Pazar günleri ne işe yarar?

'Sanat Dünyasında Yedi Gün' sanat etkinlikleri ile dolu dolu geçen bir sonbaharın ardından şiddetle önerilir...

Cumartesi günleri gazetede sayfamı yaptıktan sonra “Bu pazar bana ait dinleneceğim, hiçbir şey yazıp okumayacağım” diyorum. Ama daha son birkaç gün içinde gelmiş kitapları, dergileri ve davetiyeleri toparlarken belli oluyor bu sözümü hiç tutamayacağım. Hele bir de eve gidip geçen haftalardan bekleyenleri görünce pazar dinlenmeden çok eksikleri tamamlama gününe dönüşüyor…

Önce kitaplar ve dergiler

Birkaç aydır Sarah Thornton’un YKY’den çıkan ‘Sanat Dünyasında Yedi Gün’ kitabı hep yanı başımda duruyor. Arada açıp karıştırıyorum. Aslında sanatla ilgisi olsun olmasın bu piyasayı anlamak isteyenler için biçilmiş kaftan.

Thornton, sanat piyasasının en yükselişte olduğu 2004- 2007 yılları arasında Londra, New York, Los Angeles, Basel, Venedik ve Tokyo gibi çağdaş sanatın kalbinin attığı merkezlerde geçirdiği yedi günü anlatıyor. Bienal de var, sanat fuarı da, ödül töreni de müzayede evi de sanat dergisi de birer gün geçirdiği kurumlar arasında.

Yazar sanat piyasasındaki güç dengelerini, kontrol mekanizmalarını; sanatçı, aracı, koleksiyoner, küratör ve eleştirmen gibi aktörlerin birbirleriyle ilişkilerini son derece objektif, biraz da ironik bir dille aktarıyor. Fuarlar, bienaller, sanat haftalarıyla dolu dolu geçen bir sonbaharın ardından okumayanlara şiddetle önerilir... YKY Mayıs/ 2012
YKY’nin artık klasikleşmiş edebiyat dergisi ‘kitap-lık’ın kasım-aralık sayısı iki dosyasıyla dolu dolu. Özellikle Italo Svevo’ dosyası büyük bir keyifle okunuyor. Svevo severler kadar bu önemli yazarla henüz tanışmamış olan genç kuşak için de yazarı tanıyarak okumaya başlama fırsatı veriyor...

Bu yıl TÜYAP Kitap Fuarı’nın Onur Yazarı Gülten Dayıoğlu’nun yaşamöyküsü olan ‘Bir Yaşamış, Bir Yazmış’ da elimden hafta boyunca düşmedi. İnsan bu kadar mı içten anlatır kendini. Yayına hazırlayan Faruk Şüyün’e de teşekkürler. TÜYAP tarafından sınırlı sayıda basılan bu kitap umarım satışa da çıkar...

Uzun yıllar reklam ajanslarında yöneticilik yaptıktan sonra akademik dünyaya geçen, Bilgi Üniversitesi’nde dijital pazarlama ve reklamcılık konularında dersler veren Fatoş Karahasan pazarlama ve reklam sektöründe çalışanlara referans kitap hazırlamış. ‘Taşlar Yerinden Oynarken/ Dijital Pazarlamanın Kuralları’nda mobil pazarlamadan blog yazarlığına, web sayfası açmaktan e-ticarete her konuda ufuk açıcı bilgiler var. Ama aynı zamanda benim gibi teknoloji ile hiç arası olmayanlara bile dijital dünyada olup biteni başarıyla anlatıyor. Taşlar Yerinden Oynarken/ Doğan Kitap, Kasım 2012

7. yılında Contemporary İstanbul

Cİ gerçekten olgunlaşmaya ve uluslararasılaşmaya başladığının sinyallerini veriyor. Henüz 24 saat içinde 100 özel jet inmiyor İstanbul’a ama Cİ yedinci yılında birbirinden ilginç konuklara ve galerilere ev sahipliği yapıyor. Bu yıl katılan 102 galerinin 57’sinin yurtdışından 45’inin ülke içinden olması bunun bir göstergesi. Haziran ayında Art Basel’de dolaşırken, Contemporary İstanbul’un sanat dünyasında gerçekten var olabilmesi için Marlborough gibi ünlü galerilerin İstanbul’a gelmesi gerektiğini düşünmüştüm.

Bakalım bir daha gelmeyi düşünecek kadar mutlu ayrılacaklar mı? Marlborough Galeri’nin direktörü Pierre Lavai, Türkiye’de 30 - 40 kadar koleksiyonerde alma potansiyeli gördüğünü söylemiş. Avrupa’da böylesi bir kriz varken ‘nasıl bir alışveriş olacak, hem galeriler hem de koleksiyonerler mutlu olacak mı hep beraber göreceğiz. Ancak fuarda aklıma takılan şeyler de oldu. Sanat simsarı bir arkadaşımın söylediği gibi Doğançay Müzesi’nin diğer kurumların olduğu alanda değil de üst katta olmasını anlayamadım.

Sanat fuarında araba reklâmı. Böyle bir gelenek dünyanın ünlü sanat fuarlarında da var ama keşke firma, dokuz arabayı kullanıma verirken bir tanesini de salonun ortasına koymak yerine keşke daha incelikli bir yol bulabilseydi.

Bu arada fuarın dışındaki hem kokusu hem de görüntüsüyle içerideki enstalasyonları hiç aratmayan köfte arabası salondaki 2013 model arabadan daha çok ilgi çekiyordu. Özellikle yurt dışından gelen konuklar köftecinin önünden fotoğraf çekmeden ayrılmıyor...