Masal gibi ama gerçek: Barış İçin Müzik

Mehmet Selim ve Yeliz Baki'nin 10 yıl önce maddi imkânları kısıtlı çocuklara yönelik başlattıkları Barış İçin Müzik Projesi sayesinde bugün dünya çapında bir gençlik orkestramız var. 10 Haziran'da İstanbul Müzik Festivali'nde konser verecek orkestranın Edirnekapı'daki okuluna konuk olduk.
Masal gibi ama gerçek: Barış İçin Müzik

“O zamanlar ‘mahalle benden sorulur’ hallerinde bıçkın bir çocuktum. Bir evden müzik sesleri geliyor, çocuklar girip çıkıyordu. Bir gün kapıyı çaldım, biraz da efelenerek ‘Ne oluyor burada’ diye sordum. ‘Müzik dersi veriyoruz, gel bir bak, seversen sen de derslere katılırsın’ dediler. Giriş o giriş. Gitar çalmak istedim ama gitar yoktu verilen dersler arasında, kendi kendime öğrendim. Sonra benden görüp özenenler için gitar sınıfı açtım. Ardından kontrbas çalmaya başladım. İlk üç ay ‘İnsan nasıl bu kadar iyi olabilir? Neden tanımadığı çocuklar için bu kadar fedakârlığa katlanır?’ diye sorup durdum...”

Masal gibi ama gerçek. Bu dönüşümü geçiren Özmen Genç, şimdi vakıfta öğretmenlik yapıyor, geçimini sağlayacak para da kazanıyor. Durmadan yeni projeler hayata geçiriyor, ana orkestraya kaynak yaratan küçük gölge orkestralar kuruyor. Ve El Sistema’da yetişen Guatemala’lı Bruno Campo gibi dünya çapında müzisyen olma yolunda ilerliyor. Belki en önemlisi de artık cevabı biliyor...

“Beş yaşında başladım buraya gelmeye. Başlangıçta parmaklarım küçük diye akordeonu vermediler elime ama bir yolunu bulup öğrendim. Sonra başka enstrümanlar gelmeye başladı. Bana sordular ‘Keman mı piyano mu çalmak istersin’ diye. Aslında hepsini çalmak istiyordum ama piyano dedim. Dört yıldır çalıyorum. Annemi beklerken tek başıma oturur orkestrayı izlerdim, sonra kendi kendime orkestrayı yönetir gibi yapardım. Adem Hoca bir gün fark etti, ‘Gel bakalım hadi yönet’ dedi. Sonra kendimi konserde orkestrayı yönetirken buldum. Her sabah 06.30’da uyanıp hemen okula giderim. Öğlen buraya gelirim. Piyano egzersizlileri yaparım, sonra obua çalışırım. Sabah orkestra provalarına katılırım ve akşam eve dönerim.”

Kübra bugün 13 yaşında. Sekizinci sınıfta okuyor. Bitirince de konservatuvara gitmek istiyor. Ekibe yeni katılanlara öğretmenlik de yapıyor…
Sadece Özmen ve Kübra değil Eren, Ayça, Nazmi, Yunus ve daha binlerce çocuğun yolu bu binadan geçmiş. Hepsinin yaşamına müzik değmiş, kimilerinin vazgeçilmezi olmuş. Burası Edirnekapı’daki Barış İçin Müzik Vakfı. Vakfın yaptığı çalışma hiçbir şeyle ölçülemeyecek denli değerli.

Bir ay kadar önce projeye destek veren İKSV, Lale Kart üyeleri için İş Sanat’ta düzenlenen Barış İçin Müzik Orkestrası’nın konserine, ardından da vakıftaki havayı solumak, çocuklarla konuşmak ve provaları izlemek için Edirnekapı’ya vakfın merkezine gittim.
Sözcüklerle kolay anlatılır bir şey değil hissettiklerim. Mutluluk, şaşkınlık, gurur, hayranlık, hüzün bir arada. Müzik eğitiminde devrim sayılabilecek bu öyküyü anlamak için geçmişe yolculuk yapmak gerekiyor.

Projenin mimarı Mehmet Selim Baki, bir mimar, Berlin Teknik Üniversitesi’ni bitirip uzun yıllar orada çalışmış. Sonra yeter deyip Türkiye’ye dönmüş. Bir süre mimarlık yaptıktan sonra uzun yıllardır aklında olan bu projeye tüm vaktini ayırmaya karar vermiş. Müzikle birebir ilişkisi olmamış ama gençliğinden beri peşinde olduğu daha yaşanır bir dünya ve barış hayallerini en iyi müzikle gerçekleştireceğine inandığı için yola koyulmuş. 2005 yılında eşi Yeliz Baki ile birlikte kısıtlı maddi imkânlara sahip çocuklara müzik eğitimi vermek amacıyla Barış İçin Müzik Vakfı’nı kurmuşlar. 

Neden Edirnekapı?

İmkânları kısıtlı bir bölgede çalışmayı düşünürken Edirnekapı’da bir fırsat çıkmış karşılarına. Çok sesli müziği en çok çabuk gerçekleştirecek, çocukluğundan beri kendisinin de çok çalmak istediği enstrüman, sokağa da taşınabilen akordeonu seçmişler. Bu arada kütüphanesi, solfej ve çalışma odaları, yemekhane ve kantiniyle adeta küçük bir konservatuvar görünümünde olan içinde bulundukları binayı yapmışlar. Flüt, piyano derken yavaş yavaş tüm senfonik sazları almışlar.

