Konser turnelerinin yerini gastronomi turu mu alıyor?

Dünyanın en ünlü restoranlarından El Celler de Roca'nın şefi Joan Roca İspanyol bankası BBVA işbirliği ile gerçekleşen türünün ilk örneği gastronomi turnesi öncesi İstanbul'daydı. Tire Kaplandağ Lokantası, Zübeyr Ocakbaşı'na gitti, denediği  yoğurt ve nar ekşisine hayran oldu...
Konser turnelerinin yerini gastronomi turu mu alıyor?

Bankaların, büyük sanayi kuruluşlarının kültür, sanat kurumları ve müzik dünyasıyla işbirliğinin tarihi oldukça eskidir. Ama galiba bundan böyle bu dengeler değişecek gibi görünüyor. Kim derdi ki günün birinde uluslararası bir banka bilinirliğini arttırmak için mutfak kültürünü seçecek, gastronomi turnesi düzenleyecek.

İspanya’nın ikinci büyük bankası ve Garanti’nin büyük hissedarı BBVA ve “Dünyanın En İyi İkinci Restoranı” unvanına sahip “El Celler de Can Roca” işbirliğiyle gerçekleştirilen “Cooking Up A Tribute” isimli gastronomi dünya turnesi neresinden bakarsanız bakın çok heyecan verici. Ve eminim Türkiye mutfağının uluslararası boyutta tanınmasına da katkısı büyük olacak.

Joan Roca

Türünün ilk örneği ‘BBVA-El Celler de Can Roca Gastronomi Turnesi’ 2014 yılında başlamış. Houston, Dallas, Monterrey, Mexico City, Bogota ve Lima şehirlerini ziyaret etmişler. 2700 lokantada yaklaşık 50 bin tabak yemek hazırlanmış.

Turnenin belgeseli ‘Cooking up a Tribute’un ilk gösterimi Berlin Festivali’nde yapılmış. Pek çok film festivalinde gösterilmiş.

Turnenin 2015 ayağında Buenes Aires, Miami, Birmingham ve İstanbul kentleri var. Roca kardeşler ve 40 kişilik ekibi beş haftalık turneyi İstanbul’da sonlandırıyor.

Kimdir bu Roca kardeşler ve nedir bu El Celler de Can Roca’nın önemi derseniz, restoran, 1986 yılında aşçı bir annenin çocukları  Roca kardeşler tarafından İspanya’nın yemek kültürüyle öne çıkan kenti Girona’da kurulmuş.

Bugün üç Michelin yıldızlı El Celler de Roca şef Joan, şarap ustası Josep ve tatlı ustası Jordi Roca kardeşler tarafından yönetiliyor. 30 yıldır da gücünü aile geleneklerinden alan yenilikçi mutfağı ve yaratıcı sunumlarıyla ilgi odağı. Üç kardeş de mezun oldukları Girona Üniversitesi’nin onursal doktorları ve her biri Ulusal Gastronomi Ödülleri sahibi.

Yenilikçi yaklaşımlarını yerel mutfaklara taşımayı amaçlayan Roca Kardeşler’den Joan Roca, Cooking Up A Tribute gastronomi turunun Türkiye’deki ön hazırlıkları için İstanbul’daydı.

Joan Roca Bir hafta boyunca Türkiye mutfağını ana hatlarıyla tanımaya çalışmış. Ona bu turda, daha önce yanında staj yapan ve şimdi Mikla Lab Yemek Araştırma Mutfağı’nda çalışan genç şef Sina Sucuka eşlik etmiş. Zübeyr Ocakbaşı’nda kebap kültürümüzle tanışmış. Mikla Lab’da Mehmet Gürs’le birlikte yemek pişirmişler. Daha sonra Tire’ye gidip Lütfü Çakır’ın Kaplandağ Lokantası’nda Ege mutfağı ve ot yemeklerini deneyimlemiş.

Önümüzdeki hafta başında ise içeceklerden sorumlu someliye kardeş Josep Mikla Genel Müdürü Sabiha Apaydın ile birlikte Türkiye şaraplarını keşfe çıkıyor. Daha sonra ise tatlı ustası en küçük kardeş Jordi ,Salt Galata Neo Lokal’in şefi Maksut Aşkar ile birlikte tatlılarımız üzerine çalışmak üzere İstanbul’a gelecekmiş. Joan Roca, üç Katalan kardeş yerine üç Türkiyeli kardeş olsaydı ne yapardı onu göstermek istiyoruz” diyor.

Joan Roca’ya tattığı yemekler içinde onu heyecanlandıran bir malzeme olup olmadığını, en çok hangi tadın öne çıktığını, aklında kaldığını soruyorum. Cevabı: “Yoğurt ve ekşiler özellikle de nar ekşisi, ikisi de çok özel ve etkileyici. Yoğurt bir çok ülkede de var ama sizinkiler  bambaşka lezzette” oluyor.

Joan Roca Türkiye’de tanıştığı şeflerden de çok etkilenmiş. Onlarla bir sinerji yaratmak istiyor. Bu arada Türkiye’deki devlet üniversitelerinin gastronomi bölümleriyle de bir işbirliğine giriyorlarmış. Kendilerine bu projede yardım etmek üzere seçilecek öğrenciler arasından iki kişiye BBVA burs verecek ve Girona’daki restoranda dört ay boyunca staj yapma imkanı tanıyacaklarmış.

“Başarıya ulaşmış bile olsak, her şef yeni bir şeyler yaratmak ister ve yeni sınanmalara ihtiyaç duyar. Her kentin bize farklı bir ilham vereceğini düşünüyoruz” diyen şefin İstanbul’da çekilen belgeselini ve eylül başındaki beş günlük etkinliği heyecanla bekliyoruz...