Sıra Kürt mutfağı lokantalarına geldi...

Vanlı yemek tutkunu Ali Geyik 'Geleneksel Kürt Mutfağı' adlı yeni kitaba imza atmış. Genç aşçının hedefi Van'da bir Kürt mutfağı lokantası açmak...
Sıra Kürt mutfağı lokantalarına geldi...

Hayat bazen insana küçük hoş oyunlar da oynuyor. Nisan başında “Ben Ali Geyik, Van’da yaşıyorum. Mesleğim aşçılık. İki yıldır uğraştığım bir çalışma sonunda bölgenin yemek kültürü üzerine bir kitap çıkardım, teslim almak için bu hafta İstanbul’a geleceğim, size getirmek istiyorum” diyen bir mail aldım. 

Sözleştik ve birkaç gün sonra basımevinden taze teslim aldığı ‘Geleneksel Kürt Mutfağı’ kitabıyla çıkageldi. ‘Sıra Kürt Mutfağına Geldi’ başlıklı yazımdan tam bir yıl sonra...

Ali Geyik 1980 doğumlu. Yemek yapma tutkusu çocukluğunda başlamış. İlk hatırladığı yaratıcı deneyimi ise yağ yerine balla yaptığı menemen! Ali, 15 çocuklu kalabalık bir ailenin üyesi. 

Annesini izleyerek başladığı yemek yapma serüveni aileye ve daha sonra işyerlerinde çalışanlara hazırladığı büyük sofralarla gelişmiş. Dört yıl önce de bu işi daha profesyonelce yapmak için eğitim alması gerektiğini düşünerek, Ankara’da Çankaya Halk Eğitim Merkezi’nde, Ahi Evran Sanat Okulu’nda kalfalık eğitimi almış.
 
Boğaziçi Üniversitesi’nde meslek kurslarına katılmış. Ustalık eğitimine de devam ediyormuş.

Kürt mutfağı hakkında bir kitap yazma fikri ise birkaç yıl önce kafasında şekillenmeye başlamış. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı kentleri dolaşarak aşçıların ve evlerin mutfaklarına konuk olmuş.
 
Ve sonunda ‘Geleneksel Kürt Mutfağı’nı hem görsel hem de içerik olarak başarıyla anlatan kapsamlı bir yemek kitabı çıkmış.

Kitaptaki tarifler kadar kimi yemeklerin yapılış öyküsü de içten bir dille anlatılıyor. Tarifleri incelerken ne denli zengin ve yaratıcı bir yemek kültürüne sahip olduğumuzu düşünüyorum. Yemeklerin etnik sınırları olmuyor. Kürt’üyle, Ermeni’siyle, Süryani’siyle, Arap’ıyla, Türk’üyle, Acem’iyle bölgede yan yana yaşayanlar aynı yemekleri pişiriyor, paylaşıyor yüzyıllardır...

Doğu Anadolu mutfaklarında malzemeler ve yemekler hep uzun ve mahsur geçecek bir kışa göre planlanıyor. Erzak ve kışlık malzeme hazırlığı çok önemli. Sebze ve meyve kuruları, erişte, tandır yufka, kavurma, pestil, tuzlu balık, bastırma hep bu ihtiyaçtan ortaya çıkmış bir gelenek.
 
Neyse ki o gelenek zayıflasa bile hâlâ bazı evlerde, bölgelerde devam ettiriliyor.

Ali Geyik ortasında tandır olan, gelin, kaynana konu komşu kadınların akşamları bir araya gelerek leğenlerde ekmek hamuru mayaladığı, sabah ezanından sonra yakılan tandırda ekmek, çörek pişirdiği bir evde büyümüş. 

İş bittikten sonra ılık tandırın başında topluca oturup, ayaklarını tandıra sallayarak yaptıkları sohbetleri hiç unutamıyor.

Geyik, iki yüzün üzerinde bölgeye ait tarifin yer aldığı, maliyeti 70 bin lirayı bulan kitabı kendi olanakları ve ailesinin desteğiyle bastırmış.
 
“Bu parayla lokanta bile açabilirdin” dediğimde bundan sonraki hayalinin de Van’da kuzineli, açık mutfaklı, kış akşamları konuklara fırında ayva pişireceği, kavurga yapacağı bir restoran açmak olduğunu söylüyor.

Dükkân kiraları gözünü korkutuyor ama o kadar kararlı ki mutlaka ses getirecek, Van’a gidenlerin mutlaka uğrayacağı bir imza restoranı açacaktır. Kitaplardan sonra bence de sıra Kürt mutfağı lokantalarına geliyor. 

Ali Geyik’in lokantası için Van’a gitmek, neden olmasın?