THY'de içki yasaklı yeni bir dönem

THY erken gelen şöhreti kaldıramadı. İçki yasakları, muhafazakâr kıyafetler derken tüm saygınlığını kaybetmek üzere...

Türk Hava Yolları hepimizin övünç kaynağıydı. Onunla ciddi ciddi gururlandık. “Dünyanın en iyi hava yollarından biri olma yolunda hızla ilerliyor” dedik. Ama galiba o erken gelen şöhreti kaldıramadı. İçki yasakları, muhafazakâr kıyafetler derken tüm saygınlığını kaybetmek üzere.
Önce hoş geldin şampanyasını, ardından iç hatlarda altı nokta hariç içki servisini tümden kaldırdılar. Son olarak da dış hatlarda sekiz ülkede içki servisine son verildi. Belli ki bir program dâhilinde yasaklar artarak devam edecek.
Bir ülkenin hava yolu uçağın içinde yapacağı içki ikramı için neden gittiği ülkeye sorar anlamak mümkün değil. Diyelim ki, Pakistan’a gidiyorum, yorgun argın uçağa binmişim, günün stresinden kurtulmak için bir kadeh bir şeyler içmek istiyorum. Pakistan bana havada karışma hakkını nereden buluyor?
İçki, kıyafet, yemek ya da bambaşka bir talep. Ulusal bir hava yolunun bir başka ülkeye göre kurallarını belirlediği nerede görülmüş. Sanıyorum bu dünyadaki hava yolları arasında bir ilk.
THY’nin ‘Globally Yours’ sloganına ne oldu? Sanıyorum üzerine bir kaç numara büyük geldi. Yasaklarla, yaşam tarzına özgürlüklere müdahaleyle dünya hava yolu olunur mu?
Tam bu tartışmaların başladığı günlerde Emirates ile Dubai’ye gidip geldim. Dünyanın en iyisi boşuna olunmuyor. İki hava yolunun business hizmetleri ‘kabil-i kıyas’ değil. Kabin görevlilerinin servis ustalığı, içkilerin, yemeklerin, çalan müziklerin ve hatta filmlerin kalitesi THY’de yok.
Birleşik Arap Emirlikleri’nde turistik tesisler dışında içki satılmıyor. Müslümanların içki servisi olan yerlerde de içki içmesi yasak. Ama BAE Başkan Yardımcısı, Başbakan Dubai Emiri Muhammed bin Raşit el Maktum’un kurduğu havayolu şirketi Emirates’te dünyanın neresine giderse gitsin içki servisi var. Üstüne üstlük tüm içkilerin en kaliteli olanlarını servis ediyorlar. Hoş geldin içeceklerinin arasında şampanya da var. İsteyen alıyor, istemeyen almıyor.
Bugüne dek yaptığım övgülerin yarıdan fazlasını geri alıyorum. Böyle giderse THY çok fazla kan kaybeder. THY bu tarz çıkışlarla hem ülke hem de kendi imajına zarar vermeye başladı. Umarım art niyet ya da zorlama yoktur da yapılan yanlışlardan çok geç olmadan dönerler...

Salt Galata Ca’ d’oro’ya yeni şef yeni mönü


Dünyanın neresinde olursa olsun bir müzeyi dolaştıktan sonra o tatlı yorgunluğu kafesinde oturup bir şeyler yiyip içerek atmak insana mutluluk verir. İstanbul’da da şimdilik bunun üç başarılı örneği var. Sabancı Müzesi’ndeki ‘müzedechanga’, İstanbul Modern Restoran ve SALT Galata’nın içindeki Ca’ d’oro.
Bir yıl kadar önce kapılarını açan Ca’ d’oro’nun işletmesini Doors Group üstlenmişti. Doğuş Grubu’nun yiyecek içecek şirketi D-Dream ile ortaklıktan sonra aralarındaki bağ daha da güçlendi. Bu arada kafe ve restoranın şefi de değişmiş ve mönüsü yenilenmiş.
Geçen hafta güneşli bir şubat gününde terasta yeni şef Beril Şanal’ın imzasını taşıyan mönüyü test ettik. ‘Rakı ve balık çorbası’, ‘Pancar tartar ve keçi peyniri’, ‘Çıtır kalamar’ , ‘Balık köftesi’ ve ‘Avokado ve enginar salatası’. Hepsi akılda kalacak ve bir daha gitmeyi düşündürecek kadar lezzetli. Bu sadece benim değil birlikte olduğum arkadaşlarımın da fikri. Ama uykuluk ve antepfıstıklı ızgara enginar da aklım kalmadı değil.
Ana yemeklerimizi de ‘Porçini mantarlı risotto’, ‘Izgara levrek ve ‘Ördek Konfit’ olarak seçtik. Ördek konfit tam olması gerektiği gibi pişmişti ve çok lezzetliydi. Ancak yanında ispirfasulyesini uyumsuz buldum.. Oysa balık köftesinin yanına çok yakışmıştı çok sevdiğim ispirfasulyesi. Levrek fileto çok başarılıydı ama yanına marine edilmiş kırmızı lahanayı pek yakıştıramadık. Daha sonra yanımıza gelen şefe de düşüncelerimizi söyledik. Çok sevdiğim ve bir zamanlar iyi yaptığımı düşündüğüm ‘Ispanaklı peynir sufle’, ‘Dana kaburga’ ve ‘Kadayıf paneli dana şinitzel’ ise yeni sergi turu sonrasını bekliyor. Tatlılara gelince ‘Baklava yufkasında balkabağı’, ‘Ayva tart tatin’ ve ‘Elma ve dağ meyveli crumble’ tek kelimeyle muhteşemdi.
Ca’ d’oro’nun şarap kavı da oldukça zengin. Tüm dünya şaraplarından örnekler konmuş mönüye. Ancak birçok restoranda olduğu gibi yerli şaraplarda çok az marka var. Otuz şarap markası içinde sadece beşinden birer örnek koyma ve fiyatının da diğerlerine göre yüksek olması sanki biraz haksızlık gibi geliyor diğer üreticilere. Tabii bunun restoranla şefle ilgisi yok bir şirket politikası...

Yıldızı Yükselenler


Son yıllarda raflarda zincir marketlerde de görmeye başladığım Murat Bey markasının yöresel, geleneksel peynirler, ‘Naturena gurme’ serisi, tereyağı ve süzme yoğurt gibi ürün yelpazesi çok geniş. Murat Bey markasının ardında 46 yıl önce Ordu’dan İstanbul’a göç ederek Eminönü’nde ‘Karadeniz Gıda’ adlı küçük dükkânında tulum peyniri satan Bilal Erol var. 1990’lı yıllarda oğulları işin başına geçince toptancılık, üretim derken bu günlere gelmişler. Şimdi Kastamonu ve Uşak’taki üretim tesisleriyle sektörün önemli aktörleri arasındalar ve güvenilir bir marka olma yolunda hızla yol alıyorlar. Özellikle yöresel peynirlerini severek ve güvenle tüketiyorum.