Bir devrim gerçekleşiyor

Bugüne dek dört bin çocuğun yaşamı müzikle değişmiş. Mehmet Selim Baki, “Yeni doğan çocuğu suya atarsınız yüzer, 10 yaşında atarsanız boğulur. Bu çocuklar ise mucize gibi geliyorlar, müzikle ilgili hiçbir bilgileri yok; orkestranın içine atıyoruz bir bakıyorsunuz iki hafta sonra Çaykovski çalıyorlar. Politik durum, şiddet, kavga gürültü. Sürekli şikâyet ederiz ama kim düzeltecek her şeyi? Ne yazık ki sosyal devleti hâlâ kuramadık. Bu hareketin küçük bir azınlığın küçük bir azınlığa müzik yapma döngüsünün değişmesine de katkısı olacağını umuyorum artık” diyor.

Barış İçin Müzik Vakfı’nın şu an eğitim alan 250 öğrencisi var. 2015 yılı içinde merkez okulla beraber 3 okul daha hayata geçerse sayı 700’e çıkacak. Oralarda potansiyel öğrenciler yetiştirilebilirse 2016-2017’de Anadolu’nun çeşitli yerlerinde 10 bin çocuk hedefine ulaşmayı planlıyorlar. Hedef ve hayaller aslında daha da büyük, tüm ülkede müziğin el değmediği çocuk kalmayana dek çalışmak istiyorlar. Ama bugüne varabilmek için o kadar çok zorluk yaşamışlar, kapıları kapatma noktasına gelmişler. Tam nefeslerinin tıkandığı noktada ise İKSV devreye girmiş.

İKSV, 2013 yılından itibaren Barış İçin Müzik Vakfı’nın kurumsal partnerliğini üstlenmeye başlamış. Ayrıca Lale Kart üyeleri maddi destek veriyor. Vakıf’ın gelirleri de var. Ancak çocuklara her gün çıkan yemek, verilen burslar, öğretmenlerin maaşı gibi giderlere şu ana dek verilen destekler ve vakfın özkaynakları yetmiyor.

Tüm zorlukların İKSV’nin maddi katkısı kadar kadar koordinasyon yeteneğiyle eminim aşılacaktır. Ancak hepimizin çok küçük rakamlar olsa da bireysel desteğine de ihtiyacı var vakfın.

Bu arada dünyanın dört bir yanından El Sistema orkestraları üyesi 230 çocuk, 15-22 Ağustos tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi’ne yaz kampına katılıyor. Ardından da birlikte bir konser verecekler.

Bu zorlu projede eşi Yeliz Baki ile birlikteler. Vakıf, çocuklar onun da hayatı haline gelmiş. Yeliz Hanım’ı en çok etkileyen şey ise büyüdükçe işi sahiplenmeleri, ellerini taşın altına koymaları: “Hep iyi bir gelecek hayaliyle yola koyulmuştuk. Şimdi sırtımızı sağlam yere gençlere dayadığımızı görmek bizi inanılmaz mutlu ediyor. Nazım, 10 sene önce başladı, üniversiteye gidiyor hâlâ bizimle beraber, Eren Ege Üniversitesi’ni kazandı İzmir’de başka bir projeye destek oluyor” diyor gururla orkestranın provasını izlerken.

Barış İiçin Müzik Vakfı’nın Müzik Direktörü Bruno Campo’nun öğrencisi Samuel yönetiminde provaları da izledikten sonra vakıftan ayrılıyorum. Ve şimdi dört gözle 10 Haziran’daki konseri bekliyorum...

Google çeviri ile sohbet 

İKSV Kurumsal İletişim Müdürü Ayşe Bulutgil anlatıyor: “Geçen yaz bizim çocuklar Salzburg’daki El Sistema’nın yaz kampında Avrupa’nın dört bir yanından yüzlerce çocukla bir araya geldi. Bizimkilerin kaç tanesi çat pat İngilizce biliyor ama mükemmel anlaştılar. Hatta daha sonra Facebook arkadaşı olmuşlar. Google translate ile İngilizce Danca, Almanca, Portekizce yazışıyorlar. Şimdi tek müzik olmayan pazar günleri de gönüllü bir öğretmenle İngilizce dersi yapıyorlar. Çocuklar almaya çok meraklı...”

El Sistema’yla birlikte konser

39 yıl önce José Antonio Abreu tarafından 12 çocukla başlayan El Sistema’dan bugüne kadar 2 milyondan fazla çocuk yararlanmış. Bugün Venezüella’nın dört bir yanına yayılmış 286 merkezde büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşayan dört yüz binin üzerinde çocuk müzik eğitimi alıyor. Simon Bolivar Müzik Vakfı’nın önde gelen eğitim orkestralarından biri olan 240 kişilik Venezüella Teresa Carreño Gençlik Orkestrası, Christian Vásquez’in yönetiminde 10 Haziran’da Zorlu Center PSM’de konser veriyor. Barış İçin Müzik Orkestrası’nın konseri de aynı gün 19.00-19.30 saatlerinde Zorlu PSM’de. Barış İçin Müzik Korosu ise 19.30-20.00 saatleri arasında yine Zorlu PSM’de.