Karaköy Limanı gastronomi durağına dönüşüyor

Karaköy Kemankeş'te Namlı'dan caddenin en yenisi Colonie'ye uzanan hat bir gastronomi merkezi olma yolunda hızla ilerliyor.
Karaköy Limanı gastronomi durağına dönüşüyor

Mayıs ortalarında açılan Colonie, Kemankeş Caddesi'nin sonunda yer alıyor.

Karaköy özellikle de Rıhtım ve Kemankeş caddeleri her gidişimde beni daha çok heyecanlandırıyor. Günün neredeyse her saati gemilerle gelen yerli ve yabancı turistleriyle, iki yaka arasında sürekli gelip gidenleriyle, bir ticaret merkezi olan bölgede çalışanlarıyla, İstanbul’un dört bir yanından yemek ve alışveriş için gelenleriyle baş döndürücü hareketli bir nokta burası.

Perşembe günü işten Kemankeş’in en yenisi Colonie’ye gitmek üzere yola çıktım. Ne hikmetse trafik açıktı ve buluşma saatinden çok daha erken vardığım için Namlı’nın önünde indim arabadan. Tabii o noktada inip de insanın gözünün Namlı’nın vitrinine takılmaması mümkün mü? Vitrine bir kez baktıktan sonra ise içeri girmek kaçınılmaz. Namlı kuşkusuz İstanbul’un en iyi şarküterilerinden biri. Ama Ramazan ayında pide kokuları, hurmaları, güllaçlarıyla çekim gücü bir başka oluyor.

Namlı’nın özellikle son yıllarda yöresel ürünlere verdiği önem övgüye değer. Anadolu’nun farklı bölgelerinden getirilen kaşardan, tuluma, Mihaliç’ten Ezine’ye peynir çeşitlerinin birçoğunu bulabiliyorsunuz. Konya Obruk ve Pertek yayla keçi tulumunu tadınca bir kez daha ülkemizin en özel peynirleri olduğunu düşünüyorum. Keza kostik atılmamış doğal zeytin çeşitleri de pastırmaları da kalite ve lezzetiyle farklılığını gösteriyor. Her daim işin başında olan Engin Mepa, Namlı’nın aslında peynircilikle yola koyulduğunu, peynir başta olmak üzere tüm yerel ürünlere çok emek ve değer verdiklerini anlatıyor. Fiyatlarına gelince tabii ki ucuz değil. Ama kalitelerine göre insaflı. Peynirlerimi aldıktan sonra Colonie’ye doğru yürüyorum…

COLONIE KARAKÖY

Topaz’ın sahibi, turizmci Yücel Özalp ve eşi Gülin Özalp tarafından Mayıs ortalarında açılan Colonie, Kemankeş Caddesi'nin sonunda yer alıyor. Açıldığı günden beri kızım başta olmak üzere gençler övgüyle söz ediyordu. Artık trendleri onlar belirliyor. Ama gençlerin damak tadını da hafife almamak lazım. Her geçen gün değme yeme-içme uzmanlarına şapka çıkartacak denli iyi yemekten anlıyorlar ve isabetli yorumlar yapıyorlar.

Colonie, modern tarzı ve yalın dekorasyonuyla insanın kendini rahat hissedeceği bir mekân. Kapıdan içeri adım atar atmaz uzun ve ferah bir bar ve şarküteri bölümüyle karşılaşıyorsunuz. Sonra açık mutfağın olduğu restorana geçiliyor. Önünde şimdilik herkesin oturmayı tercih ettiği geniş bir bahçe bölümü de var.

Colonie’de her şey arzu edilirse ortaya gelip paylaşacak şekilde düşünülmüş. Biz de öyle yaptık. Önce ‘Körpe enginar kalbi ve roka salatası’, ‘Zencefil ve trüf sosla lezzetlendirilmiş sırlanmış somon balığı’, ‘Domatesli, fesleğenli Burrata’, ‘Ahtapot carpaccio’ gibi soğukları söyledik. Ardından ‘Füme etli çiğ börek’ ve garsonumuzun tavsiyesi üzerine ‘Çıtır kalamar ve karides’ istedik. Ana yemek olarak da ‘Asya baharatlı bonfile’ paylaştık.

Yücel Özalp Topaz restoranla kendini kanıtlamış bir isim. İyi şeflerle çalışıyor. İyi malzeme kullanıyor. Tabii ki burada da tadacağımız yemeklerin kalitesinden çok fazla şüphem yoktu. Yine de farklı bir konsept olduğu için nasıl bir mönüyle, daha da önemlisi lezzetle karşılaşacağımı bilmiyordum. Ancak her biri çok başarılıydı ve hepsinde lezzeti arttırıcı ince dokunuşlar vardı. Sadece Burrata için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. O da o güne özel bir şanssızlık olabilir. Enginar salatası ve ‘Asya baharatlı bonfile’ ise unutulmazlarım arasına girecek denli iyiydi.

Ama daha mönünün ‘Makarnalar’ ve ‘Pizzalar’ bölümünde aklımın kaldığı çok çeşit var. Geleneksel ızgara köfte yanında frig pilavı ve mantısı da denemek istediklerim arasında. Colonie’de hem yemek hem de içki fiyatları da çok makul tutulmuş. Ismarlanan çeşitlere ve miktarına göre 50 - 100 lira arası çıkmak mümkün. Umarım gösterdikleri özeni sürekli kılarlar. 





Karaköy gerçekten bir gastronomi merkezi olma yolunda hızla ilerliyor. Bırakın Türkiye’nin dört bir tarafından ya da İstanbul’un farklı köşelerinden gelenleri, gemilerden inen turistler için bile bu bölge bir şans. Düşünsenize ilk kez indikleri bir limanda cadde üstünde Namlı, Güllüoğlu, Köşkeroğlu, Maya, Karaköy Lokantası, Mana, Ferahfeza ve şimdi de Colonie gibi yerler var. Hangisine girseler kötü bir sürprizle karşılaşma ihtimalleri yok. Ancak ara sokaklarda mantar gibi biten yeni kafeler ve restoranlar için aynı garantiyi vermek zor! Bazıları henüz etik bir anlayışa sahip değil. Kaliteli malzeme kullanmıyor ama fırsatçılık yaparak fiyatları yüksek tutuyorlar...

YILDIZI YÜKSELENLER

Elif Yalın’ın bir kaç yıl önce açtığı Delicatessen kısa sürede bir Nişantaşı klasiği oldu. Lütfi Kırdar Kongre Merkezi, CRR, Cemil Topuzlu Açıkhava’daki tüm etkinliklerin öncesi ve sonrasının vazgeçilmez buluşma noktasına dönüştü. Tabii bu ilginin nedeni sadece yeri değil. Elif Yalın’ın günün her saatine uygun, en kaliteli malzemelere hazırladığı çeşitler, sahip oldukları lezzet, saygılı ve işini bilen servis ekibi, kendisinin her daim işin başında olması bu ilgiyi taşıyan detaylar arasında.

Elif Yalın’ın sakinliği mekâna da yansıyor. Delicatessen huzurlu bir yer. Bugüne dek ‘Ne çok gittik başka bir yere gidelim’ diyenle pek karşılaşmadım. İnsanlar her anlamda rahat ettikleri yerin müdavimi oluyorlar. Bu yaz favori yemeklerim ‘Burratalı domates salatası’ ve ‘Keçi peynirli ızgara sebze katları’. İnsan son lokmasına dek ikisini de büyük bir keyifle yiyor. Fiyatlara gelince kimilerine göre biraz pahalı kimilerine göre makul.