Kadınlar, bağlar ve şaraplarımızın yurtdışı atağı

Büyük ölçüde kadınların çalıştığı ve son dönemde dar boğazda olan şarap sektörü yurt dışında Türkiye Şarapları algısını yerleştirerek kendine bir çıkış yolu arıyor...
Kadınlar, bağlar ve şaraplarımızın yurtdışı atağı

Sibel Kutman, Ardıç Gürsel, Zeynep Arca, Cevza Başman, İrem Çamlıca, Selda Tokat, Nilgün Kavur, Pınar Ellialtı, Oluş Molu, Yonca Arıner, Didem Yazgan ve daha niceleri...

Bu kadınların ortak noktaları şarap sektöründe olmaları. Kimi dördüncü kuşak, kimi ikinci, kimi de birinci kuşak şarap üreticisi ailelerin fiilen işin içinde olan üyeleri. Gözdem Gürbüzatik, Selen Çağlar gibi üst düzey yönetici olarak çalışan profesyoneller de var.

Üretimde çalışan önologlar, en önemlisi de bağlarda çalışan binlerce kadını sayarsak şarap sektörü kadınlarla ayakta duruyor, şarabın geleceği kadınlara emanet dersek hiç abartı olmaz.

 

Uzun yıllara yayılan gözlemlerimle rahatlıkla söyleyebilirim ki ister bağda üzüm toplasın, isterse saplarını ayıklasın, ister şarap yapsın, ister satsın hepsi işini aşkla yapıyor.

Son aylarda sektördeki kadınlarla buluşma, sorunları tartışma fırsatım oldu. Önce Doluca’nın üçüncü kuşağı, yıllar önce balerinliği bir kenara koyup şarapla iç içe yaşamayı seçen Sibel Kutman’la bir araya geldik. Önlerini görememekten, karşılaştıkları zorluklardan yorulmaya başladığı anlatıyordu. En üzüldüğü noktalardan biri de yasaklar ve yüksek vergiler ertesinde merdiven altı sahte ürünlerin piyasayı sarmasıydı.

Kısa bir süre önce de Vinkara’nın başında olan Ardıç Gürsel’le buluştuk. İnşaat ve turizm sektörüne yıllarını vermiş bir aileden gelen Ardıç Hanım da özveriyle, ülke tanıtımı için bir çıkış olarak gördükleri şarap sektörünün tanıtım yasakları ve yüksek vergilerle girdiği darboğazdan, önlerine çıkarılan engellerden mutsuz.

 

Türkiye şarapları olarak yurt dışına satışı bir çıkış yolu görüyor ama bir çok üretici gibi o da bunun ancak yerli üzüm cinsleriyle mümkün olacağını düşünüyor. Zaten konuştuğum hemen hemen her üretici yurt dışında Türkiye şarapları algısı yaratmamızın, ihracatın boyutlarını büyütmenin gerekliliğine inanıyor.

YURTDIŞNA YÖNELİK ÇALIŞMALAR

Son beş yıldır da sektör olarak ‘Wines of Turkey’ çatısı altında ortak tanıtım çalışmalarını sürdürüyorlar. Bir ara çalışmaların temposu düşse de 2015 yılında Berlin’de ve Londra’da profesyonelleri, fikir önderlerini, şarap uzmanlarını ve ilgili medya kontaklarını bir araya getiren tadımlar organize edilmişti.

Bu yılın ilk WOT etkinliği olarak ise Gülor, Diren, Arcadia, Sevilen, Urla, Büyülübağ, Kocabağ, Kavaklıdere, Gali, Vinkara, Selendi, Paşaeli, Kayra, Doluca, Kastro Tireli ve Pamukkale olmak üzere 16 üretici İngiltere’de SITT Tasting’e katılıyor. Tadımlar 22 Şubat’ta Manchester’da,  24 Şubat’ta ise Londra’da gerçekleşecek.

İngiltere pazarına yönelik bir diğer çalışma da  “Turkish Wine Alliance” markası altında Arcadia, Barbare, Büyülübağ, Diren, Doluca, Kavaklıdere, Kayra, Kocabağ, Pamukkale, Vinkara  olmak üzere 10 firmanın bir araya geldiği ortak pazarlama projesi. 2015 yılında başarılı tanıtım çalışmaları gerçekleştirdiler.

Ancak sektörün yeni aktörlerinden Arcadia Vineyards’tan Zeynep Arca’ya göre yurtdışında satış ve pazarlamayla ilgili karşılaştıkları en büyük engellerden biri Türkiye’nin üst grup şarap üreten bir gölge algısının yerleşmemiş olması.

 

Son birkaç yıldır sürdürdükleri temaslarında ithalatçıların ürünlerini ne kadar beğenseler de Türkiye’de üretilmiş üst grup şarabı pazarlamak için gerekecek ekstra çabaya yanaşmadıklarını görmüşler. Sadece Türk şarabı olduğu için kalitesi ne olursa olsun en alt segment ürün fiyatları ile çalışmaları talep edilmiş.

Ancak yapılan tadımlarda restoranların ve tüketicilerin şaraplarımıza gösterdikleri ilgi onları İtalyan küçük üreticilerin yıllar önce İngiltere pazarına girerken kullandıkları bir yöntemi kullanmaya yöneltmiş.

BİR YENİ OLUŞUM DAHA

Beş üretici Arcadia, Barbare, Büyülübağ, Pamukkale, Vinkara bir araya gelerek ‘Turkish Fine Wines’ isimli bir şirket kurmuşlar. Şimdi şaraplarını kendileri ithal ediyor, doğrudan hem distribütörlere hem de restoran ve dükkanlara ulaşabiliyorlar.

Ayrıca Diren ve Prodom’la da sahada işbirliği yapıyorlarmış. Hedefleri ise  birkaç yıl içinde Türkiye şaraplarının bu dinamik ve önemli pazarda hak ettiği yeri alması. Tüm bu açılımlarda pazarında saygın Master of Wine’lar ile işbirliği kurarak, uzman PR firmaları ile çalışarak ilerliyorlarmış.

Ayrıca geçen hafta sohbet etme fırsatını bulduğum Chamlija Şarapları’ndan Mustafa Çamlıca İsviçre’den bir şirket aracılığıyla şaraplarının farklı ülkelerin restoranlarında yer aldığını, İngiltere’de iki dağıtımcı firma aracılığıyla satıldıklarını aktardı. Üretimin dörtte birini ihraç ediyorlarmış.

Ne diyelim, tüm ülke olarak sadece siyasi değil ekonomik olarak da çok zor günler geçiriyoruz. Turizm, yeme-içme sektörleri de zorda. Bir çıkış yolu için büyük itici güç olacağına inandığım Türkiye şaraplarının yurt dışı atağını içten destekliyorum. Tümünün yolu açık olsun. Umarım devlet yetkilileri bu olağan üstü çabayı, gelecek faydayı görür de destek olmaya başlar...