Mutfak kültürü evlerde yaşar

Demet Sabancı Çetindoğan'ın evinde verdiği yemek daveti bana bir kez daha geleneksel mutfak ve yemek kültürü- müzün sürekliliğinin evlerde sağlandığını gösterdi...

Uzun yıllar boyunca anneme en büyük eleştirilerimden biri mutfaktaki tutuculuğuydu. Yaptığı yemeklerin hemen hepsi anneannemin, dedemin, hatta büyükannelerinin evlerinde pişen yemeklerdi. Yemekleri hep kurallarına göre yapardı. 

Ben de onu sürekli yaratıcı olmamakla suçlardım. Aslında zeytinyağlısından etlisine, hamur işlerinden tatlılarına yaptığı her şey mükemmel olurdu; bugün bu yaşta bile onun elinin lezzetine erişemedim.

Ayrıca soframızda gelenekler doğrultusunda çorba, etli yemek, pilav, makarna, zeytinyağlı, tatlı ve meyve sırası hiç bozulmazdı, hâlâ da devam ederler. Değişen tek şey benim düşüncelerim. Artık biliyorum ki annem gibi insanlar sayesinde mutfak kültürümüz, geleneklerimiz gelecek kuşaklara aktarılıyor. Herkes kafasına esen şekilde her gün bir farklı malzeme katsa, hünkârbeğendi, zerde, yaprak sarması, terbiyeli köfte, kayık, naneli kuzu gibi yemeklerimizin hangisi bugüne kalacaktı. 

Aslında bu itirafları yapmamın nedeni hafta içinde ünlü iş kadınlarımızdan Demet Sabancı Çetindoğan’ın Zarif Mustafa Paşa Yalısı’nda verdiği yemekti.

Demet Hanım yemekte Osmanlı mimarisinin korunmuş en önemli örneklerinden olan, adeta bir müze havasındaki evin ruhuna yakışır bir mönü hazırlamıştı. Yemek öncesi salonda servis edilen atıştırmalıklardan başlayarak sunulan her çeşit, geleneksel mutfağımızı yansıtıyordu. Genel olarak İstanbul ya da saray mutfağı diyebiliriz ama bazı çeşitlerde Adana mutfağı da unutulmamıştı.

Bir sanat eseri gibi tasarlanmış sofraya geçtiğimizde ise Adana tepsi mantı, baklava yufkasında sebzeli levrek, yanında yeşil salata, zeytinyağlı enginar, tatlılar nevzine, saray muhallebisi ve meyve tabağı sırasıyla birbiri ardına geldi. Yemekler evin Bolulu aşçısı ve
Adanalı yardımcısı tarafından pişirilmiş. 

Yemek odasında arkası mutfağa açılan çok büyük bir ayna vardı. Mutfaktakiler o aynadan salonu izler ona göre bir sonraki yemeği sunuma hazırlarmış.

Eminim aşçıbaşı bizim yeme performansımızı görünce çok mutlu olmuştur. Yemeklerin hepsinin lezzeti çok çok iyiydi. Ancak bu yemekler içinde adı saray aşuresi olsa da geçmişi çok eskilere gitmeyen ve Demet Hanım’ın babası Hacı Sabancı’nın İstanbul’da bir fabrikada yıllar önce yiyip tarifini aldığı ve o günden beri evlerinde yapılan tatlının lezzeti tam anlamıyla muhteşemdi.
 
Tarifi alır almaz bu sayfada paylaşacağım... 

Sivil toplum gönüllüsü

Demet Sabancı Çetindoğan perakende tekstil, turizm, yayıncılık, sağlık, yayıncılık gibi alanlarda başarılı projelere imza atan bir iş kadını ama bir o kadar da sivil toplum örgütlerinde ve sosyal sorumluluk projelerinde faal. 

Bu hafta içinde Demet Hanım’ın öncülüğünde Türkiye’yi yurtdışında tanıtmaya yönelik bir derneğin kuruluş adımları atıldı. Ahmet Kocabıyık, Çiğdem Simavi, İlber Ortaylı, Tilda Tezman ve Alinur Velidedeoğlu gibi isimlerin yer aldığı derneğin adının ‘Turkey One’ olması planlanıyormuş. Demet Sabancı Çetindoğan’ın verdiği diğer güzel haberler de eşi Cengiz Çetindoğan ile kuracakları, planlarını ünlü mimar Zaha Hadid’in çizdiği Haliç’teki sanat müzesi inşaatının yakında başlayacak olması. 

Lüks otel markası St. Regis’in işleteceği Maçka Oteli’nin açılmasına da günler kalmış… 



Pera Palas İkonik Oteller listesinde

İstanbul’da gözümüz gibi bakmamız gereken yerlerden biri de Pera Palas’tır. Demsa Grup’a ait ve Jumeirah zincirinin işletmesini üstlendiği Pera Palas’ı Popüler internet sitesi ‘Thrillist’, ‘Dünyanın En İkonik Otelleri’ listesine dahil etmiş. 

120 yıllık geçmişi, Ernest Hemingway, Agatha Christie gibi ünlü yazarların konaklaması, eserlerinde otele yer vermesi tabii ki bu 10’luk listeye girmek için etkili olmuştur. Ama otel pastanesi, restoranları ve barıyla da çok başarılı. 

Düzenledikleri etkinlikler, canlı caz performanslarıyla da ilgi çekiyor. 


Etkinliklerden

Hatay Mutfağı tanıtım günleri

Çok kültürlü yapısı ve 600’e yakın yemek çeşidiyle Anadolu’nun en zengin mutfaklarından birine sahip olan Hatay’ın ‘Dünya Gastronomi Şehri’ olma yolunda adaylık başvurusu UNESCO tarafından kabul edilmişti. UNESCO’nun ‘taşınamaz kültür varlıkları’ olarak tanımladığı ülke mutfaklarından biri olmak hem bölge hem de ülke için çok değerli. 

Hatay Valiliği öncülüğünde, TÜBİTAK desteği ve İl Yenilik Platformu projesiyle 03–6 Eylül arasında ‘Akdeniz Ülkeleri Mutfak Günleri’ düzenleniyor. Anadolu Halk Mutfağı Derneği Başkanı Adnan Şahin’in koordinasyonunda yapılacak etkinliğe Fransa, İtalya, Lübnan, Fas, Bosna-Hersek, Monako gibi birçok Akdeniz ülkesi davet edilmiş. 

Uluslararası yeme-içme yazarları, profesyonel aşçılar, beslenme uzmanları, üreticiler, turizmciler, gıda ve tarım sektörü temsilcileri ile akademisyenlerin katılımıyla mutfak ve kültür konulu arama toplantıları yapılacak. 

Atölye çalışmaları düzenlenecek.



yeni açılanlar


Anonim

Ünlü şef ve konsept danışmanı Tolga Atalay önümüzdeki günlerde Kuruçeşme’deki Koru İstanbul’un içinde ‘Anonim’ adlı yeni bir mekân açıyor.
 
Sabah, öğle akşam gibi öğünlere ayırmadan Türk kahvesi, pide, köfte, keşkül, köy yumurtası, manda sütü ayran, Ovacık kavunlu dondurma, 17 ayrı yöresel peynirli kahvaltı tabağı gibi çeşitler gün boyu servis edilecekmiş. 

Merakla bekliyoruz...