Merak etme, sabah uyandığında başucunda bulacaksın...

Çocukluğumdaki bayramları geri getirmek mümkün değil ama Suriyeli mülteci çocukların çaresizce sokaklarda dolaşmadığı, Gazze'den yüzlerce çocuğun ölüm haberinin gelmediği bir bayram olsun isterdim...
Merak etme, sabah uyandığında başucunda bulacaksın...

Uyandığımda başucumda asılı bayramlık ayakkabıma ve elbiseme mutluluk içinde baktığım günler çok çok gerilerde kaldı ama annemin arife gecesi “Merak etme bitireceğim, sabaha başucunda bulacaksın elbiseni canım kızım” diyen sesini dün gibi hatırlıyorum.

O zamanlar ancak bayramlar, düğünler, tatiller gibi önemli günler için özel kıyafetler alınırdı, çoğunlukla da dikilirdi ya da diktirilirdi. Kasabanın eşrafı da esnafı da olsanız pek fark etmezdi. Ne yokluklar, ne de varlıklar dillendirildi.

Sabah erkenden kalkıp içimizde bir sevinç beklerdik. “Babam bayram namazından gelsin, elini öpelim, babaannemin yapıp yolladığı, annemin geceden şerbetini çektirdiği oturtmayla ağzımızı tatlandıralım, elbirliğiyle hazırladığımız kahvaltı soframıza hep birlikte oturalım, kahvaltı bittikten sonra da yeni elbiselerimizi, ayakkabılarımızı giyip aile büyükleri ziyaretlerine gidelim” diye.

Öğle yemeğine babaanneye, akşam yemeği için de anneanne ve dedeye gidilirdi.
İkisinin arasında da bayram yerine kaçar çatapat alır ve bir de atlı karıncaya binersek bizden mutlusu olmazdı.

Sonra ilk gençliğin başkaldıran, gelenekleri sorgulayan ruhuyla bayramları kutlamanın, ritüellerine uymanın saçma olduğunu düşündüğümüz, törensellikten uzaklaştığımız yıllar geldi. Biraz uzun da sürdü.

Bizim çekirdek ailemizdeyse böylesi bayram geleneği pek olmadı. Zaten yaşam koşullarımız da olmasına pek izin verecek gibi değildi. Ancak elimizden geldiğince bayramlarda aile ziyaretleri yapmaya özen gösterdik.

Şimdi ise bambaşka bir tablo var ülkenin dört bir yanında ve çevremizdeki Müslüman ülkelerde. Kimsenin umuru değil bayramlar ve çocuklar. Gazze’de her gün onlarca Filistinli çocuk öldürülüyor. Yüzlercesi evsiz aç, susuz, anasız babasız yaşamaya çalışıyor.

Ülkemizdeki, özellikle büyük kentlerdeki Suriyeli mültecilerin durumu bir başka iç yarası. Sokaklarda çaresiz dilenen evsiz barksız ailelere çocuklara hala -nasıl bir ahlaki duruşsa- alışır para vermeyin muhabbeti yapılıyor.

Oysa bu işin şakası yok, insanlar aç ve açık. Sokaklarda yaşıyor. Devletin kurumları görevini yerine getiremiyor. Yardım toplayan kimi sivil toplum örgütleri de bir çoklarımızın gözünde inanılırlığını yitirdi.

Bizler de bireysel olarak olanaklarımız ölçüsünde elimizden geleni yapmak, sokakta gördüklerimize de yardım etmek zorundayız. Bayram ertesi sivil toplum da tatil rehavetinden kurtulup yardım kampanyalarına hız vermeli. Sadece kapıları açmakla iş bitmiyor.

Yine de hepimize mutlu ve huzurlu günler getirecek bir bayram olsun bu bayram...