflarına çıkardıkları yerel ürünlerin kalitesi, fiyatları ve tazeliği beni tekrar çekti.

İlki, Türkiye’nin kuşkusuz en iyi peynir üreticilerinden olan Karslı İlhan Koçulu’nun ürünlerine özel bir bölüm açarak yer vermeleri. Kars gravyer, Trakya kaşarı ve Divle tulumu, keçi peynirlerinin kalitesini lezzetini anlatmama gerek yok, her biri ayrı ayrı muhteşem. Ve bu peynirlerin İstanbul’da süpermarket denince aklımıza gelen ilk üç markada bulunan her hangi bir kaşardan, keçi peynirinden daha ucuz olması beni şaşırttı. Umarım bu bir yılbaşı promosyonu değildir ve hep böyle devam eder.

Bir diğeri de Eataly’nin balık reyonu. Bunca yıldır İstanbul’un hal dahil tüm balıkçılarını dolaşırım, hem fiyat hem tazelik hem de hizmet kalitesi üçlüsünün böylesi bir araya geldiği yere pek rastladım diyemem. En azından son bir kaç yıldır şımarık, hep kandırılıyormuşum duygusu yaşatan balıkçılarla muhatap olmaktan bıkmıştım.

VARAN İKİ: TAZE LEZZETLİ DOĞAL

Bundan üç yıl kadar önce mimari ve müteahhitlik projeleri gerçekleştiren Emre ve Kerem Oral kardeşlerle Trakya’da hayata geçirecekleri çiftlik evleri projesi için buluşmuştuk. Kırklareli Demirciköy’de hafta sonu evleri inşa etmeye başlamışlardı. Bu evlerde oturanların isterlerse gerçekten çiftçilik, hayvancılık yapacaklarını, kendi sütlerini, peynirlerini yoğurtlarını üretebileceklerini heyecan içinde anlatmışlardı.

Dürüst olmam gerekirse bir çiftçi kızı olduğum ve bu işlerin ne kadar zahmetli olduğunu bildiğim için ‘çok uzak hoş bir kentli hayali’ olarak bakmış ve gülümsemiştim. Palivor Evleri kısa sürede yapıldı, satıldı. Alanlar neler yapıyor, bu hayatın içine girdi mi bilemem ama Oral kardeşler kendi hayallerini çok kısa sürede gerçeğe dönüştürdüler.

Köylüleri inanılmaz bir biçimde organize ederek, teknolojik alt yapıyı kurarak ‘Palivor’ markasıyla doğal süt ve et ürünleri üretmeye başladılar. Son iki yıldır marketlerin raflarında görüyor ve alıyordum özellikle peynirlerini. Şimdi Bebek’te bir mağaza açtılar ve tüm ürünlerini bir arada satıyorlar. Peynirleri kadar füme et çeşitleri çok başarılı. Eminim kısa sürede Türkiye’nin en iyi ve güvenilir markalarından biri olacaklar.

Türkiye’nin en iyi kültür sanat gazetecilerinin ve yazarlarının başında gelen Zeynep Oral geçtiğimiz hafta evinde Sibel Asna’nın neredeyse 20 yıl önce başlattığı ‘Kadınlar buluşması’na ev sahipliği yaptı. O gece oğullarının ürettiği ürünleri tadarken söz çiftçiliklerine geldi. Zeynep, “Galiba ben onları çocukluklarında o kadar çok tiyatroya, konsere, sergiye götürdüm ki bıktırdım. Onlar şimdi kendi çocuklarına benim onlara veremediğim kır yaşamını da deneyimletmek istiyorlar!” diyor gülerek...

MUTFAKTA PİŞEN YATIRIMLAR

Niso Adato’yu bir çokları gibi Şans Restoran’ın sahibi olarak tanımıştım. Adato aslında kısa bir süre önce devretse de Prim Menkul Değerlerin sahibiydi. Restorancılık hiç bir kar beklentisi olmadan sürdürdüğü bir hobisi diyebiliriz.

Metin Ar ise yatırım bankacılığı dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri. Uzun yıllar Garanti Yatırım’ın başındaydı. Ama o yatırımcılık kadar yeme-içme kültüründe de iddialı. İyi bir şef kadar da iyi yemek pişiriyor.

Hayata mutfaktan, yemek pişirir gibi bakan bu ikili kısa bir süre önce bir araya gelerek ‘Canyon Venture Partners’ adlı bir yatırım şirketi kurmuşlar. Şirket birleşmelerine aracılık ediyor, büyümek isteyenleri uluslararası fonlarla buluşturuyorlar. Şimdilik aracılık ettikleri 12 şirketleri varmış. Zaten yeni şirkette malzemeleri bulan, hazırlayan ve pişiren diye formüle edebiliriz, sadece üç kişi oldukları için fazlasını da istemiyorlar.

Adato ve Ar, 30 Aralık akşamı bir grup gazeteciye Şans Restoranda özel bir davet verdi. Yemekleri baştan sona Metin Ar hazırlamıştı. Hatta önlüğü üzerinde servise de yardım etti. Avokado çorbası, beyaz trüf yağlı karidesli tortellini, kayısı, hardal ve çam fıstığı soslu fırın levrek ve son Küba seyahatinin anısı ananaslı dondurmadan oluşan mönü çok başarılıydı. Adı soğuk çorba olsa da avokado, süt, tuz, limon suyu ve trüf yağı karıştırılarak yapılan avokado püresini özellikle çok sevdim ve ekmek üzerine sürerek yedim.

Yemekle bu kadar doğrudan ilgili iki isim bir araya gelir de restoranlarla ilgili bir müşteri olmaz mı? Şimdilik ismini vermek istemeseler de bir balık restoran zincirinin satışına aracılık ediyorlarmış...