Taşköprü, sarımsağıyla dünyaya açılıyor

Yerel üreticiler, Metro ve Reis Gıda işbirliğiyle uluslararası tarımsal alanda en önemli gıda standartlarından Global G.A.P. (İyi Tarım) sertifikası alan Taşköprü sarımsağı artık dünyanın dört bir yanına ihraç edilebilecek.
Taşköprü, sarımsağıyla dünyaya açılıyor

Sarımsakla aramızda hep bir aşk nefret ilişkisi vardır. Hem severiz hem de kaçar, korkarız ondan. Oysa girdiği her yerde lezzet patlaması yaratan bu eşsiz ürün ona nasıl davranacağımızı bilirsek kokusuyla da korktuğumuz denli rahatsız etmez. Yemeğin içinde zaten sorunu yoktur, ama salata ya da yoğurda ilave edeceğimiz zaman biraz yağda kavursak ya da hafif ızgara etsek kokusu gider, sadece lezzeti kalır.
Hem canım koksa bile o kadar kusur kadı kızında bile olur...

Metro Toptancı Market’in organizasyonuyla Kastamonu Taşköprü sarımsak hasadındayız. Evimden hiç eksik etmesem hatta yokluğunda paniklesem bile tonlarca sarımsağı ilk kez bir arada görüyorum. Yol kenarları, traktörler, kamyonlar, arabaların bagajı, yer-gök sarımsak.

Ve bu seyahatimde bir kez daha anlıyorum ki kadın ve sarımsak tarladan bizlere ulaşana dek ürünün her aşamasında ayrılmaz ikili. Sonra sıra erkeklerin onları pazarlamasına geliyor. Verilen emeği gördüğümde içimden artık bir dişini bile boşa harcamam diye geçiriyorum.

Bugüne dek kimyasal soyma işleminden korktuğum için soyulmuş sarımsak asla almazdım. Soyma işleminin sadece doğal yöntemlerle gerçekleştirildiğini, hijyenik koşullarda paketlendiğini görmek beni rahatlattı. Reis Gıda Taşköprü’ye sarımsakların soyulup paketlendiği son derece modern bir tesis kurmuş.

Dört yıldır coğrafi işarete sahip
Taşköprü’de 18 bin dönüm alanda sarımsak ekiliyor. Ülkenin sarımsak ihtiyacının yüzde 25’i bu bölgeden karşılanıyor. 4000’den fazla çiftçi ailesinin geçim kaynağı olan Taşköprü sarımsağı dünyanın en iyi sarımsağı olarak biliniyor. Ona bu unvanı kazandıran bölgenin iklim koşulları ve toprağında ortaya çıkan yüzde keskin tadı, kokusu ve lezzeti. Aynı zamanda selenyum başta olmak üzere mineral ve vitamin yönünden çok zengin ve sağlığa yararlı olması. Taşköprü sarımsağı 2010 yılından bu yana coğrafi işarete sahip.

Metro, son birkaç yıldır Taşköprü sarımsağı, Finike portakalı, Zile Pekmezi, Siyez bulguru, Ortaca limonu gibi coğrafi işaretli birçok ürüne raflarında yer veriyor. Ülke ve dünya çapında tanınmasına destek oluyor.

En son projelerden biri de geçen yıl Reis Gıda işbirliğiyle başlatılan Taşköprülü çiftçilere sarımsağı Global G.A.P. (Good Agriculture Practice/İyi Tarım Uygulamaları) standartlarına göre yetiştirmeleri eğitimiydi. Bu sertifika, ürünlerin sağlığa zararlı ortamda ve koşullarda yetişmediği, üretiminde hayvanlara ve doğaya zarar verilmediği konusunda uluslararası bir güvence sağlıyor.

Ürün de bu sayede dünya pazarlarına girme şansı elde ediyor. Aslında en önemlisi bu tescil sayesinde ürünler katma değer kazanıyor, hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyor, sürdürülebilir kalkınmaya destek oluyor.

1990’lardan itibaren Taşköprü’ye ekilen Çin menşeili tohumların Taşköprü sarımsağına verdiği zararlar ‘Yerli Sarımsak Tohumu Projesi’ ile bertaraf edilmeye çalışılıyor. Umarım her biri bir sosyal sorumluluk projesi olan bu işbirlikleri birçok üründe yerel tohumlara sahip çıkarak devam eder...

