Pastaneden meyhaneye: Sisim

Üzümüyle, anasonuyla, kaynak sularıyla rakıya katkısı büyük olan İzmir'de yeni nesil bir meyhane açıldı
Pastaneden meyhaneye: Sisim

Pırıl pırıl bir eylül günü akşamüstü anılar eşliğinde Kordon’da yürüyorum. Tabii artık kaldırımın yanı başında dalgaların sesini duymak, uçuşan köpüklerin serinliğini hissetmek imkânsız. Aradan çok uzun yıllar geçmiş... Yine de üniversitede okurken akşamları yurttan arkadaşlarla kaçıp Kordon’da turlamamız dün gibi aklımda. Ama Kordon eski Kordon değil. Ünlü pastanelerinin, balık lokantalarının, birahanelerinin yerini yeni nesil kahveler, çayhaneler almış, Deniz ve Körfez lokantaları hâlâ yerinde, olanların da eski tadı yok... Her kentin kendi dinamikleri var, değişim kaçınılmaz. Ancak yine de insan bir dönem yaşadığı, sonra uzun aralıklarla gitmediği bir yerde geçmişle bugünü karşılaştırmaktan kendini alamıyor. Eskiden de böyle miydi hatırlamıyorum ama Kordon’daki akşamüstü turunda neredeyse her restoranın kapısının önüne yığdığı çöp torbalarından oluşan tepecikler beni çok rahatsız etti. Neyse bu kadar girizgâh yeter...

Bu kez İzmir’e geliş nedenim Kordon’da, Cumhuriyet Meydanı’nın yanı başında yeni açılan Meyhane Sisim. Tarihi boyunca meyhaneleri ve rakılarıyla ünlü İzmir’deki yeni nesil meyhane projesinin arkasında Turizm Araştırmacıları Derneği (TURAD) ve Yeni Rakı var. Geçen yıl İstanbul’da açılan modern meyhane Safi’den sonra, ekibin ikinci modeli olan klasik- vintage meyhane ilk kez İzmir’de uygulanmış. Bir zamanların Sisi Pastanesi, sonraları Sisim Kafeterya ve düğün salonu olan mekân tümden yenilenerek meyhaneye dönüştürülmüş.

Dekor ve mezeler
Sisim’in mavi-beyaz renkleri, mozaik döşemeleri, duvar yazıları ve avizeleriyle dikkati çeken dekorasyonu çok çarpıcı. İki katlı mekânda ince detaylar var. Ancak klasik bir meyhane için bana biraz süslü ve çok ışıklı geldi. Meyhane geleneğinin olmazsa olmazı mezelere gelince. Genel olarak ilk sınavı geçtiler, lezzetleri ortalamanın üstündeydi. Ancak aynı dekorda olduğu gibi mezelerde de meyhane adabına uymayan bir bolluk vardı. Midye dolma, dil söğüş, barbunya pilaki, patlıcan salatası, yaprak ciğer, kavun- peynir ikilisi, lakerda İzmir meyhanelerinin demirbaşıdır, onlara söyleyecek söz yok. Ermeni mutfağının en güzel tatlarından olan topiğe İzmir meyhanelerinde pek rastlanmaz ama mönüye konması çok iyi olmuş. Midyeli kabak çiçeği dolması da, ara sıcak ahtapot ızgara da (acısının dozu kaçmıştı) yerinde seçimlerdi. Klasik mezelerin yanı sıra meyhane mönüsüne danışmanlık veren şef Eyüp Kemal Sevinç yeni çeşitler denemiş. Bunların arasından geleneksel bir ara sıcak olmasa da ‘ahtapot mücveri’ iyi bir fikir, bir Sisim klasiği olabilir. Ispanaklı midye mücveri ise gereksiz. Uskumru ve dalak dolmaları eğer mönüde kalacaksa üzerlerinde çalışmakta yarar var. Kaymaklı incir tatlısı ve zevk-i nahoş (tel kadayıfa sarılı kabak tatlısı) sütlü dilbalığının başarısızlığını unutturacak kadar lezzetliydi. Mezeleri bir kez daha gözden geçirirlerse eminim Sisim kısa sürede hem turistlerin hem de İzmirlilerin buluşma noktası yerlerden biri olur. Özellikle üst katın manzarası muhteşem. Bir dahaki gidişim için cam kenarı masayı şimdiden gözüme kestirdim. Umarım bu topraklarda meyhane kültürü ve geleneği hiç bitmez ve adabıyla yaşatılır...

Burası Agora Meyhanesi ve Onur Şenli
Meyhanelerden söz açılınca “Burası Agora Meyhanesi, Burada yaşar aşkların en madarası, Ve en şahanesi...” şarkısını hatırlamamak mümkün mü? Eminim benim gibi birçokları bu şarkının sözlerinin şair Onur Şenli’ye ait olduğunu bilmez. Şenli, bu şiiri 19 yaşında âşık olduğu komşu kız için ve Balat’taki tarihi Agora Meyhanesi’nin adını bile duymadan önce 1959 yılında İzmir’de öğrencilik yıllarında yazmış. Hatta adını da kendi değil, yayımlansın diye yolladığı Ege Ekspres gazetesi koymuş. İnternette hakkında bilgi ararken gördüğüm “sevdiği kızla buluşacağı pastanenin adı da Sisi’ymiş” cümlesi de doğruysa ‘hayat sadece tesadüflerden ibarettir’den başka ne diyebiliriz.

Onur Şenli’nin yaşam serüveni de bir roman gibi. Tıp eğitimini yirmi yıl kadar ara verdikten sonra bitirmiş. Doğu’da doktorluk yapmış. Şimdi emekli ve hayat arkadaşı halk ozanı Kıymet Unutma ile birlikte İzmir’e yakın bir kasabada yaşıyormuş. Keşke açılışın onur konuğu bu değeri bilinmemiş, adı şiirini besteleyen İsmet Nedim dahil herkes tarafından unutulmuş bu değerli şair Onur Şenli olsaydı. İzmirli arkadaşım Sabah Şardağ bunları anlatınca gerçekten üzüldüm. Eminim Mey Grubu bu unutmayı telafi eder. Kim bilir belki de Onur Şenli onuruna bir gece düzenlerler...

Yıldızı Yükselenler
Vinkara Mahzen serisinin yeni şaraplarından Narince Almanya’da düzenlenen Mundus Vini Uluslararası Şarap Yarışması’ndan Altın Madalya almış. Zaten aynı şarap bu yılki ‘Master of Weekend’de satışa sunulmamış şaraplar kategorisinde 89 puanla birinci olmuştu. Mundus Vini Şarap Yarışmasında 37 şarap Büyük Altın, 85 şarap Altın ve 1033 şarap da Gümüş madalya almış. Anadolu üzüm cinslerini tüm dünyanın tanımasına olanak veren üreticilerden biri olan Vinkara’yı kutluyoruz.