Lezzetin ülkesi de bölgesi de olmaz

Karadeniz İzhar, Hori ve Cantinery İstanbul yeme içme sahnesinde lezzeti yakalayan farklı gelenekten gelen üç yeni restoran...
Lezzetin ülkesi de bölgesi de olmaz

Haziran ayının ilk günlerinde Venedik’teydim. Peynirlerinden etlerine, makarnalarından pizzalarına İtalyan mutfağına ait her şeyi severim. Gerçek yemek yaparlar. Ama Venedik’te bu kez karşıma çıkanlar dünyanın en iyi üç mutfağından biri kabul edilen İtalyan mutfağına yakışmayacak kadar sıradandı. Turistik Akdeniz kentlerinin kaderi bu galiba, fırsatçılıktan vazgeçilmiyor. Tabii öte yandan İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de restoran sektöründe her geçen gün yükselen çıta yurt dışındaki beklentileri yükseltiyor da olabilir.

Ne varsa Karadeniz’de var
Döndükten birkaç gün sonra gazeteden birkaç arkadaşımla öğle yemeği için İkitelli’de İmsan Sanayi Sitesi’nin içinde kısa bir süre önce açılan İzhar Karadeniz Restoran’a gittik. Yanında mısır ekmeğiyle servis edilen karalahana çorbası, Çayeli kuru fasulyesi, karalahana sarması, kasap köfte, kıymalı pide ardından Hamsiköy fırın sütlacı ve irmik helvası ısmarladık garsonun önerisi üzerine. Hepsi ortaya birer porsiyon geldi ve dört kişi paylaştık. Karalahana çorbasına övgüler düzemeyeceğim ama diğerlerinin lezzeti tek kelimeyle muhteşemdi. Hatta bir kaşık alırım dediğim sütlaçtan kendime özel bir porsiyon daha istedim. 

Henüz başaramadık ama o günden beri tekrar gitmeyi düşünüyoruz. Yolunuz düşerse mutlaka deneyin, İstanbul’daki en iyi Karadeniz lokantalarından biri diyebilirim. Merter’de Keresteciler Sitesi içinde de bir şubeleri varmış. 

İzhar’da Pazar günleri Ayder kahvaltısı da hazırlıyor. Ramazan’da ise iftar mönüsü sunuyorlar. İftariyelikler, yukarıda saydığım çeşitler ve içeceklerin fiyatı 41 lira. İyi yemek iyi fiyata olabiliyor. İzhar’a önerim yemeklerdeki tuz oranlarını biraz azaltmaları.

Geleneksel Japon Hori 

Bu ay içinde gittiğim bir diğer restoran da İstanbul’da her geçen gün sayıları artan Japon mutfağının yeni temsilcilerinden biri olan Hori’ydi. Geleneksel Japon mutfağından örnekler sunan Hori’de sashimiler (çiğ balık), tempuralar (kızartma) sushiler ve ızgaralar son derece yalın bir lezzete sahip olmalarına rağmen çok lezzetliydi. Özel yapım soya sosu, pirinç sirkesi ve wasabinin Japonya’da olduğu gibi tuz oranları düşüktü. Mutfağın özünü oluşturan tatlı, tuzlu, ekşi acı dengesi çok iyi tutturulmuş Hori’de. Füzyon ya da farklı ülkelerin mutfak kültürüne uydurulmuş sushileri pek benimsediğimi söyleyemem. Japon mutfağında tercihim klasikten yana ve restorana adını veren şef Shunichi Horikoshi bunu çok iyi başarıyor. 

Aslında şef Horikoshi İstanbul’a yabancı değil. 10 yıl kadar önce İş Kuleleri’nde açılan, en iyi Japon restoranlarından biri olarak ünlenen Itsumi’nin de yaratıcısı. Hori, Elmadağ’da Grand Hyatt Hotel’in içinde yer alıyor. Ama yandan ayrı bir giriş kapısı var.

Lucca’nın kardeşi modern bir kantin: Cantinery 

Bu ay üçüncü durağım Cantinery oldu. 2004’de kapılarını açtığı günden beri popülerliğini hiç kaybetmeyen aynı zamanda başarılı mutfağı ile de takdir toplayan Lucca’nın sahibi Cem Mirap’ın ne zaman yeni bir yer açacağı hep merak konusuydu. 

Mirap, kendisinden beklenenin aksine hiçbir zaman Lucca’nın bir şubesini açmayı düşünmedi, iyi de etti. Lucca ikinci bir şubeyle hem kalitesini hem de cazibesini yitirebilirdi. Ancak ‘zamanı geldi’ dediğinde farklı bir konseptle yeni bir yer açtı. 

Cantinery, İstanbul’un dört bir köşesinde ve içinde bulunduğu Zorlu AVM’de de benzerleri olan kafe-bar tarzı bir yer. Sabah, öğle ve akşam yemeği veriyor. Lokal ve taze ürünlerle Amerikan, Fransız ve modern uzak doğu mutfaklarını harmanlayan bir mönü hazırlamışlar. Mutfağın sorumluluğunu dokuz yıldır Lucca’nın mutfağını yöneten Pelin Çakar üstlenmiş. 

Cantinery’nin en güzel yanı çok az çeşidin olduğu bir listesi olması ve yemeklerin birçoğunun günün malzemesine göre değişmesi. Tattığın ve aklında kalan yemekler derseniz hiç alışkanlığım olmamasına rağmen barmenin önerisiyle denediğim kokteyl, gümüş balığı tempura, buharı tüten tereyağlı ekmek ve pizzası unutamadığım lezzetler oldu. Pizzası için tekrar gidebilirim. 

Kısacası Haziran ayında şanslıydım, gittiğim üç yerden de mutlu ayrıldım. Venedik’in üstüne hepsi çok çok iyi geldi. İyi yemeğin gerçekten de bölgesi vatanı hatta fiyatı olmuyor…