Kendini eğitime adamış bir mühendis

Fahamettin Akıngüç'ün yaşam serüveninden ne iş yaparsak, hangi alanda çalışıyor olursak olalım, hepimizin çıkaracağı dersler var
Kendini eğitime adamış bir mühendis

Bazı insanlar vardır, onları tanımış olmak bile size mutluluk verir. Türkiye’nin eğitim söz konusu olduğunda simge isimlerinden olan Fahamettin Akıngüç de entelektüel birikimi, yaşam felsefesi, dürüstlüğü, açık sözlülüğüyle harmanladığı esprili konuşmasıyla insanı hemen etkisi altına alır.

Fahamettin Akıngüç, kurduğu Kültür Kolejleriyle eğitime yeni bir anlayış ve nefes getirdi, bir ekol oldu. Zaten tüm yaşamına baktığınızda ne iş yaparsa yapsın kişiliğinin bu temel özelliklerinin yansımalarını görüyorsunuz.

Bu yüzden de Kasım ayında raflara çıkan ‘Fahamettin Akıngüç Kendini Eğitime Adamış Bir Mühendis’ kitabındaki geçmişten bugüne dostlarının ve kendi anıları eşliğinde anlatılan yaşamı bir roman tadında okunuyor. Akıngüç’ün yaşam serüveninden ne iş yaparsak, hangi alanda çalışıyor olursak olalım, hepimizin çıkaracağı dersler var.

Yetmiş yaşına girerken üniversite kurmaya karar verdiğinde “Bu yaştan sonra üniversite mi kurulur, ne yapacaksın bundan sonra çalışmayı, git yazlık evine hayatın tadını çıkar” diye arkadaşlarına inat Kültür Üniversitesi’nin yönetim katının girişine iki zeytin ağacı dikip altına Nazım Hikmet’in o muhteşem ‘Yaşama Dair’ şiirini yazdırması aslında yaşam felsefesinin özeti gibi:

“Yetmişli yaşlar ölümü hatırlatıyor. Bugün seksenli yaşların sonundayım, ölümü fazla hatırlamak istemiyorum. Ölmekten tabii ki korkuyorum. Ölmekten korktuğum halde, ölüme inanmadığım için, yaşamak daha ağır bastığından bunları yapıyorum. İşte buna inat o zeytin ağaçları...”

Fahamettin Akıngüç’ün on yıl önce söylediği bu sözler kırk yaşından itibaren emekli olup kaçmak istiyorum diyenlere ders olsun, olmalı da. On yıl kadar önce üniversitedeki odasına iki zeytin ağacının arasından geçerek söyleşi yapmak için gittiğimde laf lafı açmış bana o günlerde okuduğu ‘kaos’ konusunda küçük bir ders vermiş, okumam için birkaç kitap önermişti.

EĞİTİM ANLAYIŞI

Fehamettin Hoca’nın kitapta yer alan eğitim sistemimiz eleştirisine mümkün değil: “Sözcüklerin şiirsel tadını bozan dilbilgisi dersleri, şişirme gerçek dışı tarih dersleri, ezber üstüne ezber, bitiremediğim ödevler, tahtaya kalkmak korkusu... Basit bir konuyu neden bu kadar karmaşık hale getiriyoruz? Sınıftayken öğrenci olarak kendimi iyi hissetmem gerekmiyor mu? Neden korkuyorum?...”

90 yılın 75’i dershanelerle, mühendislik-müteahhitlikle, eğitimle iç içe geçmiş bir yaşamda aile ve çocuklara ayrılan pay azalır diye düşünülebilir ama yaşamdan tat almayı seven, maceraperest ruhu da olan Akıngüç bu dengeyi de iyi kurmuş. Kitaptaki ‘Ve evlilik’ bölümünde bir film tadında anlattığı, 1957 yılında eşi Gül Hanım’la şileple çıktıkları balayı macerası da unutulur gibi değil.

MÜHENDİSLİKTEN EĞİTİME

Fahamettin Akıngüç, İstanbullu bir ailenin oğlu. Babası Birinci Dünya Savaşı’nın çalkantılı yıllarında Devlet bursuyla Almanya’da elektrik mühendisi eğitimi alan Halil Akıngüç’tür. Fahamettin Akıngüç babasının DDY Haydarpaşa Garı’nda çalıştığı yıllarda dünyaya gelir. Sonra aile iş nedeniyle Eskişehir’e taşınır. Babası Almanca tedrisat yapan Şimendifer Mektebinin ilk okul kısmına Almanca öğretmeni olarak atanır.

Sonra okul kapanınca bir dönem lisede öğretmenlik yapar ve özel ders vermeye başlar. Ve ardından Türkiye’nin ilk özel ders evini açar ve Almanya’nın ‘Fernschule/uzaktan mühendislik eğitimi sisteminin temsilcisi olur. Sonra aile Fahamettin Akıngüç’ün İTÜ Mühendilik Bölümü’nü kazanmasının ardından tekrar İstanbul’a taşınır. İstanbul’da dershane işine devam ederler.

Fahamettin Akıngüç’ün yaşamı da ilginç bir biçimde babasına benzer. O da önce inşaat mühendisliği mesleğini hem üniversitede çalışarak hem de müteahhitlik yaparak sürdürür. 1960’tan itibaren ise eğitimcilik tek işi olur. Kültür Kolejleri, Yayıncılık, Kültür 2000, Kültür Fen Lisesi ve  Kültür Üniversitesi derken aradan eğitimle bütünleşen 65 yıl geçer.

Fahamettin Bey son 35 yıldır bu yolculukta yalnız değil sırasıyla büyük kızı Ful Akıngüç Över, ortanca kızı Lale Akıngüç Sevgen ve küçük kızı Bahar Akıngüç Günver eğitimlerini üstlenecekleri görevlere uygun bir biçimde donanımlı olarak tamamlamışlar.

Bugün hepsi aile anayasası olan  eğitim kurumlarının bir parçası.

İstanbul Kültür Eğitim Kurumları ve İKÜ’nün mütevelli heyeti ve yönetim kurulu üyeleri olarak görevlerini sürdürüyor.

Umarız bu gelenek ve yapı kuşaklar boyu gelişerek yoluna devam eder. Böylesi etik sahibi öncü isimlere ve eğitim kurumlarına çok ihtiyacımız var.

Yeni yılla birlikte 90’nıncı yaşına basacak olan Fahamettin Akıngüç’e yaşam enerjisinin bitmediği nice mutlu yıllar...