Şimdi kedilere kim bakacak?

Ölümünden önce on yıla yakın bir süre İstanbul'da yaşayan ünlü savaş muhabiri Margaret Moth'un ve meslektaşı Joe Duran'ın böylesi de oluyormuş dedirten sıra dışı dostluğu ve anılarının öyküsü...
Şimdi kedilere kim bakacak?

Bazı öyküler vardır, siz öyle derinden etkiler ki neresinden başlayacağınızı, nasıl anlatacağınızı bilemezsiniz. ‘Fearless/Korkusuz’ lakaplı savaş kameramanı Margaret Moth’un en iddialı senaryo yazarlarını bile kıskandıracak yaşam öyküsü de öyle. En iyisi sondan, daha doğrusu benim müdahil olduğum noktadan başlamak...

Geçen hafta içinde bir yıl öncesine dek CNN İstanbul bürosunda çalışan Joe Duran’dan “İspanya’ya taşınmaya karar verdim. Bir kaç gün sonra eşyalar gidiyor. Boşaltmadan önce müze evimi görmek ister misin?” diyen bir mesaj aldım. Belli ki bana anlatacakları, daha doğrusu göstermek istediği şeyler vardı.

Hemen sözleştik ve gittim. 

Büyükdere’de sahile paralel sokaklardan birinde yer alan üç katlı eski bir konağı bulmak pek zor olmadı. Kapının önündeki kulübesinde yatarken beni görünce içeri gireceğine sevinip üzerime atlayan kurt köpeğiyle birlikte kapıyı çaldık.

Joe kapıyı açınca farklı kültürlerden izler taşıyan heykeller, objeler ve eşyalarla döşenmiş, büyüleyici zamanın durduğu hissini veren bambaşka bir dünyanın içine girdim.

Joe beni, balkonuna taşan yapraklar arasından süzülen olağan üstü ışığıyla insanın gözünü alan çalışma odasına aldı. Binlerce kitabın yer aldığı kütüphanenin önünde ilk gözüme çarpan, bölük pörçük de olsa öyküsünü daha önce okuduğum simsiyah saçlı, simsiyah makyajlı, simsiyah kıyafetli ve omuzunda kamera olan bir kadının fotoğrafı oldu.

Kitaplar kadar anılarla dolu bu odayı boşaltmak çok zor olmalı derken, Joe  anlatmaya başladı:

“Bir zamanlar dünyanın en ünlü savaş kameramanlarından biri olan, mesleğe ilk adım attığım günlerde tanıştığım Margaret Moth benim hayattaki en yakın arkadaşımdı. 2010 yılında kolon kanserinden kaybettik. Onun vasiyetiydi, evine yerleşmemi, anılarını yaşatmamı kedilerine bakmamı istemişti. Beş yıl önce kendi evimi boşaltıp onun evine yerleştim. Ama şimdi gidiyorum. Eşyaların büyük bölümünü de yanımda götürüyorum. Burasını onun yaşadığı haldeyken görmeni istedim...

FEARLESS/ KORKUSUZ

Margaret Moth, Yeni Zelanda’da doğup büyür. Eline ilk kamerayı 8 yaşında alır. 1970’li yıllarda Yeni Zelanda’nın ilk kadın kameramanı olur. 1980’de ABD’ye giderek uzun bir süre Teksas Houston’da bir televizyon kanalında çalışmaya başlar. Daha sonra da CNN’e geçer. İsrail-Filistin çatışmaları, İndra Gandhi suikastı, Gürcistan iç savaşı ve  Bosna savaşı sırasında korkusuzca yaptığı çekimler ve yolladığı görüntülerle efsanevi savaş kameramanları arasına girer.

Ancak bu korkusuzluğun maliyeti büyük olur. 1992 yılında Saraybosna’da çekim yaparken keskin bir nişancının kurşunlarına hedef olur. Çenesi parçalanır. Hemen Almanya’ya götürürler, 25 ameliyat geçirir, ölümden döner ama dilinin yarısı koptuğu için kendi değişiyle yaşadığı süre boyunca sarhoş gibi konuşmak zorunda kalır. Yeni haliyle baş eder ama en çok sevdiği flütünü çalamayacağına üzülür.

Bir yıl sonra CNN’deki görevine geri döner. Daha sonra Paris’ten İstanbul’a taşınmaya karar verir, bir ev satın alır. Kendine biraz daha sakin, yeni bir hayat kurar. Bir kaçı evin içinde, diğerleri bahçesinde olmak üzere 30 kedisiyle beraber yaşamaya başlar. Evinde olduğu zamanlarda yalnız olmayı tercih eder, gündüzleri evin bakımını yapan kedilerini besleyen bir yardımcı bulur.

Ancak ona yaşamın hazırladığı sürprizler bitmemiştir. 2007 yılında kolon kanserine yakalanır. Kurallarını kendi belirleyen, kadınların baba ve eş soyadı taşımasına karşı olduğu için kendine paraşütle atladığı Tiger Moth modeli uçağın adını soyadı yapan, çocuğu olmasın diye genç yaşta tüplerini bağlatan Margaret,  tedavisi sürerken geleceği de planlar.  

25 yıllık kameraman arkadaşı, evinin kapılarını açtığı tek dostu Joe Duran’dan ölümünden sonra evinde yaşamasını, eşyalarına ve kedilerine sahip çıkmasını ister. Joe zaten 1992’de Margaret’ kaza geçirdikten sonra hep yakınında olmuş, hastalığını öğrendikten sonra o da evini Paris’ten İstanbul’a taşımıştır.

Margaret Houston’da tedavi görürken son günlerinde de yanında hep o vardır. Hatta CNN için hazırlanan belgesel için son röportajı Joe yapar. Ve efsanevi savaş kameramanı 58 yaşında aramızdan ayrılır.

Joe beş yıldır, Margaret’e söz verdiği gibi onun elbiseleri, takıları gibi özel eşyalarına bile dokunmadan, yatak odasından oturma salonuna her şeyi onun bıraktığı gibi koruyarak yaşamış.

Meksika asıllı, yaşamının büyük bir bölümünü kamerası omuzunda dünyayı dolaşarak geçiren Joe Duran, şimdi sanatçı olan eşinin yaşadığı İspanya’da küçük bir sahil kasabasına yerleşiyor. “Margaret de bunun böyle sonsuza dek sürmeyeceğini biliyordu. Emekli olduğun zaman evi bozabilir, istediğin yere taşıyabilirsin demişti. İçim o yüzden çok rahat” diyor.

Joe henüz kesin kararını vermemiş ama bir süre sonra evi kiraya vermeyi ya da satmayı düşünüyor. Ve Margaret Moth’un anısına geliri Suriyeli mülteci çocuklara kullanılacak bir fon kurma çalışmalarını yürütüyor.

İspanya’da yerleştiği küçük sahil kasabasında ikinci bir ev kiralamış, Margaret’in özel eşyaları, heykelleri, kitapları, resimleriyle de bir müze evi kurmayı planlıyor. Margaret’in yanından hiç ayırmadığı iki kedisini de yanında götürüyor.

İnsanın Joe Duran gibi ölümünden sonra bile adını yaşatmayı düşünen gerçek bir dosta sahip olması çok güzel. Tabii böylesi vefa öyküleriyle karşılaşmak da bir o kadar anlamlı...