Kastamonu’ya gideceklere birkaç öneri 

                                                     

Arkeolog Organikçi
Kastamonulu bir ailenin oğlu olan Mustafa Afacanlı Erzurum Üniversitesi’nde arkeoloji ve sanat tarihi okuduktan sonra memleketine dönmüş ve çalışma yaşamına lokantacılıkla adım atmış.

2000’li yılların başında organik sarımsak yetiştirmeye başlamış ama ürettiği sarımsaklar pahalı gelip elinde kalınca bu sevdadan vazgeçmek zorunda kalmış. Kooperatif kurup yerle üreticileri organik ve doğal tarım yapmaları için organize etmek istemiş ancak kimseleri ikna edememiş.

“Adamlar haklı aslında bizler için iyi ve sağlıklı bir şey üretmelerini istiyoruz ama onlar karşılığını alamıyor, zarar ediyor. Neden yapsınlar, ben 14 yıldır uğraşıyorum ama hala önümü göremiyorum” diyor. Siyez bulguru başta olmak üzere yerel ürünlerin ortaya çıkmasına büyük katkısı olan Mustafa Afacanlı şimdi yerel ürünler ticareti yapıyor.

Paflagonya adlı dükkânında bölgenin ıslak tarhanası, siyez bulguru, Tosya pirinci, Taşköprü sarımsağı, Harnup pekmezi, Üryan eriği, elma eğşisi gibi ürünlerini satıyor. Aynı zamanda bu ürünleri sipariş üzerine sepetiyle evlere teslim ettikleri İstanbul’da da bir merkezleri var. www.deymen.com/ 0216 572 15 33

İzbeli Konağı

Kastamonu’da önereceğim yerlerin başında adeta küçük bir ev müze olan İzbeli Konağı geliyor. Bu tarihi konakta Türkiye’nin ilk hemşirelerinden biri olan Sabiha İzbeli yaşıyor. Yıllar önce eşini kaybeden Sabiha Hanım’ın iki oğlu Burak ve Serdar İzbeli Konağı'nın çevresindeki arazide 14 yıldır organik tarım yapıyor. Ve ayrıca konakta randevu alarak gelenlere çiftliklerinde yetişen ürünlerle kahvaltı hazırlıyor, tandırda etli ve otlu ekmek yapıp ikram ediyorlar.

80’li yaşlarını süren, bir zamanlar güzelliği dillere destan, hâlâ da çok güzel Sabiha Hanım konaktaki odaların duvarlarını süsleyen fotoğraflar eşliğinde ailenin geçmişini de anlatıyor. Horasan’dan geldikleri söylenen İzbeli ailesi 4. Mehmet tarafından Kastamonu’ya yollanmış ve toprak verilmiş.

Sabiha Hanım 1960’lara dek Kastamonu’da çok konak olduğunu sonra yavaş yavaş neredeyse hepsinin yıkılıp yerlerine apartman yapıldığını söylüyor. Mimari anlayışımız, yıkma geleneğimiz ülkenin dört bir yanında aynı, belli ki hiç değişmiyor. 

Kurşunluhan
Kastamonu’ya yolunuz düşerse Kurşunluhan’da konaklayabilirsiniz. 600 yıllık geçmişiyle sahip Aktarlar çarşısındaki han 10 yıl kadar önce Karadeniz Otelcilik ve Seyahat Hizmetleri tarafından restore et, işlet-devret modeliyle restore edilmiş. Ve 2008 yılında konforlu bir otel olarak hizmete sokulmuş. Restorasyon ve dekorasyonuyla daha iyisi yapılabilirdi belki ama bu haliyle bile çok etkileyici. Yine de yönetimin odalara ve özellikle de restoranındaki yemeklere el atmasında yarar var.

Kuyu Tandır Kebabı
Taşköprü’nün Alatar Köyü’nde Kebapçı Bekir Usta 35 yıldır her perşembe kuyu kebabı yapıyor. Bekir Usta sadece Türkmen melez cinsi kuzu kullanıyor. Üzerlerine biraz yoğurt sürüp 14-15 kiloluk 8-10 kuzu tandırın içine asılıyor. 2-2.5 saat sonra tandırın kapağı açılıyor. 45 dakika kadar da hava alarak bekletiliyor. Kuzu tandırlar sabah on birden akşama dek yanında pilavla kilosu 50 liradan servis ediliyor.