Tarihi villada lezzet patlaması

Anıtkabir'in mimarı olarak bilinen Emin Halit Onat tarafından yapılan 75 yıllık bir binada hizmet veren Vino Steak House sadece Anadolu Yakası'nın değil İstanbul'un en iyi et lokantaları arasında...
Tarihi villada lezzet patlaması

Bir zamanlar gerçek anlamda bir etoburdum ama son yıllarda  her köşe başında steakhouse tabelası görmekten olabilir, artık çok fazla meraklısı olduğumu söyleyemem. Steak, modası çıktığında gittiğim yerlerde kimi zaman etin kalitesi kimi zaman da fiyatları hayal kırıklığına uğrattı.

Ancak geçen hafta sonu Kadıköy yakasına geçmemiz gerekince farklı zamanlarda hakkında olumlu eleştiriler duyduğum, Bağdat Caddesi’ndeki Vino Steak House’a gittik.

Vinosteakhouse’ta başlangıç olarak sunulan soğuk etleri bir yana bırakmak istiyorum. Çünkü balıkçılarda önden sunulan deniz ürünleri ve mezeler gibi bu başlangıçların da daha sonra etten alacağım lezzeti ve keyfi öldürdüğünü düşünüyorum. Bir diğer neden de bu etler hala bizde çok başarılı biçimde yapılamıyor, ithal gelenlerin de Boşnak usulü kuru etlerin de kalitesi maalesef hem düşük ve hem de gereksiz pahalı. Bu İtalyan restoranlarında da böyle, etçilerde de.

O yüzden de Vino’da da pek vakit kaybetmek istemedim soğuk et ve peynirlerle. Çok da iyi etmişim. Sırayla gelen tane köfte, kuzu çerez, dana lokum, şato bonfile ve ortaya gelen üç kişilik kuzu kafes olmak üzere her biri müstesna lezzetteydi ve en güzel yanı hepsi olması gerektiği gibi tam kıvamında pişirilmişti. Şato bonfile masaya sadece mühürlenmiş geliyor, kızgın tabak içinde sütü alınmış tereyağında bir dakika kadar pişiyor.


Ancak geceye damgasını şefin özel 400 gramlık hamburgeri vurdu. Ara sıcak gibi önden gelen mini hamburgerlerin tadını beğenip, son dönemde yediğim en zarif hamburger deyince Metin Bey, “Eğer bunu beğendiyseniz şefimizin özel tarifi 400 gramlık hamburgerimizi denemelisiniz” dedi.

Tokluk sınırına gelmemize rağmen hayır demedik, ortaya bir hamburger istedik. Gerçekten de abartmadan söylüyorum, yurt içinde ve dışında bugüne dek tattığım en iyi gurme hamburger diyebilirim. Umarım, rastlantı değildir bu lezzet ve her gidişimde bulurum. Karamelize soğan, biraz tuz baharat, kuş üzümü ve mozzarela peyniri konarak yapılan hamburger müdavimi yapacak denli başarılı. Sadece hamburger ekmeği ve yanında birkaç cins hardalla sunuluyor...


Vino’nun fiyatları bir et lokantası olarak makul boyutlarda. Tabii ki yediğiniz et çeşidine ve miktarına göre değişebilir ama ortaya paylaşmalı söyleyince kişi başı 100 -150 lira arası bir fiyat ödeniyor.

Vino adına uygun, şarapta çok iyi bir uygulamaları var. Kavından gidip seçtiğiniz şaraba, fiyatı ne olursa olsun üzerine sadece 30 lira mantar parası ilave ediliyor.  ‘Onlinemahzen.com’ ile işbirliği yapmışlar. Evimin yanında bir şubesi olduğu için biliyorum, şarapları zincir marketlerden daha uygun fiyatlıdır ve yerli yabancı çok iyi şarapları vardır. Market fiyatları üzerine iki katı bulduğumuzda iyi dediğimiz bir ortamda sadece 30 lira servis parası ödemek insanı çok rahatlatıyor. Gittiğiniz yere güven duyuyor ve demek ki oluyormuş diyorsunuz. Son dönemde restoranlarda iyi şarap içemez olmuştuk. Market fiyatı 90 liralık bir şarap lüks bir yerde karşınıza mekanın insafına göre 180- 240 lira arasında çıkar. Uzun zamandır bir et lokantasına gidip de her anlamda böylesine mutlu ayrıldığımı hatırlamıyorum. Yolunuz düşerse deneyin derim...

BALIKTAN ETE GEÇİŞ

Vino Steak House’un sahibi Metin Kocabaş sektöre bir balık lokantası Küçükyalı’daki Çapari’yi açarak girmiş. Ardından toplu yemek işine girmiş. Bir süre sonra da restoran hissesini kardeşine, toplu yemek grubundaki hissesini de yabancılara satan Metin Bey, başında olmaktan mutluluk duyacağı bir yer açmak istemiş ve ortaya Vino Steak House çıkmış.

Vino Steak House tam iki yıl önce bu günlerde açılmış. Metin Kocabaş, “Birinci sınıf bir steakhouse yapmak üzere yola çıktım” diyor. Şubeleşmeyi de düşünmüyor ama Maslak’ta bir iş merkezinin içinde hızlı servis verecek küçük bir Vino Steak House istasyonu açmayı planlıyormuş.

KÖŞKÜN MİMARI ANITKABİRİN MİMARI
Büyük bir bahçe ve terası olan Vino Steak House’un bulunduğu villa Anıtkabir'in mimarı Emin Halid Onat tarafından yapılmış. 1939’da inşaatına başlanmış ve  1941 yılında bitirilmiş. Art Deco tarzında olan bina dönemin ünlü mühendislerinden Hazık Ziyal ve ailesi için 7 dönüm arazi içinde yapılmış.

İki katlı Vino Steak House abartısız bir ev sıcaklığında döşenmiş. Özel odalarda ise istenirse 10 kişiden 40 kişiye kadar yemekler düzenleniyormuş. Yakında hayata geçirmeyi düşündükleri şarap kursu gibi bir projeleri de var.

ŞEF ET KADAR PİZZALARINDA DA İDDİALI

Vino Steak House’un tüm yemeklerde imzası olan, güler yüzlü ve yetenekli şefinden söz etmemek olmaz. Deniz Yılmaz, 20 yıldır bu mesleğin içindeymiş.  Alaçatı TUREM’de aşçılık okulunu bitirmiş. Ardından Çeşme Altınyunus Oteli’nde beş yıl kadar çalışmış. Bodrum’da çalıştığı dönem İtalyan şef Rosario Costa ile tanışmış. İstanbul Koşuyolu’nda İtalyan restoranı Trattoria Da Rosario’yu açan Costa ile 5 yıl birlikte çalışmışlar. Costa Bodrum’da bir şube açınca Deniz şef oraya geçmiş. Orada çalışırken sürekli restorana gelen Metin Kocabaş ile tanışmış ve ondan gelen teklife evet demiş. Şef, İtalyan restoranı geçmişinden dolayı ben deneme fırsatı bulamadım ama pizzaları ve risottolarında da iddialı.