Şampanya patlatılır mı?

Şampanyayı patlatmakla özdeşleştirmek haksızlık ama keşfinde de bu patlamaların payı büyük!

Yeni başlangıçların, kutlamaların içkisi nedir diye sorulsa kuşkusuz ilk akla gelen şampanya olur. Bir dönem Türk filmlerinde hovardalığın, gösterişin de klişesiydi ‘şampanya patlatmak’. Amerikan filmlerinde bizdeki kadar parodisi yapılmasa da durum pek farklı değildi.
Basınçla uçan mantardan çıkan o abartılı patlama sesi çınlardı kulaklarda. Türkiye’de köpüklü şarap üretilmediği, içki ithalatının pek kolay olmadığı yıllarda şampanya efsanesinin alıp başını gitmemesi beklenemezdi tabii ki.
Ekşi Sözlük’teki şampanya başlığı altında “pavyonlarda sevgi gösterisi”, “kadınları havaya sokmak, değer verildiğini göstermek için en pahalısından patlatılır” diye açıklamaları olması boşuna değil. Ne de olsa bir dönemin toplumsal hafızasına böyle kazındı köpüklü şaraplar.
Aslında doğal köpüren bir şarap cinsi olan şampanya rengiyle, içindeki minik kabarcıklarıyla ve damakta bıraktığı tatla son derece zarif, lezzetli, hafif bir içki. Onu patlatmayla özdeşleştirmek haksızlık, ama keşfinde de bu patlamaların payı büyük. Öykü Fransa’nın kuzeyinde Champagne bölgesinde başlıyor: 

Keşişlerin şarabı şampanyaya dönüşüyor
Champagne beşinci yüzyıldan beri şaraplarıyla ünlü bir bölge. Çok soğuk iklime sahip bölgede yetişen üzümlerden çok asitli bir beyaz şarap yapılıyor. Bu şaraplar sonbahardaki ilk mayalanmanın ardından, havaların ısınmasıyla birlikte ikinci bir fermantasyona uğruyor.
Şişenin içinde oluşan karbondioksit gazının basıncı da keçe kapakları attırıyor, bazen de şişeler patlayıp kırılıyor. Hatta bu yüzden bölgenin şarapları ‘şeytan patlatan’ olarak adlandırılıyor.
17. yüzyılın başlarında Champagne bölgesinin en önemli manastırlarından Haut-Viller’de de şarap üretiliyor. Adeta bir önolog gibi çalışan Başkeşiş Dom Perignon bu patlamaları engellemeye uğraşırken karbondioksit gazının şaraba bir hoşluk, hafiflik verdiğini fark ediyor. Şarabı daha kalın şişelere koyup, İspanya’daki gibi mantarla kapatmaya başlıyor ve gazın etkisiyle kapak atmasın diye de telle bağlıyor.
Ve böylece de bölgenin adıyla anılan, keşiş Dom Perignon’un keşfi meşhur şampanya içki tarihi sahnesine çıkıyor. Fransa kralları özellikle de XIV. Louis bu şarabı çok sever, onun bu ilgi ve sevgisi sayesinde 19. yüzyıldan itibaren şampanya ‘kralların şarabı’ olarak ünlenir ve Fransızların baş tacı olur.
Bugün bölgenin en büyük kenti Reims’de Dom Perignon’un bir heykeli var. Aynı zamanda Fransa’nın en büyük şampanya üreticisi olan Moet et Chandon’un en prestijli serisi, ilk sıkmadan (cuvée) elde edilen şıradan yapılan şampanyası da ‘Dom Perignon’ adını taşıyor. 

Doğal köpüren şaraplar
Kimileri ağız alışkanlığı, kimileri de ayrımını bilmediği için tüm köpüklü şarapları şampanya olarak adlandırsa da, Fransızlar ‘champagne’larını sıkı koruma altına almışlar. Bırakın başka ülkeleri, Fransa’nın herhangi bir bölgesinde üretilen, aynı yöntemi kullanan (methode champenoise) doğal köpüren şaraplar bile şampanya adını kullanamıyor.
Üç temel koşulu var bu adın: Champagne bölgesi sınırları içinde, tanımlanmış bağ bölgelerinin Pinot Noir, Pinot Meunier ve Chardonnay üzümleriyle üretilmeli, ikinci fermantasyon şişede şampanya yöntemine göre gerçekleşmeli ve en az 15 ayla üç yıl arası dinlendirdikten sonra satışa sunulmalı.
Şampanyaların ve köpüklü şarapların bağdan kadehlere uzanan öyküsüne haftaya da devam ediyoruz...


Nasıl açılmalı?
Şampanya şişesi sallanmaz, mantar yavaşça çıkartılıp, şişenin ağzından duman gibi hafifçe gazı çıkar. İyi bir şampanyanın köpüğü olmaz ama yıldız yıldız kabarcıkları uzun süre bardakta kalır.

Ne zaman içilir?
Şampanya sabah kahvaltısından akşam yatana dek her saat içilebilen tek içki. Hem tek başına aperatif olarak hem atıştırmalıklarla hem de yemek üstüne tatlıların eşlikçisi olarak içilebiliyor.

Hangi sıcaklık ideal?
Köpüklü şaraplar 5-7 derece, iyi bir şampanya ve şampanya yöntemi ile yapılanlar ise 6-10 derece arası içilmeli.