Resim için hayat boyu mücadele etti

Türkiye sanatının önemli isimlerinden ressam Naile Akıncı, 91 yaşında hayata veda etti. Sanatçı, tuval başında olabilmek için yaşamı boyunca mücadele etmiş, ancak ilerleyen yaşta istediği gibi çalışma olanağı bulabilmişti. Son güne kadar resim yapmayı sürdüren Akıncı, cuma günü uğurlanacak.
Resim için hayat boyu mücadele etti

“Benim açımdan resim bir yaşam biçimi hatta yaşam nedenidir. Sanatçının emekliliği olmaz, olamaz” diyen ressam Naile Akıncı, 91 yaşında aramızdan ayrıldı. Eyüp çeşitlemeleri başta olmak üzere yapıtlarındaki özgün dili ve renk anlayışıyla hafızalara kazınan Akıncı, Türk resminin yaşayan en büyük ustalarından biriydi. Onu yakından tanıma, birçok kez söyleşi yapıp sohbet etme olanağı bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Hatta Evin Sanat Galerisi’nin terasında Bebek Sırtları serisini üretirken, aynı zamanda atölyesi olan salonundaki bir köşede resim yaparken onu hayranlıkla izlediğimi hatırlıyorum.

Geçen yıl kasım ayında açtığı son sergisi öncesi yaptığımız, heyecanlanmaması için özellikle kısa tuttuğumuz son söyleşide 90 yaşında otoportresini yaparken ne hissettiğini sorduğumda “umutlarımı, düş kırıklıklarımı, mutluluklarımı, sanatsal ve yaşamsal mücadelelerimi, özetle bende iz bırakan her şeyi ifade ediyor” cevabını vermişti.

Naile Akıncı ne çok ortalarda olmayı ne de çok kendini anlatmayı seven bir sanatçıydı. Mütevazıydı ama istediklerini yapabilmek için -ki o da tuvaline yeterli vakit ayırmaktı- mücadeleyi hiç elinden bırakmadı. Ben son döneminde yaşlılığına ve hastalıklarına karşı verdiği mücadeleye şahidim.

Ama onu gençliğinden beri tanıyanlar, özellikle de yaşamındaki en büyük destekçilerinden biri olan oğlu Cengiz Akıncı çocukluğundan beri resim yapabilmek için verdiği mücadeleyi sık sık dillendirirdi. Zaten kendisi de söyleşilerimiz sırasında üstü kapalı da olsa karşılaştığı zorlukları anlatırdı.

Naile Akıncı ilkokuldayken amcasına özenip resim yapmaya başlar. Ortaokulda resim yapma yeteneği fark edilir. Tam akademi sınavlarına gireceği sırada yirmi gün arayla annesini ve kız kardeşini kaybeder. İki yıl sonra 1938’de hayalini gerçekleştirip akademiye girdiğinde bu kez hastalıklar peşini bırakmaz. Sonunda ara vere vere 14 yılda tamamlar eğitimini. Naile Akıncı bunu kendisi hiç dillendirmez ama çok zarif ve güzel bir kadındır. Hatta dönemin ünlü ressamlarının ona hayran olduğunu söylerler. Avni Arbaş’ın yaptığı portresi de o günlere aittir.

Sonra devreye evlilik girer. Tarihçi olan kocası ilk başlarda destekler resim yapmasını ama bir süre sonra özellikle de çocukları doğduktan sonra resme vakit ayırmasını pek istemez. Daha doğrusu ondan düzenli yemek yapma, çocuklarına bakma gibi bir ev kadınının yapması beklenen her şeyi istemeye, aksayınca da sorun çıkarmaya başlar. Naile Akıncı aynı zamanda öğretmenlik de yapmaktadır. İş, çocuk, ev ve eş arasındaki dengeyi kurar. Ama bu arada zaman zaman çok bunalsa da şartları sonuna dek zorlayarak resim yapmayı da ihmal etmez. 1970’lerden sonra oğlu Cengiz büyüyünce kocasından göremediği desteği oğlundan görür. Ve asıl üretken dönemi de 1980’lerden sonra başlar. Ancak 60’lı yaşlardan sonra resmin ondan beklediği sadakat ve fedakârlığı gösterebilecek koşulları oluşturur. Hiç bitmeyen bir tutkuyla resim yapar, sergiler açar.

Onu hep 90 yaşına dek aşkla baktığı tuvalinin karşısında ve birkaç yıl öncesine dek sergilerinin açılışlarında tüm zarafeti ve şıklığıyla bir köşede otururken hatırlayacağım. Naile Hanım, 2013 Kasımı’na dek resim yapmaya devam etmiş. Yataktan kalkamaz hale gelince de geceleri gizli gizli ağlamaya başlamış. Cengiz Akıncı, “Eğer annemi hiç kurtulamadığı hastalıkları biraz rahat bıraksa daha bu aşkla uzun yıllar resim yapardı” diyor. Onun yaşam ve çalışma azmi, üretkenliği hepimize, tüm kadınlara ders olmalı…

Naile Akıncı’nın cenazesi cuma öğle vakti Zincirlikuyu Camii’nde kılınacak namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilecek.

Naile Akıncı Kimdir?
1923 yılında Van’da doğdu. 1952’de DGSA Zeki Kocamemi Atölyesi’nden mezun oldu. 1949 yılında resim yapmaya başladı. İlk kişisel sergisini 1964 yılında İstanbul’da açtı. Aramızdan ayrılana dek 50’ye yakın kişisel sergi gerçekleştirdi. 1988 yılında 50. Sanat Yılı ve Türk Resmine katkılarından dolayı Kültür Bakanlığı Onur Ödülü’ aldı. 2005 ‘de ‘Görsel Sanatlara’ dalında 2010 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından yine sanat yaşamına katkılarından dolayı ‘Akademi Ödülü’ verildi. 2003’te TÜYAP 13. Artist Sanat Fuarı’nda ‘Onur Sanatçısı’, 2005 yılında ise Görsel Sanatlar’ dalında Sedat Simavi Ödülü verildi. Naile Akıncı gerek peyzajlarında gerekse portrelerinde her zaman konuyu ikinci planda bıraktı, plastik kaygılarının önüne geçmesine izin vermedi. 
Fener ve Balat çeşitlemeleri başta olmak üzere desenlerinde doğayı hiçbir zaman olduğu gibi yansıtma yolunu seçmedi. Renk de desen ve kompozisyondan sonra geldi. Bu yüzden de çeşitlemelerinde hiçbir zaman tekrara düşmedi.